Riyad zirvesinin boykotu; Suud hayallerine sıkılan son kurşun
https://parstoday.ir/tr/news/world-i119627-riyad_zirvesinin_boykotu_suud_hayallerine_sıkılan_son_kurşun
Son günlerde bir çok uluslararası şahsiyet, kurum ve kuruluş ve medya organının Arabistan’da düzenlenmesi ve Suudi Arabistan’da yabancı yatırımların ele alınması beklenen zirveye katılmayacaklarını açıklaması geniş boyutlara ulaştı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ekim 20, 2018 06:18 Europe/Istanbul
  • Arabistan
    Arabistan

Son günlerde bir çok uluslararası şahsiyet, kurum ve kuruluş ve medya organının Arabistan’da düzenlenmesi ve Suudi Arabistan’da yabancı yatırımların ele alınması beklenen zirveye katılmayacaklarını açıklaması geniş boyutlara ulaştı.

“Çöldeki Davos” adı ile ün yapan “Geleceğe yatırım girişimleri” konferansı aslında Suud rejiminin hazırladığı “2030” adlı hayal ürünü projesine yabancı sermaye cezbi yönünde sarfettiği çabaların bir parçasıdır. Konferansın 23 – 25 Ekim 2018’de Riyad’da düzenlenmesi bekleniyor.

Ancak bu konferansın bir çok uluslararası şahsiyet, kurum ve kuruluş ve medya organı tarafından boykot edilmesinin sebebi, Arabistanlı muhalif gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı’nın Arabistan’ın İstanbul konsolosluğuna girdikten sonra ortadan kaybolmasına gösterilen tepkidir.

Gerçekte Suud rejiminin icraatı gözden geçirildiğinde, bu rejimin terörist mahiyetiyle ilgili bir dizi yeni gerçekler ortaya çıkıyor. Lübnan’ın El Ahbar gazetesi “Cemal Abdulnasır’dan Cemal Kaşıkçı’ya” başlıklı raporunda Suud rejiminin muhaliflerine karşı suikast planlarının yeni boyutlarını ifşa etti. Rapor, Suud hanedanının muhaliflerine suikast düzenlemek ve ortadan kaldırmakta derin mazisi bulunduğunu gösteriyor. Raporda karşı tarafın Cemal Abdulnasır gibi gökte veya Cemal Kaşıkçı gibi konsolosluk içinde bulunması Suud rejimi için hiç bir farklılık arzetmediği vurgulanıyor. Gerçi Suud rejimi Cemal Abdulnasır’a yönelik bombalı suikast girişiminde başarılı olamadı, fakat bu tür girişimler bu rejimin terörist mahiyetini gözler önüne seriyor. Suud rejiminin Cemal Abdulnasır’a karşı suikast planı ifşa edildikten sonra Suud hanedanı Arap dünyasında rezil rüsva olmuştu.

Son dönemde Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman tarafından gerçekleşen ve uluslararası camiayı hayrete düşürmekle beraber kaygılandıran girişimlerden biri de Lübnan Başbakanı Saad Hariri’yi kaçırma ve ardından eline zorla istifa mektubu vererek El Arabiye kameralarının karşısında okutma olayıydı. Medyada bu skandal hakkında şimdiye kadar yayımlanan haberler ve raporlar, Lübnanlı yetkililerin Hizbullah hareketinin öncülüğünde Suud rejiminin Lübnan Başbakanı Hariri’yi kaçırma olayına karşı koyduğu kesin tavır olmasaydı, belki de bugün Saad Hariri’nin kaderi Cemal Kaşıkçı’nın başına gelenlerden farksız olmayacağını gösteriyor.

Arabistanlı muhalif gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı’nın sırra kadem basma olayının ifşa edilmesi, Suud hanedanı için ağır bedelleri söz konusu olmaya başladı. Bu maceranın ilk siyasi sonucu, Suud rejimi ve özellikle bu komplonun başında yer alan veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın uluslararası imajının yıkılmasıydı, öyle ki şimdi bin Salman’ın konumunun zayıflaması ve hatta azledilmesinden söz ediliyor.

Gerçekte Muhammed bin Salman art arda yaptığı siyasi hataları ile Suud hanedanını her geçen gün biraz daha zor duruma sürüklüyor. Nitekim şimdi de Kaşıkçı olayı, Suud rejimini haraca bağlayan Amerika için yeni bir bahaneye dönüşmeye başladığı gözleniyor. Gerçi Muhammed bin Salman her zaman Yüzyılın Anlaşması adlı şom plana destek vermek başta olmak üzere ağır çekler çekmeye hazır görünüyor, ancak belki de bu kez çekeceği çekin onu Kaşıkçı macerasından kurtarmaya gücü yetmeyeceği anlaşılıyor.

Bu maceranın bir başka sonucu, Suud rejimi ile Batı ilişkilerinde şimdiye kadar görülmemiş düzeyde büyük bir krize yol açma ihtimalidir. Nitekim Riyad’da düzenlenmesi beklenen Çöldeki Davos zirvesinin Batı tarafından boykot edilmesi, ileride atılacak başka adımların ilk adımı sayılabilir ve hatta Suud rejimi ve ekonomisine ağır yaptırımlara ve 11 Eylül 2001 olaylarının kurbanı için tazminat alınmasını öngören Jasta kanununun yeniden ihya edilmesinden daha ağır darbelere yol açabilir.

Gerçekte Suud rejimi 2030 kalkınma belgesi çerçevesinde hazırladığı projeler için gerekli olan sermayelerin bu zirveden çıkmasına büyük umut bağlamıştı. Suud rejimi böylece Kızıldeniz kıyılarında gerçekleştireceği bu projeleri Arabistan için büyük gelir kaynaklarına dönüştürmeyi hayal ediyordu.

Ancak, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ortaya çıkan durum, Suud hanedanı ve Muhammed bin Salman’ın hayallerine sıkılan son kurşun oldu.