Almanya'dan Trump'ın Korumacılık Siyasetleri Hususunda Uyarıları
Amerika başkanı Donald Trump " önce Amerika" sloganı çerçevesinde ülkesinin ekonomik durumunu iyileştirmek bahanesi ile ekonomik korumacılık siyasetlerini hayata geçirmektedir.
Fakat Trump'ın korumacılık siyasetleri ise şimdiye kadar Washington ve Pekin arasında ticari bir savaşın patlak vermesi ve de Amerika ve Avrupa arasındaki ekonomik ve ticari gerilimlerden başka bir sonucu olmamıştır.
Bu mesele ise Almanya'nın tepkisine neden oldu. Nitekim Almanya dışişleri bakanı Heiko Maas, Amerika başkanının ekonomik siyasetlerinin küresel ekonomiye vereceği zararlar hususunda uyarıda bulundu.
Maas Cumartesi günü kişisel Twitter hesabından bu hususta şöyle bir mesaj yayımladı: " Amerika başkanı Donald Trump'ın korumacılık politikaları herkese özellikle de toplumların en fakir ve en alttaki kesimlerine zarar verecektir. "
Maas bu alanda toplumlarda yoksulluğun artacağına vurgu yaptı. Maas'ın dediğine göre küresel ticaret sekteye uğrarsa zengin aileler bile alım gücünün yüzde 25'ini, yoksul ve alt kesimler ise yüzde 60'ını kaybedeceklerdir.
Trump kendi ekonomik korumacılık politikaları çerçevesinde Amerika'ya ithal mallara yönelik gümrük tarifelerini arttırarak pratikte dünyanın birçok ekonomisi ile ticari bir savaşa girişmiştir. Bu ticari karşılaşma, Washington'un Avrupalı ortaklarını bile kapsıyor.
Trump'ın Amerika'nın iç üretimini destekleme doğrultusunda korumacılık siyasetleri ve bu yüzden küresel ticaret kurallarını ayaklar altına alması Beyaz Saray'ın Avrupalı ortakları, Çin ve Kanada'nın olumsuz tepkilerine yol açmıştır.
Trump esasında ticaretin küreselleşmesine inanmamakla kalmazken, Amerika'nın çok taraflı ticari anlaşmalar ve paktlardan çıkmasını tercih edip bunun yerine iki taraflı ticari anlaşmalar imzalanmasını savunmaktadır. Bu yüzdendir ki Trump Beyaz Saray'a adım atar atmaz Amerika'yı Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması-TPP'den çekti. Halbuki bu anlaşma Obama hükümetinin inisiyatifi ve tam desteği ile kurulmuştu.
Trump ayrıca Dünya Ticaret Örgütü'nün en önemli eleştiricilerinden olup bu ticari kuruluşu Amerika'nın çıkarları doğrultusunda görmüyor. Başkan ayrıca Amerika'nın bu örgütten de çekilmesinden yana olup son zamanlarda bu hususta tehditler savurmaya devam etmektedir.
14 Ağustos günü Amerika'nın Dünya Ticaret Örgütünden çekilebileceğini duyuran Trump'ın şimdi bu tehdidini hayata geçirmek istediği anlaşılmaktadır.
Trump bu hususta şöyle bir iddiada bulunmuştur: "Dünya Ticaret Örgütü kuralları ve ilkeleri diğer ülkelere Amerika'dan yararlanarak gelişme imkanı sağlıyor."
Amerika başkanı ayrıca Çin'i bu alanda örnek göstererek bu ülkenin Amerika ile gerçek bir ticari savaş yaşadığını söylüyor.
Çin, ekonomik ve ticari olarak Amerika'nın dünyadaki en büyük rakibi saylıyor. Şimdiye kadar başlatılan ticari savaş ise iki ülkenin ekonomisine de büyük zararlar vermiştir. Aslında bu ticari savaşın en büyük nihai kaybedeni ise halklar olacaklardır. Çünkü bu ticari savaş fiyatların artmasına, alım gücünün azalmasına ve alıcıların azalmasına neden olmuş ve olacaktır.
Ayrıca Trump'ın Çin'den yapılan 300 milyar dolarlık ithal mallara yüzde 10'luk artı tarife uyguladığından beri Çin'in de telafide bulunup Amerikan tarımcılarından soya alımını durdurması da Amerikalılar için büyük bir şok oldu.
Rusya da Amerika'nın bir diğer uluslararası rakibi olarak Trump'ın ekonomik siyasetlerini şiddetle kınayıp bu siyasetlerin devam etmesinin uluslararası ticarette büyük sorunlar oluşturacağını düşünüyor.
Rusya dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova ise bu hususta şöyle diyor: "Ülkeler ekonomilerini dünya ticaret örgütü sistemi ile uyarlamak için on yıllarca zaman harcamıştır. Ancak büyük bir güç bu örgütten çekilebileceğini aniden açıklıyor."
Bu yüzden dünya ticaretinde büyük bir düzensizliğe sebep olan Trump'ın korumacılık siyasetine karşı Avrupalı ortaklarından Çin gibi rakiplerine kadar bir muhalefetin oluşmasını, bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor./