Amerikan Askerlerinin Suudi Arabistan'a Gönderilmesi
-
ABD-Arabistan
Donald Trump'ın bölgedeki kışkırtıcı girişimleri özellikle de Fars Körfezi bölgesinde Amerikan askeri varlığını arttırması, İran'ın kesin ve etkin tepkisi ile karşılaşmıştır. Buna rağmen emareler Washington'un zorba siyasetleri doğrultusunda bölgede askeri varlığını olabildiğince arttırmak istediğini göstermektedir.
Bu doğrultuda Amerika Savunma Bakanlığı Pentagon 20 Temmuz sabahı , savunma bakan vekili Mark Esper'in Suudi Arabistan'a asker ve teçhizat gönderme talimatını onayladığını duyurdu.
Pentagon bu hususta Amerikan terörist güçlerinin Suudi Arabistan'ın caydırıcı gücünü arttırmak için gönderileceğini iddia etti.
Yeni Amerikan terörist güçlerinin Suudi Arabistan'a sevk edilmesi Amerikan güçlerinin 16 yıl sonra bu ülkeye dönmeleri anlamına geliyor.
Suudi Arabistan savunma bakanlığındaki bir yetkili ise Kral Selman'ın Washington'un bu isteğine olumlu yanıt verdiğini açıkladı.
Suudi Arabistan Amerika'nın 500 kadar yeni askeri Riyad'ın doğusunda bulunan Kral Sultan hava üssüne gönderme kararının ardından bu askerleri kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu. Amerika geçen ay da Batı Asya bölgesine 1000 kadar yeni asker daha doğrusu terörist göndereceğini duyursa da bu güçlerin nerede konuşlandırılacağına değinmemişti.
Adını belirtmeyen bir Amerika yetkilisi ise 19 Temmuz Cuma günü Amerika hükümetinin Suudi Arabistan'a daha fazla asker gönderme doğrultusundaki kararını kongreye bildirmediğini söyledi.
Kongre son zamanlarda Suudi Arabistan ve BAE'ne büyük silah satışlarına karşı çıkan bir karar aldığı sırada böyle bir talimatın verilmesi düşündürücüdür.
Amerika'nın son aylarda İran'ın petrol muafiyetlerinin kaldırılması ve Amerika'nın İran'ın petrol ihracatına yönelik baskılarının artmasının ardından bölgede özellikle de Fars Körfezi çevresindeki askeri varlığı ciddi derecede artmış bulunuyor.
Amerika İran'a maksimum baskı siyaseti çerçevesinde Tahran karşısındaki yaptırımlarını geçmişte görülmemiş derecede arttırarak bir yandan da Fars Körfezi ve çevresinde İran tehditleri ile mücadele bahanesi ile pratikte bölgede güvensizlik ve istikrarsızlığın artmasına neden olmuştur.
İran ve Amerika'nın son aylardaki restleşmesi ve ardından da Fars Körfezi ve Umman Denizindeki bir kaç petrol tankeri gemi olayı bu gerginliği daha da arttırmış oldu.
Trump hükümeti İran'ı tanker gemilere yapılan saldırılardan sorumlu tutsa da İran bu ithamları güçlü bir şekilde reddetmektedir. İki ülke arasındaki gerilimler aslında Amerikan casusluk İHA'sının İran hava sahasını ihlal etmesi sonucu düşürülmesinin ardından doruğa ulaştı. Amerikan casusluk İHA'sının avlanmasından sonra ise Trump buna karşılık olarak İran'ın bazı bölgelerine saldırmak istediğini ancak son anda vaz geçtiğini iddia etmişti.
Buna rağmen Tahran açısından İran İslam Cumhuriyeti'nin askeri caydırıcılık gücü Washington'u bu saldırıdan vaz geçirmiştir. Aynı zamanda Washington da yalan dolan haberler ve iddialarla mevcut gerilimleri şiddetlendirmek istiyor.
Bu doğrultuda Trump 18 Temmuz Perşembe akşamı Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazında İran'a ait bir İHA'yı hedef aldı. Bu çerçevede Trump USS BOXER kruvazörünün İran'a ait bir İHA'yı bir kaç kez uyardıktan sonra 915 metrelik bir mesafede hedef alındığını iddia etti. Halbuki İran İHA'nın çektiği görüntüleri paylaşarak Amerika'nın bu iddiasını çürütmüş oldu. Böylece Amerika'nın yalancılığı bir kez daha ifşa oldu.
Görünen o ki İran'ın hava sınırlarını ihlal eden pahalı Global Hawk casusluk İHA'sının düşürülmesi ile Trump psikolojik savaşa ve boş iddialara baş vurarak Amerika halkı arasındaki prestijini onarmak istiyor.
Kimi haberler ise Amerika'nın iddia ettiği düşürülen İHA'nın BAE'ne ait olduğunu belirtiyor. Bu haber doğrulanırsa Amerika terörist güçlerinin işlevselliğinin sorgulanmasının yanı sıra Suudi Arabistan ve BAE için de büyük bir hüsran olacaktır. Çünkü bu iki ülke de Amerika'nın bölgede askeri varlığının artması ile güvenliklerinin artmasını ve İran'ın pasifleşmesini bekliyorlardı.