Fars Körfezi İşbirliği Konseyi 40. Zirve toplantısı
-
Arabistan
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi 40. Zirve toplantısı dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da çalışmalarına başladı.
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi 1981 yılında ve üyeleri olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Umman arasında siyasi, güvenlik ve ekonomik alanlarda uyum ve mutabakat sağlanması hedefi ile kuruldu. 40. Zirve oturumu ise başlıca hedefi, Katar’ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında yaşanan iç ihtilaf ve gerginliği sonlandırmak olduğu bir ortamda çalışmalarına başladı.
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin kurulmasından itibaren üye ülkeler arasında her hangi bir uyum ve mutabakat sağlanamazken hatta üyeler arasındaki ihtilaflar bazı liderlerin düzenlenen oturumlara katılmayacak kadar derinleşti. Mevcut ihtilaflar üyelerin bazı mevcut veya eski yetkililerin Konseyin ölümünden resmen söz edilecek kadar derinleştir. Nitekim geçen yıl Katar eski başbakanı şeyh Hamd bin Casım, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’nin dağılmış bir konseye dönüştüğünü söyledi.
40. zirvenin başlıca hedefi iç ihtilaflara son vermektir. Bu konuda bir çok tahmin yürütüldü. Umman ve Kuveyt arabuluculuk çalışmalarına devam ederken Katar dışişleri bakanının gizli Suudi Arabistan ziyareti de gündeme geldi. Arabistan kralı Kral Salman da geçen yılların aksine şahsen Katar emiri şeyh Tamim bin Hamd Al-ı Sani’yi zirveye davet etti.
Katar’ın zirveye katılım düzeyi 2018 yılına göre yükselmiş ve bu yıl başbakan düzeyinde temsil edildiyse de Katar emiri şeyh Tamim, Afrika ülkelerinden Ruanda’da fazla da önemli olmayan bir etkinliğe katılmayı Riyad zirvesine tercih ederek, Konsey içindeki ihtilafların çözülmesi için Arabistan tarafından daha fazla pratik adımların atılması gerektiğini göstermek istedi.
Katar diğer üç ülke olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile ihtilafların giderilmesini istemesine rağmen bunun için tüm yaptırımların kaldırılmasını ön şart olarak belirliyor. 2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, Mısır ile birlikte Katar ile ilişkileri kesmenin ardından bu küçük fakat zengin ülkeyi baskı altına almak için hava, kara ve deniz ablukası uygulamaya başladılar.
Katar ise söz konusu yaptırım ve kuşatmayı değil, Suudi Arabistan tarafından uygulanan tüm baskılardan sağlıkla geçmeyi ve Riyad’dan tamamen bağımsızlığını korumayı başardı ve pratikte bu ülkeye büyük bir darbe bile indirmiş oldu. Uygulanan yaptırımları aşmakta Türkiye ve İran İslam cumhuriyeti Katar’a büyük yardımları dokundu.
Suudi Arabistan Yemen savaşını birkaç gün içinde kazanma konusunda düştüğü hatayı Katar ile gerginlikte de yaptı, fakat Doha’da Yemen gibi Arabistan ve müttefiklerinin baskılarına teslim olmayarak, dış siyaset gibi bir çok konuda Arabistan’dan bağımsız olduğunu göstermiş oldu.
Bu bağlamda Katar dışişleri bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al-ı Sani İran İslam Cumhuriyeti ile “iyi komşuluk” çerçevesinde ilişkilerini açıklarken, İran’ın kendi hava sahasını onlara açtığını unutmayacaklarını söyledi. Bu resmi açıklama, üstelik Suudi Arabistan’ın Katar’a koştuğu şartlardan birinin İran ile ilişkileri kesmek veya azaltmak olduğu bir durumda yapıldı.
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi 40. Zirvesini, Katar emiri, Umman kralı ve Birleşik Arap Emirlikleri liderinin katılmaması gölgelerken Suudi Arabistan bir kez daha İran’a karşı tekrardan ibaret tutumunu gündeme getirdi, tabi bu konuya da diğer ülkeler katılmazken, Riyad’ın Fars Körfezi İşbirliği Konseyi’ndeki üstün konumunu pratikte kaybettiğini gözler önüne sermiş oldu.