Rusya'nın Nükleer Doktrininin Değiştirilmesi
Amerika başkanı Trump'ın 2017'de iş başına gelmesi ile Amerika nükleer depolarını geliştirmek adına yeni adımlar atıp kendi nükleer doktrinini nükleer güçten yararlanma ihtimali doğrultusunda değiştirdi. Bu mesele ise Rusya'nın da tepkisine yol açtı. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin'in kanun hükmündeki kararnamesine esasen nükleer silahları kullanma eşiği düşürüldü.
Daha önce ise Rusya'nın nükleer tehdit ve nükleer saldırı ile karşı karşıya kalma ihtimali üzerine Moskova nükleer silah kullanabilirdi. Ancak yeni karara göre Rusya konvansiyonel silahlarla saldırıya maruz kalırsa veya bu ülkenin bekasını tehdit eden bir tehdit gözlemlenirse o zaman Moskova nükleer güçten yararlanabilecektir. Rusya'nın yeni nükleer doktrinine göre bu ülkenin ortakları ve dostları bile nükleer silahlarla hedef alınırsa Moskova nükleer silahlar ile karşılık verebilecektir.
Rusya, Amerika başkanı Donald Trump'ın nükleer silah kullanmak için gerekli eşiği düşürmesinin ardından bu kararı aldı.
Trump hükümeti şimdi de nükleer depolar ve nükleer strateji alanında özellikle de üretim ve küçük çaplı nükleer silahları yerleştirme ve konuşlandırma alanında aktif bir hareketlilik başlatmıştır.
Nükleer Durumun Revizyonu isimli Amerika'nın yeni nükleer doktrini Şubat 2018'de yayımlandı. Bu da nükleer depoların ve Amerika'nın nükleer kapasitelerinin geliştirilmesi için yasal zemini hazırlamış oldu. Bu süreç ise Amerika'nın rakibi Rusya ve Çin'in füze ve nükleer alandaki gelişmeleri bahanesi ile başlatıldı.
Donald Trump yeni nükleer doktrin ile ilgili bildirisinde şöyle bir açıklamaya yer verdi:" Vardığımız sonuçlar, küresel güvenliğe yönelik gerçekçi değerlendirmelerden, yer yüzünde en yıkıcı silahları kullanmayı önlemek ve milletimizin uzun geçmişe sahip nükleer silahların yayılmasını yasaklamak taahhüdü temelindedir. "
Buna rağmen Amerika'nın yeni nükleer doktrini sırf Amerika rakipleri özellikle de Rusya'yı kışkırtmıştır. Bu çerçevede Rusya Washington ile dengeli bir şekilde rekabet etmek istemiştir. Sonuçta gelecekteki muhtemel çatışmalar nükleer silah kullanımı ihtimali de artmıştır.
Trump yeni tutumu çerçevesinde Rusy aile yeni nükleer anlaşmanın imzalanmasını istemiştir. Trump Çarşamba günü Fox Radyo kanalına verdiği röportajında şöyle bir açıklamada bulunmuştur:"Ben güvenli bir nükleer anlaşma ve güvenli nükleer bomba istiyorum. Çünkü bu dünyanın en büyük sorunudur. "
Trump'ın tüm açıklamalarına rağmen onun hükümetinin mevcut tutumu ve uluslararası nükleer silahları kontrol etme anlaşmalarından çıkma siyaseti ciddi soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuştur. Washington tüm bu girişimlerine rağmen Çin'in de START anlaşması dahil her hangi yeni bir nükleer anlaşmaya dahil olmasını ve Rusya'nın da nükleer depolarından ultrasonik silahlarını kaldırmasını yeni START anlaşmasının yapılması için iki önemli şart olarak belirlemiştir.
Buna rağmen ne Pekin ne de Moskova bu şartları kabul etmemişlerdir. Washington ise Moskova'yı küresel nükleer anlaşmalarda çıkmasının kabahatlisi göstermeye çalışıyor. Buna rağmen Rusya üst düzey makamları bu ülkenin Amerika ve girişimlerine karşı direneceğini karşılık verilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadırlar.
Putin ise bu hususta şöyle bir açıklamada bulunmuştur:"Yeni START anlaşması yeni bir versiyonu hazırlamadan sonlanırsa artık nükleer silah yarışmalarını sınırlandırmak için bir araç olmayacaktır. "
Putin Amerika'nın yeni START anlaşması için kolları sıvamaması halinde bu anlaşmanın 2021'de sonlanmasına müsaade etmeyeceğini belirtmiştir.
Kanıtlar ise Trump hükümetinin Yeni START anlaşmasını uzatmak gibi bir niyetinin olmadığını gösteriyor. 2021'de bu anlaşmanın sonlanması ile Amerika da kendi nükleer programlarını sınırsız bir şekilde geliştirebilecektir. Bu da Rusya'nın karşılığını beraberinde getirecektir. Böylece bu süreç küresel alanda da istikrarsızlığa ve nükleer rekabetin artmasına neden olacaktır.