Dünya uyuşturucu madde ile mücadele günü
Son yıllarda insanların fikri, ahlaki ve fiziksel sağlıklarını etkileyerek tehlikeye atan ve ulusal güvenliğe büyük sorunlar oluşturan belalardan biri her geçen gün uluslararası boyutta artan uyuşturucu kaçakçılığı, bağımlılığı ve kötü kullanılmasıdır.
Bu yüzden 7 aralık 1987 tarihinde BM genel kurulu aldığı kararla 26 Haziran gününü, uyuşturucu madde ve kaçakçılığı ile mücadele günü ilan ederek, bu vesile ile kamuoyunu uyuşturucu madde konusunda aydınlatmayı amaçladı.
Ayrıca uyuşturucusuz bir uluslararası topluma ulaşma hedefi ile küresel boyutta çeşitli toplumlar ve kurumların işbirliği ve çalışmalarının güçlendirilmesine vurgu yapıldı. Bizler de bu münasebetle sizler için özel bir sohbet hazırladık. Hep birlikte dinliyoruz.
BM tarafından yayınlanan son raporlardan birinde yaklaşık 250 milyon insanın uyuşturucu kullandığı belirtiliyor. Bu sayıdan yaklaşık 29,5 milyonu veya dünyadaki yetişkinlerin %6’sı bağımlılıktan acı çekiyorlar. Söz konusu rapora göre uyuşturucu kullananların çoğunluğu erkeklerden oluşuyor fakat kadınlar da uyuşturucu kullanmak için özel örnekleri vardır.

Tedavi dışında uyuşturucu maddelerin sakinleştirici olarak kadınlar tarafından kullanılması ise dikkat çekicidir. Kadınlar genelde erkeklere oranla daha ileri yaşlarda uyuşturucu kullanmaya başlıyorlar fakat alkol, kenevir, kokain ve uyuşturucu kullanımına başlayınca erkeklere oranla daha hızlı bir şekilde kullanma oranını arttırıyor ve madde bağımlılığı bozukluklarını daha hızlı bir şekilde tecrübe ediyor. Uzmanlara göre uyuşturucu madde kullanma oranının artmasının sebeplerinden biri de sakinleştirici ilaçların, tedavi dışında kullanılmasıdır.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi-UNODC (United Nations Office on Drugs and Crime) tarafından son zamanlarda yayınlanan son rapora göre reçeteli ilaçların, ilaç olarak kullanılması, kamu sağlığı ve güvenlik güçleri için tüm dünya çapında ciddi bir tehdit sayılıyor. Sentetik uyuşturucu maddeler de hali hazırda dünyada en fazla ölüm oranı ile biliniyor, öyle ki uyuşturucu madde sonucu ölümlerin %76’sı sentetik maddelerin kullanılmasından oluyor.

Örneğin orta şiddetli ve şiddetli ağrılara kadar olan ağrıların tedavisi için kullanılan Tramadol’un Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde kullanımının artması yoğun endişelere sebep olmuştur ve kaçakçılar ise illegal bir şekilde bu ilacı piyasada üreterek dağıtımını yapıyor ve insanların sağlığına ciddi ve önemli derecede zarar veriyorlar.
2016 yılında ele geçirilen sentetik uyuşturucu maddeleri 87 ton iken aynı yıl yaklaşık aynı miktarda eroin ele geçirildi. Afrika’nın batı, orta ve kuzeyinde ele geçirilen Sentetik uyuşturucu madde ve genellikle de Tramadol miktarı, 2016 yılında dünyada ele geçirilen sentetik uyuşturucu maddelerin %87’sini oluşturuyor. Buna paralel olarak yine 2016 yılında dünyada üretilen kokain miktarı en yüksek orana ulaşarak yaklaşık 1410 tona ulaştı. Dünyada en çok kokain Kolombiya’da yetiştirilir, fakat raporlara göre Afrika ve Asya kıtaları en fazla kokain kullanan kıtalardır.
2016’dan 2017 yılına kadar dünyada afyon üretimi de %65 oranında arttı, bu da 21. YY'ın başından afyon üretiminin denetlenmesinin başlamasından BM tarafından tahmin edilen en yüksek orandır. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi-UNODC İcra Direktörü Yuri Fedetov bu bağlamda yaptığı açıklamada, “bu yıl uyuşturucu madde raporlarının, uyuşturucu piyasalarının yayılmakta olduğunu, kokain ve afyon üretiminin rekor kırdığını, bunun ise çeşitli boyutlarda çeşitli sorunların varlığını gösterdiğini belirtti.”
Dünya toplumu 20. yüzyılın başından itibaren uyuşturucu sorununa özel ilgi göstermesine ve onayladığı çeşitli konvansiyonlarla bu maddelerin yanlış ve kötü kullanılmasını durdurmaya yönelik çalışmasına rağmen bu çirkin ticaretin yüksek cirosu, yapılan çalışmaların sonuca ulaşmasını engelliyor. Yapılan tahminlere göre uyuşturucu satışından elde edilen paranın %20 ila %33’ü, tüm dünyada uluslararası suç ve cinayet örgütleri tarafından kazanılıyor.
