Almanya’dan Bercam Nükleer Anlaşmasına Bağlı Kalmak Vurgusu
-
Bercam
Bercam Nükleer Anlaşması 14 Temmuz 2015’te İran ve 5+1 Grubu arasında imzalandı. Bu anlaşma 16 Temmuz 2016’da uygulanmaya başlandı. Avrupa Birliği ve Almanya, Fransa ile Britanya’dan oluşan Avrupa Troykası ise bu uluslararası anlaşmayı, küresel güvenlik ve barışın korunması için örnek çok taraflı bir anlaşma olduğuna vurgu yaptılar.
Bu doğrultuda Almanya bir kez daha Bercam Nükleer Anlaşmasına bağlı kalmaya vurgu yaparak, başka Avrupa Birliği ülkeleri ile beraber, Amerika’nın İran’ın petrol satıcılarına verilen muafiyeti uzatmaması kararını değerlendireceklerini bildirdi.
Almanya hükümeti sözcü yardımcısı Ulrike Demmer Berlin’deki basın toplantısında, Almanya’nın Amerika’nın İran petrolü alıcılarına yönelik kararını değerlendirmeye aldığını ve başka Avrupa Birliği üyeleri ile de bu kararın yan etkilerini ele almaya koordine sağlamaya çalıştığını bildirdi.
Demmer, Bercam Nükleer Anlaşmasının İran ile meşru ticaret şeklini, uluslararası ve Avrupa Birliği kurallarına uygun olarak kolaylaştıracağına değinerek şöyle dedi:” Almanya Federal Hükümeti ve Avrupa Birliği İran ile varılan nükleer anlaşmaya bağlıdır.”
Almanya’nın da içinde olduğu Avrupa Troykası bakış açısından Amerika’nın İran’a karşı yaklaşımı uluslararası kurallar ve hukuka aykırı olmasının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenlik ve barışı da tehlikeye atarak, çatışmalar ve karşılaşmalar ihtimalini de arttırmaktadır. Böylece her daim bu uluslararası anlaşmanın feshedilmesi ve İran’a baskıların arttırılmasından yana olan Amerika’nın aşırı isteklerine ve Washington’un tek taraflı yaklaşımına karşı, Avrupalılar bu önemli anlaşmanın korunmasından yanadırlar.
4+1 Grubu Amerika’nın İran’ın Bercam Nükleer Anlaşması maddelerini yerine getirmediği iddialarının aksine İran’ın Bercam Nükleer Anlaşmasındaki tüm sorumlulukları ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini düşünüyor, bu anlaşmanın, bölgesel ve uluslararası arendaki çatışmaları ve gerilimleri önlemek gibi önemli hedefine vardığını savunuyorlar.
Tabii Alman yetkili, bu anlaşmanın, İran’ın nükleer silahlar elde etmesini de ciddi şekilde önlediğini iddia etmiştir. Demmer’in sözleri İran’ın her daim nükleer silah peşinde olmadığı bir sırada öne sürülmektedir.
Bercam Nükleer Anlaşmasının uygulanmasında gözlemci kurum olan UAEK da defalarca İran’ın bu anlaşmanın maddelerine bağlı olduğunu ve İran’ın askeri nükleer faaliyetlere yöneldiğine dair hiç bir belirti olmadığını vurgulamıştır. Böylece bu Alman makamının iddiası da tıpkı Amerika ve Siyonist Rejim tarafından ortaya atılan iddialar gibi geçersizdir.
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Yukiya Amano bu husustaki son BM Güvenlik Konseyi’ndeki tutumunda, bir kez daha İran’ın Bercam Nükleer Anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirdiğine vurgu yaparak şöyle dedi:” 2009 yılından beri İran’ın nükleer faaliyetlerinde hiçbri çarpıklık görülmemiştir.”
UAEK Ocak 2016’dan beri, İran’ın Bercam Nükleer Anlaşmasından doğan bağımlılıklarını yerine getirmesini denetlemekle görevlendirilmiştir.
Amano’nun da vurguladığı gibi İran bu yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmektedir. Yukiya Amano ayrıca bu kurumun tüm denetçilerinin İran’daki tüm siteler ve mekanlara erişim sağlayabildiğini de itiraf etti.
Trump Mayıs 2018’de tek yanlı bir şekilde Bercam Nükleer Anlaşmasını terk edip daha önce bu anlaşmanın yapılması ile ortadan kalkan İran’a karşı yaptırımları iki aşamalı olarak Ağustos ve Kasım 2018’de yeniden yürürlüğe soktu. Trump’ın bu girişimi bu anlaşmaya taraf olan diğer ülkeler tarafından şiddetle eleştirildi. Almanya gibi 4+1 Grubu üyeleri ise Bercam Nükleer Anlaşmasının korunmasına, İran ile işbirliklerin devam etmesine ve Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarının etkilerinin azaltılmasına yöntemler bulunmasına vurgu yapmaktadırlar.