John Bolton’un ihracı; zeminleri, sebep ve sonuçları
https://parstoday.ir/tr/news/world-i135573-john_bolton’un_ihracı_zeminleri_sebep_ve_sonuçları
Beyaz saray milli güvenlik danışmanı John Bolton, Amerika’nın siyasi ve güvenlik yapısında önemli bir mevki olan bu mevkide 17 ay bulunduktan sonra geçen gün Donald Trump yönetiminde birçok yetkilinin başına gelen kaderi paylaşmak ve istifa etmek zorunda kaldı veya ihraç edildi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 15, 2019 06:01 Europe/Istanbul
  • John Bolton’un ihracı; zeminleri, sebep ve sonuçları

Beyaz saray milli güvenlik danışmanı John Bolton, Amerika’nın siyasi ve güvenlik yapısında önemli bir mevki olan bu mevkide 17 ay bulunduktan sonra geçen gün Donald Trump yönetiminde birçok yetkilinin başına gelen kaderi paylaşmak ve istifa etmek zorunda kaldı veya ihraç edildi.

Amerika Başkanı Donald Trump 10 Eylül Salı günü twitter hesabında danışmanı John Bolton’a artık beyaz  sarayda onun hizmetlerine ihtiyaç duymadıklarını bildirdiğini yazdı. Trump şöyle yazdı:

Ben ve hükümette diğer bazıları onun önerilerine kesinlikle karşıydık ve bu yüzden Bolton’dan istifa etmesini istedim. İstifa bu sabah bana teslim edildi. Ben John Bolton’a hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyorum ve gelecek hafta yeni bir milli güvenlik danışmanını açıklayacağım.

John Bolton ise Trump’ın bu tweetinden kısa bir süre sonra istifasından yeni bir rivayet açıkladı. Bolton twitter hesabında şöyle yazdı: Ben dün akşam istifa ettim, ancak Başkan Trump, bu konuyu yarın görüşelim, dedi.

 

Beyaz saray sözcüsü Hugan Gidley ise Başkan Trump’la Bolton arasındaki ihtilaflara değinerek, mesele sadece bir konu üzerinde ihtilaftan ibaret olmadığını, Trump ve Bolton birçok konuda görüş ayrılığı yaşadığını belirtti. Trump’ın bir şikayeti, Bolton’un sürekli kongre üyeleri ile temasa geçmesi ve tercih ettiği politikaları kongre üyeleri üzerinden Trump’a dayatmaya çalışmasıydı. Bolton hatta geçtiğimiz günlerde Trump’ın Afganistan ve Rusya politikalarını savunmak için TV kanallarına açıklama yapmaktan kaçınmıştı. Bu yüzden Trump, Bolton’un ona vefadar olmadığını ve kurduğu takıma eşlik etmediğini düşünüyordu.

 

Amerika medyası ise Trump ve Bolton’un Afganistan, Kuzey Kore, Suriye, Venezuela ve İran dosyaları üzerinde anlaşmazlık yaşamaları ve Trump’ın pazarlık anlayışı ile Bolton’un savaş yanlısı psikolojisi, Bolton’un aniden görevden alınmasının sebeplerinden bazıları olduğunu yazdı.

Buna karşın birçok gözlemci Bolton’un ihraç edilmesini Trump’ın barıştalep psikolojisi değil de Amerika devletinin uluslararası arenalarda bağımsız ülkelere karşı yürüttüğü agresif ve tek yanlı politikalarının başarısızlığının işareti olarak yorumladı.

John Bolton 9 Nisan 2018’de beyaz sarayda milli güvenlik danışmanı olarak göreve başladı. Bolton’un bu göreve atanması korsan İsrail elebaşılarının olumlu tepkisi ile karşılaştı. 70 yaşındaki Bolton, Amerika Başkanı Trump’ın 32 aylık başkanlık döneminde bu göreve atanan üçüncü kişiydi. Trump’ın şahin danışmanı Bolton defalarca Trump’tan başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere birçok ülkeye karşı askeri seçeneğe başvurmasını ve hatta bu ülkeleri bombardıman etmesini istemişti. 

John Bolton ABD Başkan Trump üzerindeki nüfuzunun doruk noktasında onu agresif politikalara daha fazla önem vermesi yönünde ikna etmiş ve bu konuda pek deneyimli olmayan kabinenin diğer üyelerini arka plana itmeyi başarmıştı. Ancak bu tutum ve hasmane yaklaşım, Bolton’la Amerika yönetiminin bazı üst düzey yetkilileri ve özellikle Dışişleri Bakanı Mike Pompeo arasındaki ilişkileri bozmaya başlamıştı. Hatta Trump yönetiminde bazı üst düzey yetkililer Bolton’u kabine sırlarını muhafazakar medya organlarına sızdırmak, Pompeo ile Afganistan konusunda sürdürdüğü sürtüşmeye başkalarını da karıştırmak ve Trump’ın görüşleri yerine kendi görüşlerini dayatmakla suçladı.

