Avrupalıların Suudi Arabistan’a Baskılarının Artması; Kamuoyunun Baskılarından Kaynaklanmış Bir Tepki
-
Cemal Kaşıkçı
Suudi Rejiminin en açık insan hakları ihlallerinden biri de ünlü Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğunda feci bir şekilde öldürülmesi olmuştur.
Cemal Kaşıkçı 2 Ekim tarihinde İstanbul’daki Suudi Arabistan konsolosluğuna girmişti ancak bir daha oradan dışarı çıkamadı. Suudi Rejimi Cuma 19 Ekim tarihinde 18 gün bu haberi yalanlayıp sessiz kaldıktan sonra sonunda uluslararası toplumun baskıları neticesinde Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan Konsolosluğunda öldürüldüğünü itiraf etmek zorunda kaldı. Suudi Arabistan’ın itiraf ettiği Cemal Kaşıkçı’nın acımasızca öldürülmesi küresel düzeyde kınamalara ve ciddi tepkilere neden oldu. Bu doğrultuda Avrupa üst düzey yetkilileri bu meseleyi eleştirdi. Buna rağmen kamuoyu ve muhalif partilerin baskısı Avrupa devletlerini Suudi rejiminin bu cinayeti karşısında daha ciddi önlemler almasına zorladı. Bu doğrultuda Danimarka devleti Perşembe günü Suudi Rejiminin Cemal Kaşıkçı olayında rol almasından dolayı Suudi Arabistan’a silah satışlarını askıya aldığını bildirdi.
Danimarka Dışişleri Bakanı Anders Samuelsen yayımladığı bildiride şunları kaydetti:” Danimarka devleti Cemal Kaşıkçı’ının öldürülmesi olayından dolayı Suudi Arabistan’a satılan askeri teçhizat ve silahların ihracatını askıya alma kararı almıştır. “
Sözkonusu karar, Avrupa Birliğinin diğer ülkelerinin dışişleri ile görüşmelerin ardından alınmıştır. Bu karara göre Suudi Arabistan ile yeni silah anlaşmaları da yapılmayacaktır. Şimdi Danimarka da Suudi Arabistan’a bazı ambargolar uygulayan ülkeler arasına girmiştir. Daha önce de Avrupa Birliği üyelerinden Almanya’nın Dışişleri Bakanı da bu Birliğin Berlin’in kararlarına uyarak Suudi Arabistan’a silah satışlarını durdurmasını istemişti.
Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi olayından sonra Almanya diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha sert bir tepki gösterdi. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Yemen’deki sivil insanların katliam edilmesinden dolayı Suudi Arabistan’a silah satılmamasını istedi. Buna rağmen Suudi Arabistan’a silah satan iki önemli ülkelerden olan Fransa ve Britanya Berlin’in bu kararına uymak istemedi. Fransa bu konuyu değerlendirdiğini ancak bu konuda hala bir karar almadığını belirtti. Gerçekte Avrupa’nın büyük devletleri Riyad ile geniş askeri ve silah alanında ilişkilere sahiptirler. Avrupa büyük devletleri insan haklarına büyük ilgi göstermelerini iddia etmelerine rağmen Suudi Arabistan’daki insan hakları durumuna ve Cemal Kaşıkçı’nın vahşice öldürülmesi ve Yemen’deki büyük cinayetler gibi Suudi Rejiminin insanlığa karşı suçları ve cinayetlerini göz ardı diyorlar.
Bu devletler maddi çıkarları ve özellikle de büyük silah fabrikalarının çıkarlarından dolayı Suudi Arabistan’daki insan hakları durumunu iyileştirmek ve Suudi Arabistan ve ortakları BAE’nin Yemen’deki insanlığa karşı cinayetleri durdurmak için hiçbir etkili adım atmamışlardır. Buna rağmen Avrupa’daki solcu partiler ve ayrıca Avrupa Parlamentosu Suudi Rejimi’ne karşı tepki gösterilmesini istiyor.
Bu doğrultuda Avrupa Parlamentosu bir süre önce çok sert bir karar yayımlayarak dört yıldır süren Suudi Koalisyonu’nun Yemen saldırısını kınadı. Bu kararda bütün Avrupa Birliği üyelerinin Suudi Arabistan ve BAE’ne silah ve askeri teçhizat satmaması istenmişti.
Bu karar, Avrupa Birliği üyeleri tarafından pek ilgi görmedi. Bunun sebebi de Suudi Arabistan’la olan ilişkilerin Avrupa ülkelerine mali çıkar sağlamasıydı.
Alman analist Thomas Jaeger bu konuda şöyle düşünüyor: Suudi Arabistan’ın Batılılar ve özellikle de Amerika’ya sağladığı mali çıkarlar göz önünde bulundurulduğunda Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi gibi insan hakları ihlalleri dosyalarının bu dostane ve çıkarcı ilişkileri sarsmayacağı ortadadır. “