İsveç ve Rusya’dan Amerika’nın Bercam Tavrına Tepki
-
Wallströt
Amerika’nın Mayıs 2018’de Bercam Nükleer Anlaşmasından çıkıp İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı nükleer yaptırımları iki etaplı olarak tekrar hayata geçirmesi bu uluslararası anlaşmada kalmaya devam eden 4+1 grubu ülkeleri tarafından ciddi eleştirilere neden oldu. Tabii bu ülkelerin yanı sıra uluslararası arenada etkin ülkelerden sayılan İsveç gibi ülkelerin Washington’un girişimlerine tepki göstermesine yol açtı.
İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallströt Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşmasını terk etmesi ve İran’ın nükleer müzakereleri ile ilgili siyasetlerine ilişkin şöyle bir açıklamada bulundu: "Amerikalıların yaptıkları tamamen yıkıcıdır.” Wallström ayrıca Bercam Nükleer Anlaşmasının etkinliği ve işlevselliğine değinerek bu uluslararası anlaşmadan çıkmanın büyük sorunlara yol açtığını söyledi.
İsveç bakımından Amerika Başkanı Donald Trump’ın Bercam Nükleer Anlaşması karşıtı girişimleri Washington’un uluslararası anlaşmalara ve taahhütlere bağlılığındaki itibarını zedeleyip sorgulanmasına neden olmuştur. İsveç Dışişleri Bakanı Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşmasından çıkması ve bunun doğurduğu sonuçları hakkında da şöyle bir açıklamada bulundu: "Bu mesele Amerika’nın her anlaşma için bir ortak olarak şansını ve itibarını arttırmayacaktır.”
Esasında Trump hükümetinin dış siyasetinin en belirgin özelliklerinden biri de uluslararası anlaşmalardan çekilmesidir. Donald Trump çok taraflı anlaşmalar ve paktlara inanmayıp tek taraflılık siyaseti ve Amerika’nın çıkarları ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi için bu alandaki her türlü engeli ortadan kaldırması gerektiğini düşünüyor.
Bercam Nükleer Anlaşması hakkında ise Trump bu anlaşmanın Amerika ve ortakları özellikle de Siyonist Rejimin çıkarları doğrultusunda olmadığını iddia ediyor. Trump’ın Bercam Nükleer Anlaşmasındaki çekilmesinden ve İran İslam Cumhuriyeti’ne bu anlaşmada yer almayan aşırı isteklerini ifade etmesinden güttüğü asıl hedefi sadece İran’ın barışçıl nükleer faaliyetine şiddetli kısıtlamalar uygulayıp Siyonist rejimin istekleri doğrultusunda bu faaliyetleri tamamen durdurmak istemesidir.
12 madde halinde Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından Mayıs 2018’de ilan edilen Amerika’nın aşırı istekleri, İran’ın nükleer faaliyetlerinin tamamen durdurulması, füze programının durdurulması ve İran’ın bölgesel siyasetlerinin değiştirilmesi doğrultusunda idi. Gerçekte Washington İran’ın Amerika karşısında topyekûn bir şekilde teslim olmasıdır. Böyle olursa zaten İran’ın bağımsızlığı ve daha da önemlisi hüviyeti sorgulanmaya açık hale gelecektir.
Halbuki 4+1 grubu ülkeleri özellikle de Rusya ve Çin bu uluslararası anlaşmanın korunmasına ve Bercam Nükleer Anlaşmasından doğan taahhütlerin yerine getirilmesine vurgu yapmışlardır. Bu doğrultuda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 14 Haziran Cuma günü Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kulisinde Amerika’nın Bercam Nükleer Anlaşmasına yönelik tutumunu eleştirerek Moskova’nın bu çok taraflı anlaşmayı korumak için elinden geleni yapacağını söyledi.
Putin Washington’un Bercam karşıtı siyasetlerinin sonuçları hakkında şöyle bir uyarıda bulundu: "Amerika’nın tek taraflı olarak İran ile yapılan anlaşmadan çekilmesi nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve kitle imha silahlarının kontrol edilmesi yasalarını ve düzenini tamamen yok edebilir.”
Bercam Nükleer Anlaşmasının Avrupalı tarafları, yani Almanya, Fransa ve Britanya’dan oluşan Avrupa Troykası ve Avrupa Birliği ise bu uluslararası çok yanlı anlaşmanın korunmasından yana olsalar da verdikleri sözleri hayata geçirmek ve pratikte etkili adımlar atmakta etkin davranmamışlardır. Daha önemli nokta ise küresel güçlerin Bercam Nükleer Anlaşmasını gerçekten korumak istemeleri halinde Washington’un zorba siyasetlerine direnmeleri ve İran’ın yasal haklarını korumaları gerekmesidir. Bu doğrultuda Tahran da çıkarlarının özellikle de Amerika yaptırımları ile etkilenen avantajlarının sağlandığı müddetçe bu uluslararası anlaşmaya bağlı kalacağı başka tarafların bu doğrultuda daha etkin olmasını zarurileştirmektedir.