Kısacası Bolton dünyaya musallat olmayı Amerika’nın görevi olarak telakki ediyor ve bu görevin yerine getirilmesi için çaba harcıyordu.

 

Şimdi John Bolton’un ihraç edilmesi için birçok gerekçeden söz ediliyor. Buna karşın bu gerekçelerin tümünün ortak paydası, Bolton’un Trump’la Amerika’nın dış politika meseleleri üzerinde şiddetli anlaşmazlığıdır. Bu ikili özellikle İran, Afganistan ve Venezuela konusunda büyük anlaşmazlık yaşıyordu. Trump ayrıca kendisi ile Bolton arasında Amerika’nın dış politikasında önemli bir konu olan Kuzey Kore dosyası hakkında da görüş ayrılığı yaşandığını ifşa etti. Trump John Bolton’un sadece kendisi ile değil, aynı zamanda diğer bazı üst düzey yetkililerle de anlaşmazlık yaşadığını belirtti.

 

Trump ve Bolton’un ciddi anlaşmazlık yaşadığı konulardan biri, Afganistan meselesi ve Taliban ile yürütülen barış müzakereleri süreciydi.

CNN kanalı bu konuya işaret ettiği raporunda, Trump ve Bolton 9 Eylül Pazartesi günü Taliban ile müzakere konusunda düzenlenen oturumda ciddi görüş ayrılığı yaşadıklarını belirtti. Trump seçim kampanyaları sırasında Amerika’nın Afganistan’daki askeri varlığını azaltma sözü vermişti. Aslında Trump Amerika’nın Afganistan’da 18 yıllık başarısız askeri varlığı ve ağır kayıplar vermesinin ardından Taliban örgütü ile uzlaşarak Afganistan’daki askeri sayısını büyük oranda azaltmayı amaçlıyordu.

Ancak John Bolton, Trump yönetiminin Afganistan karşısında izlediği bu tutuma şiddetle karşıydı.

 

Amerika’nın Washington Post gazetesi 31 Ağustos’ta Amerikalı bazı üst düzey yetkililerden naklen, John Bolton’un Afganistan barış sürecinden dışlandığını duyurdu. Gazete şöyle yazdı:

ABD Başkanı Donald Trump’ın müttefikleri Afganistan’ın geleceği hakkında bu ayın başında önemli bir zirveye hazırlanırken, Amerika milli güvenlik danışmanı John Bolton’un adı zirveye davet edilenlerin arasında yoktu.

Amerikalı üst düzey bir yetkili, Amerika’nın dünya genelinde asker bulundurması için bir süredir çaba harcayan Bolton, Amerikan tarihinin en uzun süren savaşını sonlandıracak Taliban ile her türlü barış anlaşmasına şiddetle karşı olduğunu belirtti. Amerikalı yetkilinin belirttiğine göre Bolton’un Afganistan savaşının sonlandırılması için sürdürülen çabalara karşı çıkması Trump’ın öfkesine yol açtı ve bu yüzden Taliban ile yürütülen hassas barış müzakerelerinde adının yer almamasına sebep oldu. Zira Bolton Amerika’nın Afganistan özel temsilcisi Zalmay Halilzad’ın Taliban ile barış anlaşmasına şiddetle karşıydı.

 

Trump ve Bolton arasında yaşanan şiddetli anlaşmazlıklardan biri de Venezuela dosyasıydı. Amerika Başkanı Trump Bolton’un petrol zengini latin Amerika ülkesi olan Venezuela’ya yönelik uygulamalarından şiddetle rahatsızdı. Trump Bolton’un Venezuela’nın solcu hükümeti ve Cumhurbaşkanı Nikolas Maduro’ya karşı politikaları etkili olmadığını ve Washington’un gözetlediği başta Maduro’yu devirmek olan hedeflerini gerçekleştiremediğini düşünüyordu.

Bundan önce kendisi ile Bolton arasında yaşanan anlaşmazlıklardan birini Venezuela dosyası ve Bolton’un çizginin dışına çıkması şeklinde açıklayan Trump, 13 Eylül Cuma günü yeni bir tweet atarak, Venezuela ve özellikle Küba konusunda eski milli güvenlik danışmanı Bolton’a göre daha sert bir tutum izleyeceğini iddia etti.

 

Oysa aslında John Bolton Venezuela’ya karşı çok sert tutumu ile biliniyor. Bolton Venezuela halkından bu ülkenin yasal Cumhurbaşkanı Nikolas Maduro’ya karşı ayaklanmalarını ve onu görevden almalarını istemişti.

Amerika Başkanı Trump twitter hesabında şöyle yazdı:

Gerçekte benim Venezuela ve Küba hakkındaki görüşlerim John Bolton’dan çok daha serttir. O benim yolunda bir engeldi.

Bundan önce ise bazı medya organları kimliği belirsiz kaynaklardan naklen geçtikleri haberler, ABD Başkanı Trump’ın Bolton’un Amerika’yı Venezuela ile savaşa sürükleme çabasından öfke duyduğu yönündeydi.