Bu arada sanal ortam da uyuşturucu madde kaçakçılarına yeni fırsatlar oluşturuyor. Nitekim “Dark Net” sitesi, uyuşturucu kullanıcılarına kimlikleri açıklanmadan, “Bitcoin” gibi dijital döviz üzerinden uyuşturucu temin etmelerini sağlıyor. Dark Net’te uyuşturucu kaçakçılığı az olmasına rağmen yine de yapılan bir araştırmaya göre eylül 2013 ila Ocak 2016 süresinde yılda yaklaşık %50 oranında artış kaydetmiştir. Dijital ortamda uyuşturucu satın alanların çoğu genelde kenevir, ekstazi, paranoya, şiddetli anksiyete ve kafa karışıklığına neden olan halüsinojenik ve psikoaktif haplar ve yeni ilaçları sırf eğlenmek için satın alanlardır.
Günümüzde uyuşturucu ticareti silah ve petrolün yanısıra dünyanın en kârlı 3. Ticaretidir. Uyuşturucu madde piyasası en az 200 milyon müşterisi ve yıllık 100 milyarlarca dolar cirosu vardır. İşte bu yüklü kâr miktarı, ölüm ticaretinin arkasında bir çok elin bulunmasına sebep olmuştur, nitekim uzmanlar, uyuşturucu ticaretinin yıllık cirosu bir trilyon doları bile geçiyor ve bu para dünya bankacılık sistemine giriyor. Bir çok banka da bu büyük cirodan kazandıkları yüklü kar nedeni ile bu sürece katılmaya ve ortak olmaya çok ilgi gösteriyorlar.
Uyuşturucu ticaretine ekonomik açıdan bakıldığında bir çok ülke için farklı roller biçilmiştir. Üretici, taşıyıcı, kullanıcı ve yatırımcı, çeşitli ülkelerin isteyerek veya istemeyerek oynadıkları söz konusu kirli oyundaki rollerin en önemlileridir. Örneğin İran İslam cumhuriyeti, istemeyerek uyuşturucu transitinde yer alan ülkelerdendir. Bu sorun İran’ın ekonomi güvenliğini zedelerken, çalışan insan gücünün meşru ekonomik faaliyetlerden uzaklaşması, yerli yatırımların zayıflaması ve söz konusu bölgelerde yatırım birikimi imkanının en aza inmesine neden oluyor.
Diğer yandan İran’dan uyuşturucu transitinin gerçekleşmesi söz konusu maddelerin ülke içinde de kullanılmasının yayılmasına sebep oluyor, zira ölüm tacirleri uyuşturucu maddelerin bir kısmını İran topraklarında dağıtıyorlar. Yayınlanan istatistikler İran’da hali hazırda işlenen suçların en az %60'ının uyuşturucu madde ile bağlantılı olarak işlendiğini, günde ortalama 8 kişinin uyuşturucuda hayatını kaybettiğini gösteriyor.
İran’ın güney doğu bölgesinin güvensiz durumda olmasının başlıca sebebi, silahlı uyuşturucu çetelerin varlığıdır. Bu yüzden İran İslam cumhuriyeti uyuşturucu ticaretini engellemek için yüklü masrafların yapılmasına ilaveten, güvenlik güçlerinin bir bölümünü bu yolda kullanması gerekiyor. Bu bağlamda bazen toptan uyuşturucu sevkiyatı, gelişmiş telekomünikasyon cihazları, gece dürbünleri, çeşitli silahlar ve bazen de uçaksavar füzeleri kullanabilen eğitilmiş ve İran’ın bölgelerini çok iyi bilen unsurlar tarafından İran topraklarına sokuluyor.
Bu yüzden onlar ile mücadele etmek ülkeye ağır masraflar ve bedeller ödetiyor. Yüzlerce km uzunluğunda kazılan siperler, onlarca geçiş noktası ve boğazın beton ile doldurulması, yüzlerce km su kanalı kazılması, 1000’in üzerinde kontrol noktasının kurulması ve yüzlerce gözetim kulesinin inşa edilmesi, İran’ın uyuşturucu transiti ve ülkeye girişini engellemek için yaptığı çalışmalardır. Fakat ne yazık ki diğer ülkeler bu önemli konuya ve mücadeleye daha az yatırım yapıyorlar.
Gerçek şu ki uyuşturucu sorunu tıpkı terörizm gibi tüm bölge ve dünyayı tehdit ediyor ve tüm ülkelerin bu sorunla mücadele etmesi zaruridir. Uyuşturucu ile mücadeleyi sadece bir tek ülkenin sınırları veya özel bir bölge ile sınırlandırmak yanlış olur; bu şom ticaret ile mücadele, tüm ülkeler arasında koordineli işbirliği ve mücadeleyi gerektiriyor.