Bin Salman’ın Pakistan ziyareti; Yeni bir hezimet daha
S. Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Pakistan ziyareti, bu ülkeye yabancı bir devlet adamının yaptığı belki de en masraflı ziyaret oldu. Bu ziyaret çeşitli açılardan Pakistan’da siyaset ve medya çevrelerinin eleştirileri ile karşılaştı.
Gerçi Muhammed bin Salman bu ziyareti esnasında S. Arabistan’ın Pakistan’da 20 milyar dolar yatırım yapmasını öngören sözleşmelere ve anlaşmalara imza attı, fakat bu bile onun kanlı elini temizlemeye ve cani ve terörist imajını düzeltmeye yetmedi.
Suud rejimi Pakistan’da güç bileşenleri arasında en temel bileşen olan Pakistan ordusu ile çok iyi ilişkileri bulunuyor. Siyaset meydanında da Suud hanedanı geleneksel olarak Müslim Lig Navaz partisi ile iyi ilişkileri olmuş ve bu partiyi desteklemiştir.
Ancak S. Arabistan’da Muhammed bin Salman veliaht prensi olarak seçildikten sonra yaklaşık son iki yılda bin Salman’ın ilişkileri artık Müslim Lig Navaz partisi ile tanımlanmıyor ve Muhammed bin Salman’ın ilişkilerini 2018’in sonlarına doğru genel seçimlerle iktidarın başına geçen Pakistan Başbakanı İmran Han’ın liderliğindeki Tahrik-i İnsaf partisi ile düzenlemeyi tercih ettiği anlaşılıyor.
Öte yandan Tahrik-i İnsaf partisi lideri ve Pakistan başbakanı İmran Han başta Pakistan askeri istihbaratı ISI olmak üzere Pakistan ordusunun tam desteğinden yararlanıyor. Gerçekte Muhammed bin Salman Pakistan ordusu ve hükümetinden en iyi biçimde yararlanmak için İmran Han’ı mali açıdan tatmin ederek bu ülkeye yönelik politikalarını gütmeyi tercih ettiği anlaşılıyor.
Bu arada yaklaşık iki hafta önce Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman Pakistan’da çeşitli halk kesimleri, siyasi partiler, düşünürler ve siyasi şahsiyetlerin genel itirazları ve muhalefetlerine karşın bu ülkeyi ziyaret etti. Bu ziyaretin en önemli sebepleri, Suud rejiminin başta IŞİD terör örgütü ve Suriye ve Irak topraklarında işlediği cinayetleri doğrudan desteklemesi, Muhammed bin Salman’ın Yemen’e haksız bir savaşı dayatması ve bu ülkede masum kadınları ve çocukları katletmesi ve bu arada Pakistan’ı da bu savaşa bulaştırmaya çalışması, Riyad rejiminin Bahreyn’de zalim Halife rejimini ve bu ülkede özgürlükçü halkı katliam etmesini desteklemesi, Muhammed bin Salman’ın siyonist rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları ve Pakistan’ı da bu süreçte kendi yanına çekme gayretleri ve son olarak Pakistan halkının İslamabad yönetiminin Suud rejimine masum Yemen halkının katliamına ortaklık etmesine karşı çıkması şeklinde sıralanabilir.
İslami dayanışma konseyi genel sekreteri yardımcısı Seyyid Sakıp Ekber ise bu konuda şöyle diyor:
İmran Han yönetimi S. Arabistan hiç bir zaman Pakistan’ın dostu olmadığını bilmesi gerekir. İmran Han yönetimi milletin sesini duymalıdır. Bugün İslam dünyası hakla batıl arasında bölünmüştür ve eğer biz S. Arabistan’ın yanında yer alırsak, bunun anlamı, batılın yanında yer almış olmaktır. Bugün Müslümanlar ister Şii ister Sünni, kınından çıkmış ve Müslümanların boynunu hedef almış Suud adındaki bu kılıçtan çok musibetler çekmiştir.
Bu arada Pakistan halkı da bir nevi İmran Han yönetiminin Muhammed bin Salman’ı ağırlamasına itiraz ediyor. bu itirazın en önemli sebeplerinden birini İmran Han’ın seçim kampanyalarında giderlerde tasarrufa gitme sözüne aykırı hareket etmesi şeklinde ifade etmek mümkün. Zira İmran Han sade yaşamak ve kamu giderlerinde tasarrufa gitmek gibi sloganlarla iktidarın başına geldi.
Öte yandan İmran Han yönetimi İslam ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmekte dış politika alanında dengeli hareket etmemesi ve son olarak Muhammed bin Salman’ın Pakistan ziyareti sırasında geniş çapta özel korumalarından yararlanması ve Pakistan’da güvenlik sistemini aşağılaması, Pakistan halkının itirazlarının diğer bazı gerekçeleridir.
Pakistan yönetimi S. Arabistan ve BAE’inden aldığı mali yardımları bu iki ülke ile ilişkilerini geliştirmenin en önemli gerekçesi olarak görüyor. Nitekim İmran Han iktidarın başına geçtiği altı aylık süre içerisinde bir kaç kez S. Arabistan’ı ziyaret etmesi de bölgesel politikalarında bu ülkeyi eksen olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Ancak muhalifler bu politika Pakistan ekonomisini S. Arabistan’a daha da bağımlı hale getirdiğini savunuyor.
