Trump'ın Kudüs ile ilgili kararının Ortadoğu güvenliğine etkisi 
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i91523-trump'ın_kudüs_ile_ilgili_kararının_ortadoğu_güvenliğine_etkisi
Amerika başkanı Trump bu ülkenin büyükelçiliğini Tel Aviv'den işgal altında bulunan Kudüs kentine taşıma ve işgal altında bulunan Kudüs kentini İsrail'in başkenti olarak resmen tanıma üzerine aldığı " sorumsuzca" kararı, Ortadoğu için önemli sonuçları beraberinde getirecektir.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Aralık 08, 2017 05:09 Europe/Istanbul
  •  Trump'ın Kudüs ile ilgili kararının Ortadoğu güvenliğine etkisi
    Trump'ın Kudüs ile ilgili kararının Ortadoğu güvenliğine etkisi

Amerika başkanı Trump bu ülkenin büyükelçiliğini Tel Aviv'den işgal altında bulunan Kudüs kentine taşıma ve işgal altında bulunan Kudüs kentini İsrail'in başkenti olarak resmen tanıma üzerine aldığı " sorumsuzca" kararı, Ortadoğu için önemli sonuçları beraberinde getirecektir.

Şimdi sorulması gereken soru bu sonuçları ne olduğudur?

Her şeyden önce bu karar, tüm barış müzakereleri üzerine çizilen bir çizgi anlamındadır.  Gerçi barış müzakereleri uzun zamandan beri askıya alınmıştır, fakat tekrar başlaması gibi bir beklenti vardır.  Trump'ın kararı Filistinli tarafın siyonist rejim ile barış müzakerelerinden çekilmesi, başka bir ifade ile artık hiçbir barış müzakerenin pratikte  var olmaması anlamındadır.

Amerika  başkanı Donald Trump Amerika büyükelçiliğinin Tel Aviv’den işgal altındaki Kudüs'e taşıma kararının 2. Sonucu,  işgal altındaki topraklarda 2 devletli stratejinin yenilgisi anlamı da olacaktır, zira söz konusu stratejiye göre Filistin devleti de kurulacaktı.

Bu kararın bir başka önemli sonucunu,  Donald Trump'ın son bir sene içindeki sürede Ortadoğu’dan en ufak bir bilgi sahibi olmadığı gerçeğini ortaya koymasıdır.  Görünüşe göre Amerika başkanı Ortadoğu bölgesini sadece batıya bağımlı birkaç Arap yönetiminden ibaret olduğunu düşünüyor,  ki onlar da ülke içindeki zaafları nedeniyle Amerika ve İsrail'e karşı siyaset alanında her zaman  geri adım atmış bulunuyorlar.  Ortadoğu bölgesinde Arap Müslümanlar her zaman kendi istekleri ve liderlerinin izledikleri siyaset arasında çok büyük farklar olduğunu ispat etmiş bulunuyorlar.  Örneğin siyonist rejim İsrail ile barış anlaşmasını imzalayan ilk ülke olan Mısır'da halk 2011 yılında devrimden sonraki ilk girişimlerinin birinde Kahire'de siyonist rejim İsrail büyükelçiliğinin duvarını yıkarak büyükelçilik binasını kontrol altına aldılar.  Bu da Mısır halkının hiçbir zaman siyonist rejim İsrail ile barış anlaşmasını resmiyete tanımadığını, üstelik bu rejim ile ilişkileri kesmek için her zaman fırsat kolladığını gösteriyor.  Amerika başkanı Trump'ın Amerika büyükelçiliğini Tel Aviv’den işgal altındaki Kudüs kentine taşıma kararı, Ortadoğu Müslüman halkın öfkesi ve Amerika ile siyonist rejime karşı kıyamın ortamını oluşturdu.

Amerika başkanı tarafından alınan kararın 4. Sonucu ise Filistin konusunu bir kez daha "haşiyeden" çıkararak  Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin "metnine"  yerleşmesine sebep olmasıdır.  Aslında Trump’ın almış olduğu karar siyonist rejimin lehine sonuçlanmazken, sadece Ortadoğu değil hatta dünya çapında Filistin'e destek konusunda bir işbirliğine dönüşebilir.  Bu karara karşı dünya çapından genelen tepki bu gerçeği ortaya koyuyor.  Bu bağlamda siyonist rejim İsrail’in bazı Müslüman ülkelerdeki elçiliklerinin kapatılması da beklenilebilir. 

Trump’ın kararının 5. sonucu ise 1 Ekim 2015'te başlayan Kudüs intifadasının  güçlenmesi ve daha yoğun bir şekilde devam etmesini ya da yeni bir savaşın başlaması için ortam hazırlayabilmesidir. Bu bağlamda Filistin halkı geçen günlerde Amerika başkanının kararına tepki olarak Gazze ve Ürdün Nehri Batı yakasında büyük protesto yürüyüşleri düzenlediler.  Aslında Amerika başkanının bu kararı, siyonist rejime karşı Filistinlilerin vahdeti için ortam oluşturabilir.

Amerika başkanı Donald Trump'ın Amerika büyükelçiliği Tel Aviv kentinde işgal altında bulunan Kudüs kentine taşınmasına dair aldığı kararı,  Trump'ın aldığı kararlar ve sergilediği davranışların sonuçları hakkında  doğru bir şekilde düşünemediği,  üstelik başkanlık döneminden geçen bir yıl içinde hala işgal ettiği koltuğun konumunu doğru algılamadığını gösteriyor./