ABD başkanının savaş yetkilerini kısıtlamaya Senato'nun karşı çıkması
ABD başkanı Donald Trump'ın tek taraflı ve zorbalığa dayalı tutumu, dünyanın başka noktalarında savaş çıkartma endişelerin artmasına neden olmuştur. Bu durumda Amerikan Başkanının yetkisini azaltma planının Senato'da oy alamaması Cumhuriyetçilerin desteği sayesinde gerçekleşti.
ABD Senatosu Amerika başkanı Donald Trump'ın savaş yetkilerini kısıtlama planını onaylamayarak senatörler 28 Haziran Cuma günü Trump'ın İran'la savaş gücünü kısıtlama tasarısını reddettiler. Bu tasarının onaylanmaması Cumhuriyetçiler ve Beyaz Saray için bir zafer niteliğinde. Demokratların önermiş olduğu tasarıya 40'ı aşkın senatör karşıt oy kullandı ve böylece 2019 savunma bütçe yasasına ek olarak eklenecek planın 60 oy kazanmasını engelledi.
Oylamadan önce de Cumhuriyetçiler buna başarıyla karşı koyabileceklerine inanıyorlardı zira demokratların tümü buna olumlu oy verseler dahi 13 Cumhuriyetçi senatörün oyuna ihtiyaç duyulacaktı. Gerçi Susan Collins, Mike Lee, Jerry Moran ve Rand Paul gibi cumhuriyetçiler demokratların bu önergesine karşı kendi desteğini bildirmişlerdir. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunun lideri olarak tanınan Mitch McConnell demokratların Trump yönetimi ile muhalefetleri nedeniyle siyasi bir oyun peşinde olduklarını ve bu planının hezimete uğrayacağını iddia etmişti. İran karşısında Trump'ın öngörülmeyen kararları ile ilgili endişe duyan ABD kongresinin demokrat senatörleri 2019 savunma bütçe tasarısına bir ek olarak; ülke cumhurbaşkanının başta İran olmak üzere diğer bir ülkeye karşı askeri güç kullanma kararı almadan kongreden yasal izin alması gerektiği ve kongrenin muhalefeti durumunda kendi kararından vazgeçmesi gerektiği tasarısını onaylatmaya çalıştılar. Bu durumda demokrat senatörler bu gibi özel tasarıyı tekrar oylama, geçirme ve onaylatmak amacıyla süreci uzatma taktiğini kullanarak , cumhuriyetçileri daha fazla baskı altında tutmayı hedefliyorlar.
Son haftalarda İran ile ABD arasında Fars Körfezi sularında gerilimin artması,İran'ın iddia ettiği tehditleri ele almak üzere askeri kuvvetlerin güçlenmesi ve uçak gemileri, bombardıman uçakları ve bölgeye yeni savaşç uçaklarının konuşlandırılması ABD içinde ve kürsel bazda bazı kaygılara yol açmış bulunuyor. Söz konusu kaygılar Trump ve ABD milli güvenlik danışmanı John Bolton gibi ABD başkanının savaştalep ekibinin tehditleri ile artmış bulunuyor.
Trump yönetimi yetkililerinin iddialarına göre İran İslam cumhuriyeti dünya güvenliği için büyük tehdit sayılıyor. Amerika dışişleri bakanlığı İran eylem grubu başkanı Brian Hook bir demecinde İran'ı eleştirerek şöyle dedi: "İran dünya güvenliği için bir tehdittir ve bu konu bu ülkenin nükleer dosyasından bile tehlikelidir. Amerika Birleşik Devletleri, denizde hareket özgürlüğünü korumak için müttefikleri ve ortaklarıyla birlikte çalışmayı taahhüt eder.Batı Asya bölgesinde İran ilk tehdittir."
Böylesi yaftalar öyle bir zamanda gündeme gelmektedir ki ABD dünyanın farklı bölgelerinde müdahalede bulunup son 30 yıl içinde yüz binlerce insanı terörle mücadele bahanesiyle öldürerek uluslararası güven için en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Aynı zamanda Trump yönetiminin silah kontrol antlaşmalarından çekilmesi dünya güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu da unutmamak gerekir.
Bu mesele Amerikalı yetkilileri, uluslararası kurumlar ayrıca küresel güç liderlerinin dikkatini çekmekte ve defalarca Trump'ı İran ile ilgili tutumu konusunda, yıkıcı siyasetlerinin sonucu ve getirileri hakkında uyarmışlardır. NBC kanalı bir raporunda Bercam Nükleer anlaşmasından Trump'ın tek taraflı olarak çekilmesine değinerek ABD eski başkanı Barack Obama ve Fransa cumhurbaşkanı Emanuel Macron gibi dünyanın siyasi şahsiyetlerinin tutumuna işaretle onların Bercam nükleer anlaşmasından çekilmenin ciddi tehlikeleri beraberinde getireceği ve büyük bir ihtimalle askeri bir çatışmanın meydana geleceği uyarısında bulunduklarını aktardı.
Şimdi ise Trump'ın savaş yetkisini kısıtlamaya Senato'dan olumsuz oy, Trump yönetiminin İran karşıtı şom planlarını büyük heyecan ve merakla izlemesine neden olacaktır. Ancak ne var ki Washington yetkilileri İran'ın caydırıcı askeri gücününün bilincindedir ve İran'a askeri tecavüz meselesini aklına bile getirmemektedir.