Trump'ın Batı Avrupa'da Renkli Devrimlere İlgisi
Fransa Dışişleri Bakanı, Amerika Başkanı'nı Fransa içişlerine karışmaktan sakındırdı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Amerika Başkanı Donald Trump'ın son Tweet'ine tepki olarak şöyle dedi:" Ben ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Donald Trump'a şöyle bir şey söylemek istiyoruz: Biz Amerika'nın tartışmaları içinde yer almak istemiyoruz. Sessiz olun ve bizi ulusumuzla baş başa bırakın. Trump, Fransız siyasetine burnunu sokmamalı."
Amerika Başkanı Donald Trump birkaç gün önce Sarı Yelekliler diye tanınan Fransa'daki protestolarه propaganda aracı olarak kullanmak maksadı ile Twitter aracılığı ile şöyle bir mesaj paylaştı:" "Paris Anlaşması, Paris için pek de işe yaramıyor. Fransa'nın her yerinde protesto ve kargaşa var. İnsanlar doğayı koruma önlemi olarak üçüncü dünya ülkelerine büyük meblağlar ödemek istemiyor. 'Trump'ı istiyoruz' naraları atıyorlar."
Bu açıklamalar Fransa'nın üst düzey yetkilileri tarafından Trump'ın bu ülkenin içişlerine açık bir şekilde müdahalesi olarak değerlendirildi.
Görünen o ki Amerika'nın başka ülkelerin içişlerine karışma sevdası, artık Amerika'nın en yakın Avrupalı ortaklarını da kapsamıştır. Bundan daha önce Sovyetler Birliğinden ayrılan Cumhuriyetler ve Doğu Bloğu üyesi komünist ülkeler renkli devrimler tehlikesi ile karşı karşıya idiler. Ancak şimdi Washington'un yeşil kıtadaki ortakları da devrilme tehlikesi ile yakından karşı karşıya gelmişlerdir.
Daha önceleri Doğu Bloğundaki renkli devrimler George Soros gibi sermaye sahipleri insanlar tarafından desteklenen solcu liberal demokrasi kaynaklı olmuştu. Ancak hali hazırda Avrupa'nın Batısındaki renkli devrimler sağcı milliyetçi bir yaklaşım çerçevesinde Stephen K. Bannon gibi teorisyenlerin teorileri üzerinde inşa edilmektedir.
Daha önce de Amerika Başkanı Donald Trump İngiltere başkenti Londra'ya yaptığı tartışmalı ziyaretinde tam da Britanya hükümetinin Brexit'i tartıştığı bir sırada, istifa etmiş Dışişleri Bakanı Boris Johnson'un Theresa May yerine Britanya'nın başında olmasını istediğini belirtmişti.
Bu açıklamalar Donald Trump'ın Avrupa'daki sağcı grupları ve hareketleri desteklemesini bildirmekten çekinmediğini açıkça gözler önüne sermektedir. Avrupa kıtasındaki sağcı hareketlerin ve çevrelerin bir araya getirilmesi ve birleştirilmesi görevi ise Amerika Başkanı Donald Trump'ın eski stratejisti Stephen Bannon tarafından üstlenmiştir. Bu stratejist, komünizm döneminin stratejistleri gibi Enternasyonalizmin gerçekleştirilmesi yönünde bir misyonu üstlenmiştir. Aradaki fark ise Komünistlerin Kapitalizmi yok etme peşinde olduğu ancak bu muhafazakarların küreselleşmeyi yok etmeyi kendine misyon olarak seçtiğidir.
Her halükarda görünen o ki geçen yıllarda ekonomik krizlerden dolayı ortaya çıkan ve Atlantik'i geçerek Amerika'ya ulaşıp Donald Trump hükümetini doğuran Avrupacılığa karşı ulusalcılık dalgaları, şimdi daha büyük dalgalar halinde Avrupa'ya dönmektedir. Bu dalgalar uluslararasıcılık peşinde olan Angela Merkel ve Emmanuel Macron'un Almanya ve Fransa'daki hükümetlerini almak istiyor ve hatta Theresa May hükümeti gibi muhafazakar hükümetleri bile etkileyecek gibi görünüyor.
Başka bir deyiş ile son haftalara kadar Donald Trump'ın iki yıllık başkanlık döneminin bitmesini bekleyen Avrupalılar, hali hazırda kendileri yeni bir fenomen ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu yeni fenomen, Amerika hükümetinin protesto dalgalarını suiistimal ederek Batı Avrupa'daki renkli devrimleri yönlendirme çabaları olarak görülmektedir. Bu da Avrupa Birliği ve Avrupa'nın ortak para birimi Euro üzerine kurulu mali sistemi gibi çok taraflılığın kazançlarından olan başarıların yok edilmesi anlamına gelebilir.