Suudi Arabistan ve Lübnan'ın ilişkileri, geriliyor
İzlenimler, Suudi Arabistan ile Lübnan'ın münasebetlerinin gerilme yolunda hareket ettiğini gösteriyor.
Lübnan'da geleneksel etkinliği olan ülkelerden biri olarak Suudi Arabistan ile Lübnan münasebetleri son aylarda, gerilmeye yüz tutmuştur. İkili ilişkilerdeki patlak veren gerilimin sebebi ise Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve Fars Körfezi Bakanı Samir Sübhan'ın hareketleri ve de Lübnan hükümetinin iç ve dış arenadaki bağımsızlık istemesidir.
2017 yılında Suudi Arabistan Veliaht Prensliğine atanan Muhammed Bin Selman, küçük Arap ülkelerini birer bağımsız ülke değil, Suudi Arabistan'ın uydusu olarak görüyor. Bu nedenle Suudi Arabistan'ın küçük Arap ülkelerinin iç işlerine "olumsuz müdahaleleri" tırmanmış bulunuyor ki bu da bu ülkelerin direnişine ve Riyad ile ikili münasebetlerinde gerilimin patlak vermesine neden olmuştur..
Bu durum, Katar ile Lübnan örneğinde zirveye çıkmıştır. Bin Selman Kasım 2017'de Lübnan Başbakanı Saad Hariri'yi Riyad'a çağırıp, el-Arabiye televizyonundan istifa mektubunu okutmaya zorladı. Ardından Hariri'yi iki hafta boyunca Riyad'da zorunlu ikamet altında tuttu. Ancak Lübnanlı yetkililer ve bazı bölge dışı güçlerin baskısıyla Suudi Arabistan, Hariri'yi serbest bırakmak zorunda kaldı.
Bin Selman, Hizbullah'a baskı yapmak ve Lübnan'da iç gerilim çıkarmak için bu girişimde bulundu. Ancak Seyyid Hasan Nasrullah'ın uyanıklığı, Suudi Arabistan'ın planını bozdu.
Hariri, Lübnan'a döndükten sonra istifasını geri çektiği gibi, Hizbullah'ın Lübnan'ın istikrar ve güvenliğindeki etkin rolüne başka deyişle, bu ülkenin iç bağımsızlığına vurgu yaptı. Bu gidişat, Muhammed Bin Selman ile Saad Hariri ilişkilerinde anlaşmazlığa neden oldu ve bazı ülkelerin arabuluculuk çabaları da sonuç vermedi.
Bu bağlamda, Lübnan el-Ahbar gazetesi 8 şubat tarihindeki sayısında, Mısır, BAE ve Kuveyt başta olmak üzere bazı Arap ülkelerinin Lübnan Başbakanı Saad Hariri ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman arasını bulma çabalarının sonuç vermediğini duyurdu.
Buna ilaveten, Muhammed Bin Selman'ın girişimlerinin yansıra Fars Körfezi İşlerinden Sorumlu Suudi Arabistan Devlet Bakanı Samir Sübhan'ın girişimleri de, Lübnan ile Suudi Arabistan'ın ilişkilerinin gerilmesi üzerinde etkili oldu.
Samir Sübhan'ın askeri kimliği ağır bastığı için görev yerindeki ülkelerde girişimleri her daim gerilime sebebiyet vermiştir.
Bu bağlamda işgal altındaki Filistin'de esaretin ardından serbest bırakılan Lübnanlı gazilerden Nebiye Avaze, Fars Körfezi İşlerinden Sorumlu Suudi Arabistan Devlet Bakanı Samir Sübhan aleyhinde Lübnanlılar arasında anlaşmazlık çıkarma ve halkı iç askeri çatışmaya tahrik etmek ve de Lübnanlılar'ın diğer ülkelerle ilişkilerini bozmaya çaba göstermek suçlamasıyla dava açmıştır.
Üzerinde durulması gereken başka bir konu ise, Suudi Arabistan yönetiminin küçük Arap ülkelerinin bağımsız dış politikasından rahatsız olması ve bu ülkelerin bağımsız dış politikaya sahip olmasını kabul etmemesidir. Buna göre, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin 31 ocakta Türkiye'ye yaptığı ziyaret ve Ankara yetkilileriyle görüşmesi, Suudi yetkilileri rahatsız etti; çünkü Suudi yönetim, Türkiye'nin Katar'a desteğinin Doha yönetiminin bu ülkeye yaptırım uygulayan 4 ülke karşısında daha cesaretli biçimde durmasına sebebiyet verdiğine inanıyor.
Bu doğrultuda, Suudi Arabistan'da yayınlanan İlaf gazetesi 5 şubatta yayınladığı bir haberde, bir Suudi yetkilinin son sıralarda bir Lübnanlı bakan ile görüşerek, Başbakan Saad Hariri'nin girişimleri ve Türkiye'ye yaklaşmasının ona pahalıya mal olacağı uyarısında bulunduğunu bildirdi.