AB’nin Bercam’a ihtiyacının Almanya tarafından vurgulanması
https://parstoday.ir/tr/news/world-i129630-ab’nin_bercam’a_ihtiyacının_almanya_tarafından_vurgulanması
Kapsamlı Ortak Eylem Planı Bercam nükleer anlaşması Temmuz 2015’te Viyana’da İran ve 5+1 grubu arasında imzalandı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mayıs 12, 2019 12:47 Europe/Istanbul
  • Bercam
    Bercam

Kapsamlı Ortak Eylem Planı Bercam nükleer anlaşması Temmuz 2015’te Viyana’da İran ve 5+1 grubu arasında imzalandı.

Fakat Amerika’nın 8 mayıs 2018’de anlaşmadan tek taraflı ve illegal çekilmesi ardından, İran İslam Cumhuriyeti 4+1 grubu ve özellikle Avrupa troykası ve AB’nin, Amerika tarafından tekrar uygulanan yaptırımların baskılarını azaltma bağlamında sorumluluklarını yerine getirmelerini bekledi. Fakat geçen bir yılda sadece göstermelik hareketler ve verilen boş ve sayısız vaatlerin dışında Avrupa pratikte hiçbir adım atmamıştır.
Bu konu İran’ın Bercam nükleer anlaşma çerçevesinde bazı sorumluluklarını yine anlaşma uyarınca askıya almasına ve AB ile Avrupa troykasına kendi vaatlerini gerçekleştirmek için 60 günlük süre tanımasına sebep oldu. Gerçi Avrupalılar İran’ın tanıdığı ultimatoma olumsuz yanıt verdiler fakat şimdi Almanya, AB’nin önemli üyelerinden biri olarak Birliğin Bercam’a ihtiyacı olduğunu belirterek anlaşmaya vurgu yapmaktadır.
Almanya dışişleri bakanı Haiko Maas dün Bild dergisine verdiği mülakatta “AB’nin İran İslam Cumhuriyeti ile nükleer anlaşmayı devam ettirmeye ihtiyacı olduğunu” söyledi. Almanya, İran’ın son bir yılda Amerika’nın Bercam anlaşmasından çekilmesi ardından sergilediği davranışa gösterdiği tepki üzerine Tahran’dan agresif davranmamasını istedi.
Bu arada Fransa dışişleri bakanı Jean-Yves Le Drian ise İran’ın Bercam sorumluluklarını hafifletme kararını “kötü tepki” şeklinde değerlendirerek İran’dan siyasi ergenlik göstererek Bercam’daki sorumluluklarına saygılı olmasını istedi.
AB ve Almanya, Fransa ve Britanya’dan oluşan Avrupa troykası, Bercam anlaşmasını, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasına önemli oranda yardımcı olan çok taraflı başarılı bir anlaşma olarak değerlendiriyorlar. İran’ın Bercam sorumluluklarına bağlı kalmadığını ve anlaşmanın da İran nükleer çalışmalarını etkin ve başarılı bir şekilde kontrol edemediğini düşünen Amerika’nın tersine Avrupa ise İran’ın nükleer anlaşmadaki sorumluluklarına tamamen bağlı olduğunu, Bercam anlaşmasının da bölgesel ve uluslararası düzeyde krizin yaşanmasını önleme gibi hedeflerine ulaşmada başarılı olduğunu savunuyorlar.
Avrupa açısından Bercam Avrupa diplomasisi için büyük bir başarıdır ve nükleer anlaşmanın başarısızlığı, aslında AB’nin uluslararası düzeyde diplomatik ve siyasi başarısı için büyük bir umutsuzluk sayılacaktır. Buna rağmen Avrupalılar bu çok önemli anlaşmanın korunması için pek bir bedel ödemek istemedikleri de dikkat çekiyor.
Bu mesele ise İran’ın AB ve Avrupa troykasının faaliyetlerinden hoşnut olmamasına sebep oluyor. Bu bağlamda AB dış ilişkileri konseyi- ECFR düşünce enstitüsü, İran’ın “stratejik sabır”dan “stratejik eylem”e geçen Bercam siyasetini hatırlatarak AB yetkililerin İran’ın tanıdığı ültimatomu ciddiye almalarını istedi.
AB dış ilişkiler konseyi düşünce enstitüsünün internet sitesinin belirttiğine göre İran’ın yeni kararı, uluslararası büyük Bercam anlaşmasını sonlandırmak değil, korumaya yönelik bir harekettir; fakat İran mevcut durumun devam etmesinin de kabul edilemez sonucuna varmıştır. İran Avrupa ve Çin’e baskı uygulamak peşindedir ve onların İran ile ilişkileri koruma bağlamında önemli ekonomi girişimlerde bulunmalarını umut ediyor.
İran’ın INSTEX olarak bilinen özel mali mekanizma gibi Avrupa’nın bazı girişimlerinin aylar öncesinde yürürlüğe girmesini umut etmesine rağmen bu konuda Avrupa  hala müsamahakar davranıyor. Belki de bu yüzden Tahran, Avrupa’nın kabiliyetleri veya esasen Bercam anlaşmasını koruma iradesi konusunda şüpheye kapılmmıştır ve şimdi de çareyi, Bercam’ın kaderinin belirlenmesi için bir girişimde bulunmakta görüyor.
Artık İran’ın Bercam için tanıdığı ültimatom ile  top Avrupa’nın sahasındadır; eğer gerçekten bu uluslararası anlaşmanın korunmasını istiyorlarsa, 60 günlük süre bitmeden ciddi ve etkili bir girişimde bulunmaları şarttır./