Rusya’nın ABD’nin tek yanlı yaptırımları hakkında yorumu
-
Rusya’nın ABD’nin tek yanlı yaptırımları hakkında yorumu
Amerika devleti dış politika hedefleri doğrultusunda başka ülkelere her türlü tek yanlı illegal yaptırımları dayatma konusunda derin mazisi olan bir devlettir.
Gerçekte Amerikalı yetkililer başka ülkelere karşı şom hedeflerini gerçekleştirmek için bu ülkelere yaptırım dayatmayı ve sonuçta baskı uygulamayı etkili bir araç olarak görüyor. Gerçi Amerika’nın türlü siyasi, ticari, güvenlik ve hatta insan hakları bahaneleri ile başka ülkelere ve özellikle Washington’un rakibi sayılan ülkelere yaptırım dayattığı da belirtilmelidir.
Buna karşın bu yaptırımları dayatmanın görece sebepleri ne olursa olan, Amerika yönetiminin bu eğilimi sürdürmesi, tamamen beyaz sarayın çıkarlarını temin etmeye yönelik olduğu da açıkça ortadadır. Amerika yönetimi özellikle 20. Yüzyılda türlü bahanelerle türlü mali, ticari ve iktisadi yaptırımlarını düşmanlarına ve rakiplerine dayatma çerçevesinde yürüttüğü iktisadi savaştan azami derecede yararlandı.
Ancak tüm bu yaptırımlar aslında Amerika’nın politikaları ve uygulamalarına karşı çıkan ülkelere ve bu ülkeleri tehdit etmek amacıyla dayatıldığı da ortada duran bir başka gerçektir.
Amerika yönetimi 21. Yüzyıla gelindiğinde de daha şiddetli bir şekilde yaptırım dayatma eğilimini sürdürdü. Bugün Amerika’da işbaşında olan Donald Trump yönetimi yaptırım konusunda artık sadece Amerika’nın düşman telakki ettiği ülkeleri değil, hatta Washington’un en yakın ortaklarını bile yaptırımla tehdit etmeye başladı.
Bu konu hakkında bir değerlendirme yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Amerika yönetiminin Rusya ve diğer bazı bağımsız ülkelere karşı yaptırım dayatma silahına yönelmesinin sebebini, Amerika’nın gelecek yıllarda siyasi ve iktisadi kalkınması için gerekli olan kaynaklarda sıkıntı çektiği şeklinde ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova şöyle devam etti: Eğer beyaz saray Rusya federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti ve Kuzey Kore’ye karşı yaptırım uyguluyorsa bunun sebebi şu ki önümüzdeki dönemde kalkınmak için gerekli olan kaynaklarda sıkıntı çekiyordur.
Amerika yönetimi 2011 yılından itibaren Magnitski kanunu çerçevesinde Rusya federasyonuna yaptırım uygulamaya başladı ve 2014 yılında Ukrayna krizinin patlak vermesinden sonra da Moskova’ya karşı yeni mali ve iktisadi yaptırımları dayatmaya başladı.
Ağustos 2017’de ise Amerika Başkanı Donald Trump Katsa kanunu adında yeni bir yaptırım kanununu imzaladı. Bu kanunda da Moskova’ya karşı yeni ve geniş yaptırımlar öngörülüyordu. Bu yaptırımlar ise Rusya’dan başka Avrupalı petrol ve doğalgaz firmalarının projeleri üzerinde olumsuz etkisi oldu. Moskova yönetimi Amerika’nın bu yaptırımları dayatmakla Rusya’nın Avrupa’da doğalgaz piyasasındaki etkinliğini engellemeye çalıştığını belirtti. Rusya hali hazırda Avrupa doğalgaz piyasasının yüzde 30 kadarını kendi elinde bulunduruyor.
Amerika yönetimi Kuzey akımı 2 adlı doğalgaz boru hattı projesine karşı çıkarak kendi LPG ürününü Avrupa ülkelerine satmaya ve böylece Rusya’nın Avrupa doğalgaz piyasasındaki yerine ele geçirmeye çalışıyor.
Buna göre Amerika’nın Rusya federasyonuna yaptırım dayatmasının esas amacı, bazı iktisadi çıkarlara kavuşmaktır. Nitekim Amerika yönetimi ve kongresi için siyasi ve iktisadi hedeflerine ulaşmak için en uygun yöntem hedef ülkelere yaptırım dayatmaktır.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen gün yaptığı açıklamada Amerikalı yetkililerin yaptırım bağımlısı haline geldiğini, nitekim bu ülkenin dış ilişkiler tarihi de dünyada başka ülkelere en çok bu ülkenin yaptırım dayattığını ortaya koyduğunu belirtti.