Amerika devleti orta menzilli nükleer güçlerin anlaşmasının baş ihlalcisi
-
Amerika devleti orta menzilli nükleer güçlerin anlaşmasının baş ihlalcisi
Rusya federasyonu nükleer tehlikeleri hafifletme milli merkezi Başkanı Sergey Richkov bir açıklama yaparak, Amerika devleti stratejik silahların kısıtlanmasını amaçlayan orta menzilli nükleer güçlerin anlaşmasının ihlali sayılan füze savunma sistemlerini denemeye ve bu bağlamda bazı füzeleri üretmeye devam ettiğini belirtti.
Rusya federasyonu nükleer tehlikeleri hafifletme milli merkezi Başkanı Sergey Richkov açıklamasının devamında Amerika devletinin bu tür füzeleri tasarlamak, geliştirmek, üretmek ve denemekle aslında stratejik silahların kısıtlanmasını amaçlayan orta menzilli nükleer güçlerin anlaşmasını ihlal ettiğini ve ayrıca uluslararası yasaları çiğneyerek bu anlaşmaya yönelik ciddi tehdit oluşturduğunu, zira bu füzelerin söz konusu anlaşmada men edilen menzillerin düzeyinde nükleer başlık taşıyabilecek yetenekte olduklarını vurguladı.
Aslında stratejik silahların kısıtlanmasını amaçlayan orta menzilli nükleer güçlerin anlaşması 1987 yılında ve yerden fırlatılan balistik füzlerin veya 500 ila 5500 km menzilli cruise füzelerinin geliştirilmesi, konuşlandırılması ve denenmesinin yasaklanması için eski sovyetler birliği ve Amerika devleti yetkilileri tarafından imzalandı. Bu anlaşma daha sonra da 1988 yılında resmen yürürlüğe girdi.
Bu arada Amerika devletinin son bir yılda askeri ve nükleer stratejileri hissedilir oranda değiştiği belirtilmelidir. Bu değişim ve özellikle nükleer silahların yenilenmesine yapılan vurgu ise Rusya gibi nükleer güçlerin sert tepkisi ile karşılaşıyor. Rusya ve diğer nükleer güçler Amerika devletini uluslararası nükleer yasaları ve anlaşmaları ihlal ettiği konusunda uyarıyor ve aynı zamanda misillemede bulunuyorlar.
Amerika’nın yakın uzak mazisi, bu devletin uluslararası anlaşmalara ve yükümlülüklere pek önem vermediğini gösteriyor. Washington yönetimi çıkarları temin olmadığı gibi bahaneleri üreterek veya uluslararası anlaşmalardan tek yanlı tefsirleri ileri sürerek bu anlaşmalardan çekiliyor veya anlaşmalardaki yükümlülüklerini yerine getirmiyor.
Son iki yılda da Amerika uluslararası Paris iklim anlaşması, Pasific anlaşması ve İran ile imzalanan Bercam nükleer anlaşmasından çekildi ki bu da bu iddianın ispatı sayılır.
Amerika devleti yine tüm uluslararası yasaları ve BM güvenlik konseyinin kararnamelerini hiçe sayarak Afganistan ve ardından Irak topraklarına saldırdı. Her iki durumda BM kesinlikle bu saldırılara karşıydı, ama Amerika devleti tek yanlı uygulamaları ile dünyada güvensizlik ve istikrarsızlık sebebi oluyor.
Kuşkusuz Amerika Başkanı Trump’ın uluslararası anlaşmalara tek yanlı yaklaşımı ve anlaşmalardan çekilmesi, dünya barışı ve güvenliğine tehdit oluşturuyor.
Amerika’nın Dışişleri Bakanı eski yardımcısı Richard Murphy her ülke için bir anlaşmanın tek yanlı olarak bozulması anlaşmayı bozan ülke hakkında bazı kuşkulara yol açacağını belirtiyor.
Amerika Başkanı Trump’ın anlaşmalardan bu şekilde çekilmesi bu devletin niyetleri hakkında ciddi kuşkular uyandırıyor ve uzun vadede Amerika’nın itibarına ciddi darbe vuruyor.