Venezuela ve ABD’nin yıkıcı faaliyetleri ile mücadele
https://parstoday.ir/tr/news/world-i125015-venezuela_ve_abd’nin_yıkıcı_faaliyetleri_ile_mücadele
Latin Amerika’nın petrol zengini ülkesi Venezuela son bir kaç yıldır petrol fiyatlarında yaşanan düşüş yüzünden bir dizi huzursuzlukları tecrübe ediyor.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Şubat 02, 2019 16:02 Europe/Istanbul
  • Venezuela ve ABD’nin yıkıcı faaliyetleri ile mücadele

Latin Amerika’nın petrol zengini ülkesi Venezuela son bir kaç yıldır petrol fiyatlarında yaşanan düşüş yüzünden bir dizi huzursuzlukları tecrübe ediyor.

Bu huzursuzluklar petrol fiyatlarının düzelmemesi, başını almış durmak bilmeyen enflasyon, yoksulluk, geçim sıkıntısı, iktisadi sorunlar, gıda maddeleri krizi gibi etkenlerin yüzünden daha da şiddetlendiği gözleniyor.

 

Bu arada başta Amerika olmak üzere dış odaklarca geniş çapta destek gören Venezuela’da muhalefet in varlığı bu ülkede geniş çaplı itirazların ve protesto eylemlerinin düzenlenmesine katkı sağlıyor. Muhalifler Amerika’nın doğrudan destekleri ve yardımları ile organize olup Venezuela’nın solcu ve yasal Cumhurbaşkanı Nikolas Maduro’yu devirmeye çalışıyor. Latin Amerika meseleleri uzmanı Hadi Alami Feriman şöyle diyor: ABD solcu ve sosyalist yönetimleri kendisinin bir numaralı düşmanı biliyor ve bu ideolojiyi yok etmek için her şeyi yapıyor. Şimdiki şartlarda Venezuela’da muhalefet kanadı Amerika ve müttefiklerinin destekleri ile solcu Maduro yönetimini devirmek için çabalarını arttırdığı gözleniyor.

 

Nikolas Maduro’nun ikinci dönem cumhurbaşkanlığı 10 Ocak 2019’da başlaması, Venezuela’da protestoların şiddetlenmesinde bir dönüm noktası oldu. Maduro’nun yemin töreni ile birlikte Amerika yönetimi Maduro’yu diktatörlükle suçlayarak yeni yönetimini tanımadığını ilan etti. Amerika ve müttefiklerinin bu tutumunun ardından Venezuela milli kongresi adlı muhalefet teşekkülün lideri olan 35 yaşındaki Juan Guaido da anormal bir çıkış yaparak Maduro’nun cumhurbaşkanlığını gayri meşru ilan etti ve Venezuela ordusundan bu ülkede demokrasinin yeniden kurulması tabir ettiği sürece destek vermesini istedi. Guaido bununla da kalmadı ve 23 Ocak’ta kendini Venezuela Cumhurbaşkanı ilan ederek yemin etti. Amerika ve müttefikleri hemen bu hareketi destekleyerek Guaido’yu Venezuela’nın Cumhurbaşkanı olarak tanıdıklarını ilan etti.

 

Latin Amerika meseleleri uzmanı Mansur Muazzami şöyle diyor: Amerika, Avrupalı müttefikleri ve bazı latin Amerika ülkeleri kendini Venezuela’nın geçici Cumhurbaşkanı ilan eden birine destek verdiklerini ilan ederek çok tehlikeli bir bidate zemin oluşturdular. Eğer uluslararası camia uygun tepki vermezse, bu tehlikeli bidat başka ülkelere de bulaşabilir ve bu da demokrasi ruhuna ciddi zarar verir.

 

Venezuela’nın muhalefet kanadı, Amerika ve müttefiklerinin Cumhurbaşkanı Maduro’yu gayri meşru ilan etmeleri, 2018 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerinde oyların yüzde 68 kadarını kazanarak Cumhurbaşkanı seçildiği halde gündeme geliyor. Şimdi de ülkenin tüm iktisadi sıkıntıları ve siyasi gerginliklerine karşın Venezuela halkının kahir çoğunluğunun yanı sıra bu ülkenin silahlı kuvvetleri de Maduro’yu desteklediklerini ilan ettiler.

 

Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Piedinho Lopez 25 Ocak tarihinde ülkenin üst düzey askeri komutanları ile birlikte Nikolas Maduro’yu Venezuela’nın yasal Cumhurbaşkanı ilan etti ve Maduro’yu her türlü darbeye karşı savunacaklarını vurguladı.

Bu gelişme, Venezuela ordusu Maduro’yu yalnız bırakmadığını ortaya koymakla beraber bu ülkede güç ve hakimiyetin halâ Maduro’nun elinde bulunduğunu gözler önüne serdi.