 

İran dosyası da Trump ve Bolton’un üzerinde anlaşmazlık yaşadığı anahtar dosyalardan biriydi. ABD Başkanı Trump’ın aksine Bolton İran dosyasında tüm diplomatik kanalların kapatılmasını istiyordu.

Bolton İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı olan Amerikalı yetkililerden biriydi ve şimdiye dek de defalarca İran’a karşı sert uygulamaları istemişti. Bolton İran başta olmak üzere bağımsız ülkelere karşı radikal ve savaş çığırtkanlığı yönündeki politikaları ile ünlüydü ve Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesinde Trump üzerinde etki yapanların başında yer alıyordu.

 

John Bolton ister Amerika’nın eski başkanlarından oğul Bush döneminde BM daimi temsilcisi olduğu ve ister bir sonraki dönemde Interprise araştırma müessesesinde bulunduğu dönemde sürekli İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı en sert tutumu sergiledi. Bolton ayrıca münafıklar terör örgütünün yakın dostuydu ve örgütün yıllık zirvelerine katılarak birçok kez İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmeye ve İran’a karşı savaş açılmasına vurgu yapmıştı.

 

John Bolton beyaz saray milli güvenlik danışmanı görevine başladıktan sonra da İran’a karşı aynı tutumu sürdürdü. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif bu yüzden onun adını “B” takımına yerleştirdi. Bu takımda Bolton’dan başka Suud rejiminin veliaht prensi Muhammed bin Salman, korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu gibi İran karşıtı kişiler yer alıyor. Şimdi ise Bolton’un beyaz saraydan ihraç edilmesinden sonra B takımı üye sayısı azaldı.

 

Bolton’un beyaz saraydan ihraç edilmesinden sonra Trump açık bir şekilde eski tutumundan çark ederek İran’a karşı biraz daha yumuşak bir tutum sergilemeye başladı ve İran ile müzakere yolunun açılması için bazı yaptırımların hafifletilebileceğini söyledi. Trump şu iddiada bulundu:

Biz İran ile bir anlaşmaya varmak istiyoruz, ama eğer bu olmazsa da sorun değil. Ama ben İran Amerika ile anlaşmak istediğine inanıyorum.

Trump ayrıca bir kez daha Washington yönetimi İran’da nizamı değiştirme peşinde olmadığını vurguladı.

 

ABD Başkanı Trump’ın İran ile müzakere etmek istediği yönündeki sinyallerini yorumlayan New York Times gazetesi şöyle yazdı:

Trump başkanlık seçimleri arifesinde dış politikada bir kazanıma ihtiyaç duyuyor.

Ancak Donald Trump yönetiminin Hazine Bakanı Steven Mnuchin ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü gibi bazı yetkilileri Trump’tan sonra yaptıkları açıklamalarda İran’a karşı azami baskı politikasının devam edeceğine vurgu yaptılar.

 

Bazı siyaset ve medya çevreleri John Bolton’un beyaz saraydan gitmesini ABD Başkanı Trump’ın savaş çığırtkanlığı yapan politikalarının son bulduğu işareti şeklinde yorumladı ve bu ihraç, İran ve Amerika arasında tırmanan gerginliğin yatışmasında etkili olabileceğini belirtti.

Buna karşın John Bolton’un ihraç edilmesi Trump yönetimi için bazı bedelleri oldu ve hatta Amerika için bedeli olduğu söylenebilir. Bolton bir yıl içinde görevden alınan ikinci milli güvenlik danışmanı oldu. Bu konu beyaz sarayın imajını olumsuz etkiledi.

 

Her halükarda görünen o ki şiddetli anlaşmazlıkların yüzünden Trump’ın Bolton’u görevden almaktan başka çaresi yoktu. Burada önemli olan şu ki, Bolton’un Amerika’nın dış politikasında gözetlediği sert politikaların hiç bir yere varamadığı gibi, Bercam nükleer anlaşması ve İran’a azami baskı politikası meselelerinde Amerika’nın uluslararası arenalarda daha da inzivaya itilmesine yol açtı. Bu yüzden ABD medyası Trump’ın Bolton’u beyaz saraydan ihraç etmesinden sonra Washington’un İran’a karşı azami baskı politikası çökme sürecine girdiğini yazdı.

 

Gerçekte John Bolton’un Trump’a dayattığı tüm tavsiyeleri ve istişareleri ve özellikle İran’a şimdiye kadar görülmemiş yaptırımların dayatılması, İran’ın petrol ihracatının sıfıra indirilmesi, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu’nun adı terör örgütleri listesine alınması ve Amerikan terör ordusunun Fars körfezinde varlığını arttırması gibi politikaların hiç biri Tahran yönetimini Amerika’ya teslim olmasına veya herhangi bir taviz vermesine yol açmadı.

Bolton’un İran’a karşı tutumundan hüsrana uğrayan Trump sadece onu azletmekle kalmadı, aynı zamanda İran’a karşı politikalarında muhtemel değişikliklere gidebileceği işaretini de verdi.