Britanya'dan Amerika'nın Zarif Aleyhindeki Girişiminin Yasa Dışı Olduğuna İtiraf
-
johnson
Amerika uzun süredir Birleşmiş Milletler Teşkilatı oturumlarına ve toplantılarına katılmak isteyen heyetler ve makamlara vize verme hususunu kendine karşı olan ülkelere bir baskı aracı olarak kullanmaktadır. Bu alanda Amerika İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif'in New York'a Güvenlik Konseyinin bu haftaki oturumuna katılmak ve konuşma yapmak üzere yapacağı ziyaretini yasakladı.
Bu konu ise Washington'un Avrupalı ortakları özellikle de Britanya ve Almanya tarafından ciddi eleştiriler ile karşılaştı. Bu hususta Britanya başbakanı Boris Johnson Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif'in New York'a yapacak ziyaretini engellemesini diplomatik ve yasa dışı bir girişim olduğunu söyledi.
Johnson şöyle bir açıklamada bulundu: "Amerika uluslararası kurallara göre İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif, ve diğer yabancı ülkelerin resmi makamlarının Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na yönelik ziyaretlerini gerçekleştirmeleri için zemin oluşturmalıdır. Bu Amerika'nın görevidir. "
Muhammed Cevad Zarif için vize çıkarılmaması aslında Amerika'nın yabancı makamların Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na katılmasını önlemek ve engellemek yönünde yasal ve hukuki tartışmalara yol açmıştır. Daha önce de Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulu'nun düzenlenmesi sırasında Washington büyük bir gecikme ile İran dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanına vize vermesinin yanı sıra kimi cumhurbaşkanlık heyetine vize vermekten de çekindi. Washington makamları ayrıca İran İslam Cumhuriyeti diplomatlarının Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın merkezinin etrafında bulunan caddeler ve bölgeler hariç başka bölgelere gitmelerini yasakladı.
Gerçekte Washington Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nı kendine karşı olan Rusya, Venezuela ve Küba gibi ülkeler aleyhinde de bir baskı aracı olarak kullanmıştır. Halbuki Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve Amerika arasındaki anlaşmalara göre bu ülke bu teşkilatın ev sahibi olarak üye ülkelerin BMT ile ilgili oturumlara, toplantılara ve süreçlere katılması için onların BMT merkezi ve ülkelerin temsilciliklerine gitmeleri için kolaylık sağlamalıdır. Aslında Amerikan bu yöndeki yasa dışı girişimleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın tepkilerine de yol açmıştır. Bu alanda BM Genel Kurulu 18 Eylül 2019'da bir bildiri yayımlayarak Amerika hükümetinin kimi ülkelerin makamlarına BMT etkinliklerine katılmaları için vize vermemesini kınayarak Amerika hükümetinden İranlı diplomatlara uyguladığı vize kısıtlamalarını sonlandırmasını istedi. Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın İranlı diplomatlara yönelik Amerikan hükümetinin kısıtlamalarını kaldırması zarureti kararı tam bir konsensüs ile oylama yapılmadan onaylandı.
Bu kararın oy birliği ile onaylanması Washington'un İranlı diplomatların Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın New York'taki merkezindeki görevlerine kısıtlamalar getirmesinin dünya ülkeleri tarafından kabul görmediğini gösteriyor. Nitekim şimdi de Avrupalı ülkeler Trump tarafından uygulanan bu siyasete karşıdırlar. Gerçekte birçok Avrupalı makam da İran dışişleri bakanına Amerika tarafından vize verilmemesini çok taraflılık siyasetinin ve uluslararası kurallara saygının nefyedilmesi olarak sayıyorlar.
Siyasi meseleler uzmanı Ainar Tanjin bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: " Amerika dünyada tek taraflılığın şiddetlenmesinde kabahatlidir. Amerika tek taraflı olarak ülkelere isteklerini dayatabileceğini düşünüyor. "
Washington'un bu doğrultudaki adımları aslında uluslararası kuralların açık ihlali ve farklı ülkelerin vurgu yaptığı çok taraflılık yaklaşımının açık ihlalidir. Gerçekte Amerika böyle siyasetler izleyerek iktidarını dünyaya göstermek istemesinin yanı sıra bir yandan da İran'ın haklı ve adalettalep istekleri ve tutumları yolunda ciddi engeller oluşturarak BMT Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi gibi uluslararası alanlarda İran'ı devre dışı bırakmak istiyor.
Muhammed Cevad Zarif yayımladığı Tweet'te şöyle yazdı: " Pompeo'nun İranlıları kıtlığa sürüklemek yönündeki tehdidine-insanlığa karşı cinayetine- kıyasla Trump'ın kültürel miras ile ilgili zırvalamaları- savaş cinayetleri-, ekonomik terör ve korkakça suikaste kıyasla, Birleşmiş Milletler Teşkilatı 1947 anlaşmasının Amerika'nın BMT merkezine ev sahipliği ile ilgili maddelerinin ihlali olarak bana vize verilmemesi daha düşük öneme sahip bir konudur. Ancak onlar nelerden korkuyorlar? Gerçeklerden mi?"
Şimdi de bir kez daha Trump Washington ortaklarının ağır eleştirileri ile karşılaşmıştır. Washington arkadaşları bile mevcut durumdan memnuniyetsizliklerini dile getirmişlerdir. Görünen o ki Trump'ın isteklerine rağmen uluslararası camia uluslararası kuralların açık ihlali olan bu girişimlere tahammülü kalmamıştır.