 

Amerika devleti 1999 yılında Venezuela’nın merhum Cumhurbaşkanı Hugo Chavez iktidarın başına geçtikten sonra bu ülkenin solcu yönetimini zayıflatmaya ve hatta devirmeye çalıştı. Gerçekte Chavez ve Maduro’nun sömürü karşıtı söylemleri ve özgürlükçü duruşları bir yandan ve Venezuela’nın zengin petrol kaynakları öbür yandan Amerika yönetimini Maduro’nun muhaliflerini desteklemek ve protesto eylemlerini organize etmekle Maduro’yu devirmeye ve Batı yandaşı sağcı bir iktidarı işbaşına getirmeye yöneltiyor.

 

Latin Amerikalı uzman Amiro Fonz 24 Ocak’ta Press TV’ye verdiği mülakatta şöyle dedi: Amerika devletinin Maduro’yu diktatörlük gibi yaftalarla suçlamasının sebeplerinden biri, Maduro’nun emekçi ve işçi sınıfının temsilcisi olması ve Washington ve Trump’ın çıkarlarına aykırı hareket etmesidir. Eğer petrol zengini Venezuela kalkınırsa, Amerika’nın latin Amerika bölgesi üzerindeki hakimiyetine karşı potansiyel bir tehdit olacağı kesindir.

 

Amerika’nın Venezuela’ya karşı politikası iç ve dış boyutlar olmak üzere iki boyutu söz konusudur. İç boyutta Amerika’nın politikası Venezuela’nın solcu yönetimini devirmek için açık gizli muhalefet kanadını desteklemeye yöneliktir. Bu çerçevede Amerika ve latin Amerika bölgesindeki müttefikleri resmen Venezuela’da muhalefet kanadını desteklediler.

Dış boyutta ise Washington yönetimi Venezuela’ya dayattığı yaptırımları sürdürüyor ve böylece Karakas yönetimini zayıflatmak ve halkın hükümetten hoşnutsuzluğunu körüklemek istiyor.

 

Washington yönetimine göre Venezuela’da iç muhalefet ve dıştan dayatılan yaptırımlar sonunda Maduro yönetimini devirebilir. Gerçi Washington hatta Maduro’nun tamamen ortadan kaldırılmasını istiyor. Maduro 29 Ocak Salı günü ABD Başkanı Donald Trump Colombia hükümetine bu ülkenin mafyasını kullanarak kendisini ortadan kaldırma yönünde talimat verdiğini açıkladı. Maduro başına bir şey geldiği takdirde bu durumdan Trump ve Colombia Cumhurbaşkanı İvan Duke sorumlu olacaklarını belirtti.

 

Görünen o ki, Washington yönetimi Venezuela’da şartları kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek için elindeki tüm kozları kullanmak istiyor. Hali hazırda Trump yönetimi Maduro’ya karşı hasmane tutumunda yaptırımları dayatmak ve Venezuela’nın mal varlığını bloke etmek gibi yarı sert gücü ve askeri güçten yararlanarak muhtemel askeri müdahalede bulunma gibi sert gücünü kullanmayı göz önünde bulunduruyor.

 

 

Venezuela ile iktisadi savaş doğrultusunda Washington yönetimi ağır yaptırımlar uygulamayı ve böylece Maduro’nun mali kaynaklarını kurutmayı ve ayrıca Venezuela halkına baskılarını arttırmayı gündemine almış bulunuyor. Amerika’nın Venezuela’ya karşı uygulamaları, bundan bir süre öncesinden bu yana Maduro Washington’un Karakas’a karşı hasmane politikaları ve ticari savaş dayatması konusunda uyarıda bulunduğu bir sırada gündeme geliyor.

 

Washington yönetimi son yıllarda Venezuela’ya karşı yaptırım politikasını gündeme aldı ve bu politika Karakas yönetimini iktisadi baskı altında tuttu. Buna karşın Cumhurbaşkanı Maduro Rusya ve Çin gibi ülkelerle iktisadi ortaklığını geliştirmek ve bazı iktisadi programları uygulamakla ülkesinin iktisadi şartlarını bir nebze olsun kontrol altına almayı başardı. Ancak enflasyon oranının yükselmesi, temel gıda maddeleri ve ilaçların kıtlığı ve yoksulluğun tırmanması, halk arasında hoşnutsuzluğu körükledi ve bu da muhaliflere Venezuela’da hedeflerine ulaşma bahanesi oldu.

