NATO Genel Sekreteri'nden Küresel Güç Dengesinin Değişmesine Vurgu
Amerika, Batı'nın öncüsü olarak defalarca Çin'in küresel gücünün artmasına karşı çıkmıştır. Amerika defalarca bu Asya ülkesini Batı ülkesi için bir tehdit saymış ve özellikle de Avrupa'nın Pekin ile ilişkilerinin azaltılmasına vurgu yapmıştır. Washington'un bu yaklaşımı ise Avrupa Birliğinin karşı görüşleri ile karşılaşmıştır. Buna rağmen NATO genel sekreteri de bu hususta ilgi çekici bir görüşe sahiptir.
NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg Çarşamba günü Çin'in askeri ve ekonomik dahil farklı alanlarda gelişmeleri ve büyümelerine değinerek NATO üyesi ülkelerin daha fazla Pekin karşısında kenetlenmesini istedi. Stoltenberg Çin'in ekonomik ve askeri alanlardaki gelişmelerine itiraf edip dünyada güç dengesinin değiştiğine şahitlik edildiğini belirtti. NATO genel sekreteri şöyle bir açıklamada bulundu:" Batı Çin'in ekonomik ya da askeri güçlenmesine kayıtsız kalamaz. Çin'in bu doğrultudaki doğuşu, küresel güç dengelerinde temel değişikliklere neden olmuş ve ekonomik ve teknoloji alanındaki rekabetleri de kızıştırmıştır. Bu mesele ise serbest toplumlar ve kişisel özgürlüklere karşı tehditleri de ikiye katlamış ve bizim hayat modelimiz ve değerlerimiz hususundaki rekabeti de arttırmıştır. "
Stoltenberg Çin'in büyümesinin NATO ortaklarına yönelik güvenlik sonuçları ile ilgili de şöyle bir açıklamada bulundu:" Çin, halihazırda dünyada ikinci en büyük savunma bütçesine sahip ülkedir. Çinliler gelişmiş askeri kabiliyetleri alanında büyük yatırımlar yapmış ve NATO ülkelerine kadar ulaşabilen uzun menzilli füzelere sahipler. "
Görünen o ki NATO pratikte Washington'un elinde bulunan bir araç olup Amerika çıkarları doğrultusunda Amerika'nın Avrupalı ortaklarına bile baskı yapmak için kullanılır. Bu organizasyon tıpkı Amerika gibi Batı dünyasının Çin'e karşı kenetlenmesini ve Pekin'in askeri ve ekonomik olarak zayıflamasını istiyor. Buna rağmen NATO genel sekreteri ve de Trump hükümetinin bu talepleri Avrupalıların olumsuz tepkilerine neden olmuştur. Esasında Avrupa ve Amerika arasındaki Çin hususundaki ihtilaflar da bu yeni güç ile ilişkilerden kaynaklanıyor.
Avrupa Birliği dış siyaset temsilcisi Josep Borrel Çin'in küresel barış için bir tehdit sayılmadığını ve bu ülkeye karşı gerçekçi yaklaşımın izlenmesine vurgu yapmıştır. Borrel'e göre Çin Avrupa Birliği düzeni için bir tehdit olabilir ancak küresel barış için bir tehdit sayılmıyor.
Borrel, yaklaşık iki hafta önce de emarelerin Çin'in Amerika yerine geçtiğini ve küresel liderliği eline geçirdiğini gösterdiğini belirtmişti. Borrel ayrıca AB'nin Çin ile birçok ortak noktaya sahip olduğunu özellikle de İran ile nükleer anlaşmada aynı düşüncede olduklarını söyledi.
Buna karşın Trump hükümeti üst düzey makamları defalarca Çin'i en büyük ekonomik ve güvenlik tehdit olarak saymıştır. Amerika başkanı Donald Trump iktidara geldiğinden beri Çin'e karşı sert siyasetler izlemiş ve farklı açılardan Pekin'i baskı altına almaya çalışmıştır.
Çin ve Amerika arasındaki ihtilaflar farklı siyasi, ticari ve ekonomik, askeri, güvenlik ve stratejik boyutlara sahiptir.
Washington Çin'i asıl rakip, revizyoncu güç olarak tanımlamış ve Çin'e karşı siyasetler izlemiştir. Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo ise Çarşamba sabah saatlerinde bir bildiri yayımlayıp Çin'i zorbalık ve kabadayılık taktikleri kullanmakla suçladı. "
Buna karşın Çin Rusya ile beraber Trump'ın küresel meselelere yönelik tek yanlı yaklaşımının asıl muhalifleri olarak sayılıyorlar. Bu ülkeler, Amerika başkanının koruyucu ekonomik siyasetlerini de eleştirmiştir. Çin ayrıca defalarca Amerika ve Britanya ile Avusturalya gibi hava ve deniz güçlerinin Çin denizindeki kışkırtıcı askeri girişimlerini eleştirmiştir.
Bu meselelerin toplamı ve de Washington'un Çin içişlerine karşı müdahalelerinin Hong Kong protestocularını desteklemesi gibi girişimlerinin devam etmesi Pekin ve Washington arasında ciddi ihtilaflara yol açmıştır.
Çin dışişleri bakanı Wang Yi'nin söylediğine göre Amerika ve Çin yen bir soğuk savaş eşiğindeler.
Görünen o ki Amerika Çin ile mücadele etme hususunda AB'nin ortaklarının desteğini kazanamamıştır. Çünkü Avrupalılar Pekin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek istiyorlar. Bu yüzden de Çin'e gerçekçi davranmak istiyrolar.
Buna ilaveten NATO genel sekreterinin de söylediği gibi Çin günden güne daha büyük bir ekonomik ve askeri güce dönüşüyor ve yakın gelecekte dünyada birinci ekonomik güce dönüşecektir.
Böylece küresel güç Doğu'ya kayacaktır. Bu durum ise Washington'un paniğe kapılmasına neden olmuştur.