Pompeo'nun Britanya'nın İçişlerine Karışması
-
Jeremy Corbyn
Amerika Başkanı Donald Trump ve dışişleri bakanı Mike Pompeo gibi Amerikan yetkililerinin Britanya'nın içişlerine yönelik müdahaleci açıklamaları ve tutumları bu ülkede olumsuz tepkilere neden olmuştur.
Bu doğrultuda Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Yahudi liderleri ile özel toplantısında Britanya siyasetleri ile ilgili açıklamalarında Britanya İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn aleyhindeki tutumunu ortaya koyarak onu Yahudi düşmanlığı ile suçlayıp Corbyn aleyhinde girişimler vaadinde bulundu.
Pompeo, Corbyn'in gelecekte Britanya Başbakanı seçilmesi ve ardından da Britanyalı Yahudilere baskı uygulaması halinde bir girişimde bulunup bulunamayacağı konusunda, "Corbyn'in bu alana ayak basıp seçilme ihtimali vardır. Bu ihtimal söz konusudur. Ancak siz de bizim ona girişimlerde bulunup da sonra tepki göstermemizi beklemeyin. Biz ona müsaade etmeyeceğiz ve tüm çabamızı göstereceğiz." Şeklinde konuştu.
Jeremy Corbyn Britanya'nın İşçi Partisi içinde Yahudi düşmanlığına karşı müsamahakâr olma iddiası ile eleştirilmektedir. Şubat 2019'da İşçi Partisi 9 üyesi Britanya Parlamentosundan istifa gerekçelerini, partilerinin Yahudi düşmanlığı ile ilgili tavırlarına bağladılar.
Corbyn destekçileri ise ona yöneltilen Yahudi düşmanlığı ithamlarının siyasi oyun olduğunu, bu sorunun Corbyn'in Filistin haklarını savunması ve İsrail rejimi siyasetlerini ve Amerika'nın aşırı isteklerini eleştirmesinden kaynaklandığını belirtiyorlar.
İşçi Partisi Peompeo'nun Britanya içişlerine karışmasını, yayımladığı bildiri ile eleştirmiştir. İşçi Partisi sözcüsü, Donald Trump ve Amerikan makamlarının Britanya başbakanının kim olduğunu kararlaştırmak istediklerini ve bunun da Britanya'nın demokrasisine yönelik kabul edilmez bir müdahale olduğunu söyledi.
Pompeo Trump'ın ardından son günlerde Britanya başbakanlığı ile ilgili açıklama yapan ikinci Amerikan yetkilisidir. Görünen o ki Britanya başbakanının seçileceği mevcut hassas dönemde Trump ve hükümet üyeleri doğrudan ve dolaylı olarak yürüttüğü çalışmalar ile Muhafazakâr Partinin üst düzey makamı olan kendi adayları Boris Johnson'u desteklemek doğrultusunda onun muhaliflerinden sayılan Corbyn'i sözel saldırıları ile hedef alarak ithamlara maruz bırakıyorlar.
Corbyn'in Yahudi düşmanlığı ile suçlanması ve onun aleyhinde girişimlerin gerçekleştirilmesinin vadedilmesi, Trump hükümetinin başka devletlere karşı hatta Britanyalı ortaklarına bile karşı küstahça tavrını gözler önüne sermektedir.
Trump başka ülkelere karşı sınırsız yetki ve özgürlüğe sahip olduğunu düşünerekten bu doğrultuda Britanya'nın gelecek başbakanlık seçimleri alanında bile sadece görüşünü bildirmekle kalmazken farklı yöntemlere başvurarak kendi açısından uygun gördüğü Boris Johnsun'u başbakan yapmak istiyor.
Bu mesele ise İşçi Partisi liderinin sert tepkileri ile karşılaşmıştır. Jeremy Corbyn bu hususta, "Donald Trump'ın Britanya Parlamentosunun Başbakanlık makamı için Boris Johnson'un kabiliyetleri hakkındaki açıklamaları, Britanya'nın içişlerin yapılan kabul edilmez bir müdahaledir." Dedi.
Trump ve Amerikan makamları defalarca Brexit ve de Avrupa Parlamentosu seçimlerini öne sürerek, Britanya'nın istifa etmiş başbakanı Theresa May'den memnun olmadıklarını belirterek, hatta Londra makamlarına talimatlar vermeye çalışmışlardır.
Trump da Johnson gibi Britanya'nın Avrupa Birliğinden tamamen sert bir şekilde çıkmasından yanadır. Trump Londra'nın Brüksel'in öngördüğü bedelleri ve masrafları ödememesi gerektiğini düşünüyor.
Pompeo da Britanya Muhafazakar Parti liderlerini eleştirerek, "Bu partinin Avrupa Parlamentosundaki büyük yenilgisi "Muhafazakarlar liderlerinin tamamen hezimete uğramasının" göstergesidir." Dedi.
Mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda, Johnson'un Muhafazakar Partinin yeni başkanı ve daha sonra da başbakan seçilmesi halinde Londra ve Washington ilişkilerinin gelişmesi ve de Trump'ın Britanya'nın içişlerine müdahalelerinin artması beklenebilir./