Putin'den Fars Körfezi Bölgesinde Güvenliğin Sağlanması İçin Çağrı
-
Putin
Amerika Mayıs 2018'de Bercam Nükleer Anlaşmasından tek taraflı bir şekilde çıkarak İran'a karşı maksimum baskı siyasetini uygulamaya başladı. Washington'un İran'a karşı geçmişte görülmemiş ekonomik baskıları ve yaptırımları iki ülke arasındaki tansiyonu iyice arttırmış oldu.
Bunun sonucunda ise Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezinde de gergin anlar yaşanmaya başlandı.
Amerika ve ortaklarının Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı bölgesindeki istikrarsızlaştırıcı girişimleri Rusya'nın tepkilerine de neden oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 3 Ekim Perşembe günü Valday Konferansında yaptığı konuşmada Fars Körfezi bölgesinde güvenliğin sağlanması için belli bir örgütün kurulmasını istedi.
Rusya bu çerçevede Temmuz 2019'da Fars Körfezi bölgesinde kolektif güvenliğin garantiye alınması için bir öneri sundu. Tabii bölgedeki öngürlemezlik ve istikrarsızlık göz önünde bulundurulduğunda bu öneri tam da yerinde bir öneri gibi duruyor söylenebilir.
Putin bu hususta şöyle dedi: " İhtilafların bir kenara bırakılmasını ve bölgede güvenlik ve iş birliğin sağlanması için bir örgütün kurulmasını önerdik. Böyle bir örgüt, Fars Körfezi çevre ülkeleri, Rusya, Çin, Amerika, Avrupa Birliği, Hindistan ve bölge gelişmelerinden etkilenen gözlemci ülkelerden meydana getirilmelidir. "
Rusya dışişleri bakanı 23 Temmuz gününde Fars Körfezi bölgesindeki kolektif güvenliğin sağlanması amaçlı projesini yayımladı. Bu projede, adım adım ilerleme yaklaşımı, çok taraflılık, uluslararası kurallara, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Anlaşması ve BMT Güvenlik Konseyi kararnamelerine tamamen uyulması gibi ilkeler göz önünde bulundurulmuştur. Moskova proje mahiyeti taşıyan bu stratejik belgenin misyonunu, Fars Köfezi bölgesindeki iş birliği ve kolektif güvenliğin sağlanması için tüm bölge ülkelerinin eşit bir role sahip olmasını sağlamak olarak açıklamıştır.
Bu belgede şunlar yazılmıştır: "Mevcut durumda Fars Körfezi bölgesinde istikrarı sağlamak ve arttırmak ayrıca bölgesel durumun iyileştirilmesi ve bölgedeki uzun süren kritik zorlukları aşmak için bölgesel ve küresel etkin ve güçlü girişimlerde bulunulması şart."
Şimdi ise Rusya devlet başkanı Vladimir Putin de Rusya dışişleri bakanının Fars Körfezi'nin güvenliğinin sağlanması doğrultusundaki projesi çerçevesinde tüm Fars Körfezi çevre ülkeleri, Rusya, Çin, Amerika, Avrupa Birliği, Hindistan ve diğer ülkelerin katılımı ile bir örgütün kurulmasını önermiştir. Rusya'nın bu projeleri ve önerileri aslında Moskova'nın çok taraflılık doğrultusundaki yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Moskova her daim bölgesel ve küresel düzeyde tek taraflılığa karşı çıkmıştır.
Rusya'nın Fars Körfezi'nde kolektif güvenliğin sağlanması ile ilgili projesi İran'ın bu alandaki projeleri de paralel yönde olduğu söylenebilir.
Rusya dışişleri bakan yardımcısı Mihail Bogdanov 26 Eylül tarihinde İran'ın Fars Körfezi'ndeki güvenliğin sağlanması yönündeki önerisini desteklemiş ve bu öneri ve projeyi Rusya'nın projeleri doğrultusunda olduğunu vurgulamıştı.
Bogdanov şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "Moskova Tahran'ın Fars Körfezi bölgesinde istikrarın sağlanması için koalisyon oluşturma önerisini destekliyor. Biz, ortağımız İran tarafından bölgede istikrarın sağlanması için yapılan öneriler ve sunulan projeleri destekliyoruz. Rusya ve İran'ın bu alandaki projeleri ise bir birine çok benziyor ve aynı doğrultudadır. "
Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı bölgesinde yaşanan gerginlikler ve tansiyonun arttığı bir sırada İran İslam Cumhuriyeti önerileri ile özellikle de kolektif güvenliğin sağlanması çerçevesindeki teklifleri ile bu jeostratejik bölgede gerginlikleri azaltmaya çalışmıştır.
İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulu toplantısında Hürmüz Barış Planını açıklamaya çalışmıştı. İran bu plan çerçevesinde Fars Körfezi bölgesinde kolektif güvenliğin sağlanması için adımlar atmaya çalışmıştır.
İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif ise bu hususta şöyle bir açıklamada bulunmuştu: " Sunduğumuz Umut Koalisyonu planı, tüm bölge ülkelerinin barışın, refahın ve istikrarın sağlanmasından sorumlu olduğu gerçeğine dayalıdır. "
Rusya da bu yöndeki planında tüm bölge ülkelerinin kolektif güvenliğin sağlanmasındaki rolüne vurgu yapmaktadır.