Washington'dan Rusya ve Çin'in Batı Asya'daki Nüfuzuna Karşı Mücadeleye Vurgu
-
David Kenneth Schenker
Amerika başkanı Donald Trump Washington'un özellikle de güvenlik ve askeri taahhütleri ve masraflarını azaltmak için Batı Asya'daki varlığını kısıtlamak istediğini defalarca iddia etmiştir. Buna rağmen kanıtlar Washington'un bu alanda hiçbir şekilde geri adım atmadığını, aksine varlığını arttırmak istediğini gösteriyor.
Bu doğrultuda Amerika dışişleri bakanı Yakın Doğu işleri yardımcısı David Kenneth Schenker Rusya ve Çin'i Batı Asya'ya müdahale etme ve çıkarlarını sağlamaya çalışmakla itham ederek Washington'un bu sürece karşı tepkisinin gelecek yıl artacağını duyurdu.
Schenker Rusya ve Çin'in Batı Asya'daki varlığına işaretle: "2020 yılında, Amerika’nın Rusya'nın bölgede müdahaleleri ve Çin'in şantajları ile mücadeleleri yönündeki çabalarının artmasına tanıklık edeceğiz." Dedi.
Washington'un Batı Asya bölgesindeki varlığını, eseli küresel rakipleri olan Rusya ve Çin'in nüfuzları ile mücadele bahanesi ile arttırmasına yeniden vurgu yapması, bölge halkı ve makamlarının Amerika'yı bölgede güvensizlik, istikrarsızlık ve terörizmin yayılmasında asıl unsur olarak gördüğü bir sırada gerçekleşmektedir.
Amerika ve ortakları 2001 yılında terörizm ile mücadele ve Afganistan'ın güvenliğini sağlamak bahanesi ile bu ülkeye saldırdığından beri bölgede güvensizlik, terörizm ve uyuşturucu madde üretiminin artmasına zemin hazırladı. Aynı zamanda Washington IŞİD'in bu savaşzede ülkede faaliyetlerini sürdürmesi için de ortamı hazır hale getirdi.
2011 yılından itibaren başlayan Suriye krizi de Amerika ve Batılı-Arap ortaklarının IŞİD gibi terör örgütlerini Suriye yasal hükümetini devirmek, direniş eksenini yok etmek ve bölge denklemlerini Siyonist Rejim İsrail lehine çevirmek amacı ile geniş çaplı olarak desteklerini sürdürdü ve şimdi de Suriye'nin doğusundaki yasa dışı varlığını petrol sahaları ve kuyularını teröristlerden korumak bahanesi ile sürdürmek istiyor.
Bir diğer yandan Amerika'nın Fars Körfezi bölgesindeki askeri varlığı da İran'a yönelik petrol muafiyetinin kaldırılması ve İran petrolü ihracatının önlenmesi doğrultusundaki girişimlerinin ardından daha da artmıştır. Amerika İran'a yönelik maksimum baskı siyaseti çerçevesinde Tahran aleyhindeki yaptırımlarını oldukça yoğunlaştırırken diğer yandan da Fars Körfezi'nde ve çevresindeki askeri varlığını arttırarak İran tehdidi ile mücadele bahanesi ile Suudi Arabistan'a savaş uçakları, füzeler ve hava savunma sistemlerinin satşının yanı sıra 3 bin kadar askeri güç de bölgeye gönderip buradaki güvensizliği ve istikrarsızlığı iyice arttırmıştır. Pentagon bu hususta Amerikan güçlerinin Suudi Arabistan'a konuşlandırılmalarının daha fazla caydırıcı güce sebebiyet vereceğini iddia etmiştir.
Buna karşın Rusya kendi bölgesel ortaklarının özellikle de Suriye'nin Batılı ve gerici Arap ortaklarının komploları karşısında çıkarlarının korunması için Batı Asya'daki askeri varlığını arttırmış ve aynı zamanda kendi ekonomik ve ticari çıkarları çerçevesinde bölge ülkeleri ile ilişkilerini oldukça artmasını istemiştir.
Çin de Batı Asya bölgesinde bir kaç hedef peşindedir. Pekin açısından Batı Asya özellikle de Fars Körfezi bölgesi Çin ekonomisinin ihtiyaç duyduğu enerjinin karşılanmasında hayati bir önem taşıyor. Pekin bu bölgeyi kendi ürünleri için önemli bir piyasa sayıyor. 2030 yılına dek dünyanın en güçlü ekonomisi olma yönünde hareket eden Çin, şimdiden askeri kapasitesini ve Batı Asya'daki askeri varlığını arttırmaya çalışarak bu yönde hareket etmek istiyor. Bu doğrultuda Çin, Cibuti'de askeri deniz üssü kurmuş ve savaş kruvazörlerini Aden körfezi ve Kızıldeniz'e yerleştirmiştir.
Aynı zamanda Amerika'nın tek taraflılık ve zorbalığa dayalı siyasetlere vurgu yapması yüzünden Rusya ve Çin de bu hegemonya ve zorbalık taslamak ile mücadele etmek ve çok taraflılığı güçlendirmek için özellikle de Batı Asya'daki varlıklarını güçlendirmişlerdir./