Amerika'nın Venezuela'ya Karşı Yaptırımlarının Başlaması
-
ABD-Venezuela
Amerika, Barack Obama ve Donald Trump başkanlıkları döneminde Venezuela'daki solcu hükümetin zayıflatılması ve devrilmesi yaklaşımını ciddi şekilde izlemeye başladı.
Trump hükümeti Venezuela solcu hükümeti ve Nicolas Maduro'ya baskı yapmak için ekonomik araçlardan yaralanmaya, aynı zamanda da askeri müdahalede bulunma tehditlerine yöneldi.
Baskıların artırılması doğrultusunda, Amerika'nın Venezuela'ya karşı petrol yaptırımları Pazar günü Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun zayıflatılması amacı ile uygulanmaya başlandı. Washington Venezuela aleyhinde yeni yaptırımlar hayata geçirerek, Amerikan şirketlerinin bu ülkenin milli petrol şirketinden petrol alımını yasakladı. Ayrıca başka ülkelerin ve yabancıların da Amerika'nın bankacılık sistemini kullanarak Venezuela petrolünü alması halinde de onlara Amerikan hükümeti tarafından ceza yazılacaktır.
Donald Trump tarafından bildirilen bu yaptırımlar, Maduro hükümetinin devrilmesinin hızlandırılması ve başına buyruk bir şekilde kendini Venezuela Cumhurbaşkanı olarak ilan eden Muhaliflerin lideri Juan Guaido'nun sözde cumhurbaşkanlık makamının pekiştirilmesi hedefi ile gerçekleşti. Amerika Hazine ve Maliye Bakanı Steven Mnuchin Ocak 2019'da Amerika'nın Venezuela da Petroleos-PDVSA adı ile bilinen Venezuela milli petrol şirketini ambargoya tabi tuttuğunu bildirdi. Bu konuya tepki olarak Venezuela hükümeti de Amerika'yı uluslararası mahkemelere şikayet edeceği tehdidinde bulundu. Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun belirttiğine göre " Washington elindeki tüm siyasi ve ekonomik araçlardan Maduro hükümetine baskı uygulamak için yaralanacaktır. "
Daha önce Venezuela Amerika'ya bir milyon varil petrol ihraç ediyordu. Böylece Venezuela petrol gelirinin yüzde 75'i Amerikan müşterilerine satılan petrolden elde ediliyordu. Toplamda Venezuela ekonomisinin yüzde 96'ısı petrol gelirlerine bağlı olup Maduro'nun belirttiğine göre bu ülke, şimdiye dek Amerika'nın ekonomik yaptırımlarından dolayı 30 milyar dolar kadar zarar görmüştür.
Maduro, Çin ve Rusya'nın destekleri ile Amerika yaptırımları karşısında direnmeye devam edeceğini ümit ediyor. Venezuela halkı ve ordusu ise defalarca ülkenin yasal cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'yu desteklediklerini belirtmişlerdi.
Son aylarda Amerika ve ortakları, Venezuela hükümetine karşı geniş çaplı psikolojik savaş başlatmasına karşın, ağır yaptırımlar uygulayıp Venezuela ordusunun komutanlarını baskı altında tutarak onları Maduro'yu desteklemekten vaz geçmeye zorlamaya çalışmıştır. Ancak Amerikan medyasının itirafına göre şimdiye dek Washington'un Venezuela'da kukla hükümet kurma çabaları yenilgi ile sonuçlanmıştır. Şimdi ise Washington'un Venezuela'ya askeri müdahalede bulunması ile ilgili söylentiler dolaşmaktadır.
Buna rağmen Rusya ve Çin Amerika'nın rakibi iki büyük küresel güç olarak, Amerika'nın Venezuela'ya karşı girişimleri ve yaklaşımını eleştirerek yasal Maduro hükümetini desteklediklerini bildirmekteler.
Bu doğrultuda Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Çin'in siyasi liderlerin değiştirilmesi amacı ile Venezuela'ya yapılan dış baskıları kabul edilemez olarak nitelediğini belirtti.
Peskov şöyle bir açıklamada bulundu:" Rusya Devlet Başkanı ve Çin Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ve Xİ Jing Ping, Cuma günü müzakereleri çerçevesinde ülkede hükümeti değiştirmek amacı ile Venezuela'ya yapılan dış baskılarına vurgu yaparak, bu girişimlerin kabul edilmez olduğunu belirttiler. Rusya ve Çin liderleri, Venezuela milletinin bağımsız bir şekilde ülkelerinin geleceğini ve siyasi liderleri hususunda karar almalarını vurguladılar. "
Washington bu krizin başlarında, geçmişte olduğu gibi özellikle de soğuk savaş dönemindekine benzer bir şekilde hasmane girişimleri ve zorbalıkla Venezuela'nın solcu hükümetini devirebileceğini sanıyordu. Ancak diğer küresel güçlerin özellikle de Rusya ve Çin'in buna karşı çıkması ve askerlerini Venezuela'ya göndermek sureti ile Maduro'yu desteklemekle Amerikan makamlarına tek taraflılık ve zorbalık döneminin bittiğini göstermiş oldular.