Batı'nın Hong Kong Gelişmelerine Yönelik Müdahaleci Yaklaşımı
2019 yılında Hong Kong'da protesto gösterilerinin başlamasından beri Batı özellikle de Amerika ve Avrupa Birliği de Hong Kong'lu protestocuları desteklemeye ve onları kışkırtmaya çalışmıştır. Bilhassa da Washington Pekin ile ihtilafları yüzünden fırsatı uygun görüp protestocuları destekleme bahanesi ile Hong Kong meselesini Çin'e baskı aracı olarak kullanmak istiyorlar.
Bu alanda ise Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo müdahaleci bildiri yayımlayarak Hong Kong ulusal tasarısının Çin hükümeti tarafından öne sürülmesini kınadı. Pompeo Cuma günü bildirisinde şöyle bir açıklamada bulundu:" Amerika Hong Kong'a dayatılan tek yanlı ve hasmane Ulusal Güvenlik tasarısını kınıyor ve güçlü bir şekilde Pekin'den bu felaket yaratan yeni öneriyi sunmasında revizeye gitmesini ve de Hong Kong'da medeni özgürlüklere, demokratik kurumlara ve yüksek egemenlik seviyelerine saygı duymasını istiyor. "
Pompeo bu hafta Amerika kongresine Hong Kong durumu ile ilgili bir rapor göndermiş ve bu raporda Pekin'in Hong Kong'da bulunan Amerikan muhabirlerinin işlerine müdahale ettiğini ve bu özerk bölgede özgürlükleri zayıflatmak istediğini belirtti. Amerika başkanı Donald Trump Perşembe günü ise Hong Konglu protesto göstericilerine destek vererek Çin makamlarını bu protestoculara karşı girişimde bulunmasına ve bu protestocular aleyhinde yasak getiren yasalar onaylamasına karşılık olarak ciddi tepkiler göstereceklerini belirtti.
Avrupa Birliği de Amerika'ya benzer bir yaklaşım içerisine girmiş ve Çin hükümetinden benzer müdahaleci taleplerde bulunmuştur. Avrupa Birliği dış siyaset temsilcisi Josep Borrel Çin'in planın tepki olarak bu bölgenin özerkliğini istedi. Borrel Cuma akşamı bir bildiri yayımlayarak şöyle bir açıklamada bulundu:" Hong Kong'un " iki sistemli bir ülke" ilkesi çerçevesindeki başarısı ve istikrarı Avrupa Birliği çıkarları doğrultusunda ve bu birlik de bu bölgenin özerkliğine büyük önem vermektedir.
Britanya, Avustralya ve Kanada da ortak bir bildiri yayımlayarak bu plana karşı derin bir şekilde kaygılı olduğunu belirtmiştir.
Mevcutta geniş çaplı bir şekilde devam eden Hong Kong'daki siyasi kriz Şubat 2019'da bu bölgenin Çin'e suçluları teslim etme yasa tasarının sunulması ile başlamış oldu. Bu mesele ise Amerika ve Britanya destekleri ve kışkırtmaları ile geniş çaplı protesto gösterilerine de yol açtı. Bu gösterilen ana sebebi de 2019 suçluları teslim etme yasası tasarısı ile ilgili idi. Hong Kong yerel yönetimi 4 Eylül 2019'da bu tasarıyı tamamen bir kenara bıraktıklarını açıklamasına rağmen protestocular ve göstericiler özellikle de Batı'nın geniş çaplı destekleri ile yeni taleplerde bulundular.
Böylece bu tasarının onaylanması tamamen askıya alınmasına rağmen protestocular Çin'den tam olarak bağımsızlaşma bahanesi ile Hong Kong'daki kaos olaylarını devam ettirdiler. Çin hükümeti ise gösterileri ve kaosları kontrol etme ve dış müdahaleleri ve terörist faaliyetlerini engellemek için bu bölgede protesto gösterileri aleyhinde daha sıkı yasalar uygulamaya çalışmaktadır. Pekin daha önce de defalarca Washington'un Hong Kong gelişmelerine müdahil olduğunu ve protesto gösterilerini provoke ettiğini açıklamıştı. Amerika Hong Kong'daki kaotik durumu ve protesto gösterilerini suistimal ederek bu meseleyi Çin içişlerine müdahale mazereti olarak kullanmak istiyor. Buna ilaveten Pekin aleyhinde özellikle de ticaret, güvenlik ve askeri alanda bir baskı aracı olarak kullanmak istiyor. Amerika kongresi geçen yıl Çin içişlerine müdahale etme yönündeki girişiminde ve de Hong Konglu protestocuları destekleme çerçevesinde " Hong Kong Demokrasi ve İnsan Hakları tasarısını onayladı. Gerçekte Amerika'nın Çin'in Hong Konglu protestoculara karşı tepkisinde insan hakları ihlallerini öne sürmesi tamamen araçsal olarak görülmelidir. Bu da sırf Pekin'e baskı aracı olarak görülmektedir.