Buna göre İslamabad yönetimi karşıtları defalarca İmran Han’ı S. Arabistan ile ilişkileri bu şekilde geliştirmenin sonuçları hakkında uyardıkları gözleniyor. Muhalifler Suud rejimi Pakistan’da şu amaçları takip ettiğini belirtiyor:
Pakistan ordusunu ve yönetimini Suud hanedanının çıkarları ve hedefleri doğrultusunda kendi elinde tutmak, Pakistan ordusunun kapasitelerinden Yemen savaşında Yemen milletine karşı daha fazla yararlanmak, İran’ın bölgede nüfuzu ile mücadele etmek, İran ve Pakistan sınırlarını güvensiz hale getirmek. Nitekim S. Arabistan’da Muhammed bin Salman iktidarı ele geçirdiği ve teröristlere açıkça destek vermeye başladığı günden bu yana İran ve Pakistan ortak sınırlarında güvensizlik şartları kötüye gittiği gözleniyor.
Bunun en son örneği Muhammed bin Salman’ın Pakistan ziyareti arifesinde Sistan ve Bulucistan eyaletinde İranlı askerleri taşıyan servis otobüsüne intihar saldırısı düzenlenmesiydi. Teröristler bu cinayetleri ile Muhammed bin Salman’a yalakalık etmek ve böylece daha fazla mali desteğinden yararlanmak istediler.
Pakistan’da Ehl-i Sünnet cemaati üyelerinden müftü Muhammed Haydar bu konuda şöyle diyor: Suud hanedanı haremeyni şerifeyn hademeleri değildir. Onlar Amerikan dolarlarının kölesi ve İslam dünyasına musibetler dayatan siyonistlerin uşaklarıdır. Bugün tüm Müslümanların kalbi Hicaz toprakları için atıyor, ancak artık tüm Müslümanlar da Suud hanedanının ihanetlerini öğrenmiş bulunuyor.
Çin’in başta Pakistan’da Gwadar limanı olmak üzere bölgede nüfuzu ile mücadele etmek, S. Arabistan’ın Pakistan’da yatırım yapmasının bir başka amacıdır. Gerçekte Suud rejimi Gwadar limanında rafineri inşaatı gibi çeşitli projelere yatırım yaparak ABD’nin planları doğrultusunda Çin’in bu bölgede yatırımlarını etkilemeye ve böylece Çin’in Pakistan’da yatırım yaparak bu ülkede nüfuzunu arttırmaya mani olmaya çalışıyor.
Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Pakistan ziyaretinin belki de en önemli amacı, S. Arabistanlı gazeteci yazar Cemal Kaşıkçı’nın Türkiye’de bin Salman’ın infaz takımı tarafından katledilmesi yüzünden bozulan imajını düzeltmektir. Bundan başka Muhammed bin Salman mazlum Yemen milletinin kanını akıttığı için de İslam dünyasında eli kanlı bir cani ve bölgede savaş çığırtkanlığı yapan biri olarak biliniyor. Bu yüzden Muhammed bin Salman Pakistan ziyareti ve bu ülkeye geniş mali yardımları ile bir yandan kendini Pakistan ekonomisinin kurtarıcısı göstermeye ve öbür yandan da yıkılan imajını düzeltmeye çalışıyor.
Müslümanların vahdet konseyi üyesi Şeyh Zagim Abbas ise Pakistan halkının Muhammed bin Salman’ın ziyaretine itiraz etmelerini şöyle değerlendiriyor:
Pakistan halkının muhalefetinin anlamı şu ki biz uyanığız ve gözümüz Fars körfezi işbirliği konseyine üye ülkelerin paralarında değildir. Suud rejimi barbarca cinayetler işliyor ve bu yüzden biz İslamabad yönetiminden Suud rejimi ile ilişkilerine son vermesini istiyoruz. Böylece Riyad elebaşıları Müslümanlar onların terör eylemlerine karşı sessiz kalmayacağını anlayacaktır.
Pakistan halkının geniş itirazları, Suud veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın Pakistan ziyaretinde ulaşmak istediği hedeflerine ulaşamadığını ortaya koyduğu gibi, bu zatın Pakistan halkının gözünde menfur ve terörist yandaşı biri olduğunu da gösterdi.
Muhammed bin Salman Pakistan ziyareti sırasında gövde gösterisi yapmak istedi, fakat Endonezya ve Malezya ziyaretlerini iptal etmek zorunda kalması ve Pakistan halkının tırmanan itirazları bin Salman’ın bu işte de başarılı olamadığını ortaya koydu.
Gerçekte Muhammed bin Salman Pakistan halkının Mekke ve Medine’ye yönelik aşkı yüzünden bu insanların dini duygularının dalgasına binerek ve ayrıca “Dolar diplomasisi” ile Pakistan halkının desteğini kazanmayı umuyordu, oysa Pakistan halkı sergilediği tepki ile Suud rejiminin özellikle S. Arabistan’da çalışan başta kadınlar olmak üzere Pakistanlılara karşı zalimane ve insanlık dışı davranışını asla tahammül etmeyeceğini gösterdi.