 

BM eski özel raportörü Alfred de Zayas 28 Ocak’ta Independent gazetesine verdiği mülakatta şöyle dedi: Amerika’nın Venezuela’ya dayattığı yaptırımlar illegal ve uluslararası yasalara göre beşeriyete karşı suç sayılır. Gerçekte bu yaptırımlar ülke ekonomisine zarar vermiş ve Venezuela halkını mahvetmiştir.

 

Gerçekte Washington yönetimi Venezuela’nın gelir kaynaklarının yolunu tıkamak ve bu ülkenin mal varlığını bloke etmekle Karakas yönetimine baskıları arttırmaya çalışıyor. Üstelik Trump yönetimi Venezuela devletinin gasp edilen mal varlığını, Maduro’yu devirmek üzere muhaliflerin lideri Guaido’ya vermek istiyor. Buna karşın Venezuela yönetimi Amerika’nın yeni petrol yaptırımları ile mücadele için başta Amerikalı rafineri firmaları olmak üzere petrol alıcılarına yeni anlaşmalar imzalamaları için yeni öneriler sunuyor.

 

Latin Amerika meseleleri uzmanı Gabrial Hotland ise 28 Ocak’ta Russia Today TV kanalına verdiği mülakatta şöyle dedi: Amerika devletinin Venezuela halkı için refah getirmek istediğine inanmak çok zor. Aslında Venezuela halkı Maduro yönetiminin icraatı yüzünden acı çekmiyor. Asıl son 18 ayda Amerika’nın Venezuela’ya dayattığı yaptırımlar bu ülkenin gelirlerini olumsuz etkiledi ve halka hizmet sunulmasını zorlaştırdı.

 

Amerika yönetiminin Venezuela’nın durumunu etkileme yönündeki çabalarının bir başka boyutu, bu ülkeye askeri müdahale ihtimaliyle ilgilidir. Amerikalı yetkililer şimdiye kadar birçok kez Venezuela’nın kritik durumu konusunda tüm seçeneklerin masada olduğunu açıkladılar, ki bu da bir nevi Maduro yönetimini devirmek için askeri güce başvurma ihtimaline işaret ediyor. Gerçi bu konu en başta Maduro’ya destek veren Rusya yönetiminin sert tepkisi ile karşılaştığı biliniyor. Bu doğrultuda Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergey Riabekov geçen gün Batılı ülkeleri Venezuela’ya her türlü askeri müdahale düşüncesi konusunda uyardı.

 

Aslında Moskova yönetiminin Amerika’nın Venezuela’ya muhtemel askeri müdahalesine tepkisi, bu konuda bazı işaretlerin belirmesinin ardından gündeme geldi. Beyaz sarayın milli güvenlik danışmanı John Bolton’un 28 Ocak Pazartesi günü Venezuela’ya yeni iktisadi yaptırımları açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında yaşanan bir gelişme, Washington’un Venezuela yönetimini değiştirmek için askeri müdahaleye başvurma ihtimalinin güçlü olduğunu gösterdi.

 

John Bolton basın toplantısında Venezuela’nın petrol ve doğalgaz firmasına uygulanacak yeni yaptırımları açıkladı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da belirttiği üzere Venezuela konusunda tüm seçenekler masada olduğunu tekrarladı.

Ancak basın toplantısından bir saat sonra Bolton’dan yanında bir kağıdın üzerinde Colombia’ya 5000 asker ibaresi yazılı bir fotoğraf yayımlandı. Bu fotoğraf sosyal paylaşım sitelerinde, Amerikalı askerlerin Venezuela ile ortak sınırı bulunan Colombia’ya sevk edileceği spekülasyonunu gündeme getirdi. Gerçi Colombia yönetimi bu ihtimali reddetti.

 

Amerika kıtasında yer alan ülkelerin arasında imzalanan bir anlaşmaya göre hiç bir ülke bir başka ülkede askeri güç konuşlandıramaz. Buna göre Amerika Colombia’ya asker gönderdiği takdirde bu anlaşmayı ihlal etmiş olur. Ancak buna karşın Amerika’nın Venezuela yönetimini tehdit etmeye devam ettiği gözleniyor. Beyaz saray milli güvenlik danışmanı John Bolton Karakas yönetimini muhaliflerin lideri Juan Guaido’yu tutukladığı takdirde çok vahim sonuçları beklemeleri gerektiği yönünde tehdit etti.

 

Her halükarda Amerika devletinin bu tutumu uluslararası yasalara aykırı ve bağımsız bir ülkenin içişlerine doğrudan müdahaledir. Bu yüzden Rusya, Çin, Meksika, Küba, Bolivya, Türkiye ve İran gibi dünyanın birçok bağımsız devleti Amerika’nın bu tutumunu kınayarak Washington’un muhalifleri desteklemesini BM bildirgesine ve ülkelerin egemenlik hakkına saygı ilkesine aykırı ilan ettiler.