Rusya’dan Amerika’ya İran Konusunda Sert Tepki
-
Riyabekov
Amerika Başkanı Donald Trump Bercam Nükleer Anlaşmasından çekildikten sonra İran karşısında maksimum baskı siyasetini devam ettirmektedir. Bu siyasetin uygulanması ve tehlikeli sonuçları Amerika’nın rakipleri Rusya ve Çin’in yanı sıra Washington’un Avrupalı Ortaklarının bile tepkilerini çekmiştir.
Bu doğrultuda Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov Amerika’nın Batı Asya bölgesindeki askeri güçlerini arttırma kararına değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: “Rusya, Amerika’nın İran’a karşı gerginliği tırmandıran ve Batı Asya bölgesindeki askeri varlığını arttırma siyasetlerini şiddetlendirmesinden esef duymaktadır. “
Ryabkov’un açıklamalarına göre bu gerginlik yaratma ve meydan okuma siyasetinin durmasına dair hiçbir emare görülmemektedir. Ryabkov sözlerine şöyle devam etti: “ABD askeri varlığını güçlendirip İran’a yönelik baskıyı arttırmak için hazırlık yapmaktadır. Halbuki İran İslam Cumhuriyeti son yıllarda Bercam Nükleer Anlaşmasına bağlılığını ispatlamış ve teknik olarak hala bu anlaşmaya bağlı kalmaya devam etmektedir.”
Moskova, Avrupalıların tüm ahde vefasızlıklarına rağmen İran’ın bu anlaşmaya bağlı kalması ve Amerika’nın Batı Asya bölgesinde özellikle de Fars Körfezi havzasındaki gerginlik yaratma rolü gibi iki önemli meseleye vurgu yaparak aslında Rusya’nın Bercam Anlaşması ve Washington’un bölgesel siyasetlerine karşı yaklaşımını sergilemeye çalışıyor. Üst düzey Rus yetkilileri defalarca Amerika’nın bölgedeki yıkıcı ve gerilim yaratıcı askeri varlığını eleştirmişlerdir.
İran’a karşı baskılarının siyasi ve ekonomik temellere dayandığını iddia eden Amerika pratikte son haftalarda Fars Körfezi bölgesindeki askeri varlığını epey arttırmış bulunuyor.
Amerika’nın İran Özel Temsilcisi Biran Hook ise 19 Haziran Çarşamba günü Amerika Kongresi Dinleme Oturumunda şöyle bir iddiada bulundu: “Biz İran aleyhinde askeri girişimde bulunmak niyetinde değiliz ancak çıkarlarımızı da savunmaya devam edeceğiz. İran aleyhindeki temel siyasetimiz diplomatik ve ekonomik girişimlere dayalıdır. “
Bu açıklamalardan daha önce ise Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 16 Haziran tarihinde İran’ı Umman Denizindeki petrol tanker gemilerine yapılan saldırılardan sorumlu tutarak Tahran’a karşı baskıların arttırılacağından söz etmişti.
Pompeo şöyle bir iddiada bulunmuştu: “Washington İran ile savaşmak istemiyor. Ancak bu ülkeye karşı diplomatik ve ekonomik baskılarına devam edecektir.”
Amerika hükümeti İran halkı aleyhine ekonomik savaş başlatarak şimdi de bu hasmane siyasetlerinin devamına vurgu yapmaktadır.
Trump hükümeti yetkililerinin İran ile savaşmaktan çekinmelerine dair açıklamaları, Washington’un bölgeye Abraham Lincoln uçak gemileri filosu, stratejik B-52 bombardıman uçakları, BAE’ne F-15 savaş uçakları, Patriot füze savunma sistemleri ve yeni askeri güçleri konuşlandırdığı bir sırada gerçekleştirilmektedir.
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov Amerika’nın Batı Asya bölgesindeki askeri varlığının artmasına işaretle şöyle bir açıklamada da bulundu: “İstikrarsızlık tehlikeli ancak Batı Asya bölgesinde daha da tehlikelidir.Bölgede gerginliklerin tırmandırılması ve askeri karşılaşmalara yönelik sorumsuzca bir tavır takınanlar geç olmadan bu süreci durdurmaları lazım.”
Bu husustaki önemli nokta ise Washington’un Avrupalı ortaklarının da Amerika’nın İran’a karşı siyasetlerini ve bölgedeki gerginlik tırmandırıcı yaklaşımını eleştirmesidir. Bu doğrultuda Fransa ve Almanya Dışişleri Bakanları Fars Körfezi bölgesindeki çatışma ihtimali hususunda uyarılarda bulunarak gerginliklerin azaltılması gerektiğine vurgu yaptı.
Jean Yeves Le Drian 19 Haziran Çarşamba günü şöyle bir açıklamada bulundu: “Amerika’nın İran’a yönelik maksimum baskı siyaseti gerginliklerin artmasına neden olmuştur.”
Şimdi ise Avrupalılar Amerika’nın bölgedeki maceracılığından kaygı duymaya başlamışlardır. Washington’un kışkırtıcı girişimlerine rağmen İran defalarca Fars Körfezi’nde istikrarın ve güvenliğin korunmasına vurgu yapıp Amerika’nın bu bölgedeki gerilim yaratan eylemlerine karşı çıkmıştır. İran bu alanda sorumlu bir tavır sergileyerek var gücü ile bölgede istikrar ve huzurun inşası ve korunması için çaba göstermektedir.