Borrel'in BERCAM Nükleer Anlaşmasına Yönelik Çifte Standartlı Duruşu
Avrupa Troykası ve genel olarak Avrupa Birliği BERCAM nükleer anlaşmasının sağlanmasında önemli bir rol ifa etmişti. Ancak Amerika'nın BERCAM anlaşmasından çıkmasının ardından bu anlaşmanın savunulması ve korunması alanında olumsuz bir performans çizmiş ve İNSTEX özel mali sisteminin hayata geçirilmesi dahil tüm vaatlerinde başarısızlık örneklerini sergilemiştir. Şimdi de Avrupa makamları bu negatif performansını izah etmek istiyor.
Bu doğrultuda Avrupa Birliği dış siyaset temsilcisi Josep Borrel Cuma günü İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif'in mektubuna cevaben BERCAM nükleer anlaşması tarafları ve uluslararası toplumun işbirliği ile bu anlaşmayı korumaya hazır olduğunu belirtti. Borrel bu bildiride şöyle bir açıklamada bulundu:" Anlaşmanın sağlanmasının beşinci yıldönümüne yaklaşırken bu fırsattan yararlanmalı ve bu anlaşmanın önemi hatırlatılmalıdır. BERCAM nükleer anlaşması nükleer silahların yayılması düzeni çerçevesinde tarihi bir kazanım olmuş ve bölgesel ve küresel güvenliğe de yardımcı olmuştur. Ben hala BERCAM nükleer anlaşmasının tüm tarafları ve uluslararası toplumun işbirliği ile bu anlaşmayı korumaya kararlıyım. "
Avrupa Birliği dış siyaset sorumlusunun bu iddiası ise bu birliğin İran ile yapılan anlaşmaya yönelik performansı ile hiç de paralellik taşımamaktadır. Avrupalılar defalarca BERCAM nükleer anlaşmasının bölgesel ve küresel güvenlik için yararlarına vurgu yaparak bu anlaşmanın korunmasını istiyorlar. Onlar bu alanda ellerinden geleni yapacaklarını vaat etmişlerdi. Buna rağmen Avrupa Birliği ve Avrupa Troykası Amerika baskıları altında gerekli iradeden yoksun bir şekilde BERCAM anlaşması çerçevesinde taahhütlerini yerine getirmekten aciz kalmış ve İNSTEX özel mali sistemini bile hayata geçirememiştir.
Avrupalıların Amerika'nın BERCAM nükleer anlaşmasından çıkmasının ardından sergilediği tutumlar onların İran'a yönelik taahhütlerini yerine getirmekteki acziyetini gösteriyor. Avrupa Troykası ayrıca İran'ın adım adım bu anlaşmadaki taahhütlerini azaltması bahanesi ile Tahran'ın Avrupa'nın pasifliğinden dolayı gerçekleştirilen bu girişimlerini kınamış 14 Ocak tarihinde de bu uluslararası anlaşmadaki tahkim mekanizmasını çalıştırmış ve İran'ın da bu süreci durdurmasını ve eski duruma dönmesini istemiştir.
Görünen o ki Avrupa'nın BERCAM nükleer anlaşması çerçevesindeki taahhütlerini yerine getirmemesi Atlantik'in ötesinde bulunan Amerika'nın siyasetlerine paralel olarak değerlendirilmelidir. Böylece Avrupa da Trump'ın İran'a maksimum baskı siyasetine paralel hareket etmiş ve Tahran'ı Mike Pompeo'nun bildirdiği 12 maddelik şartları karşısında çaresiz bırakmak istemiştir.
Buna rağmen İran milli çıkarları doğrultusunda bu anlaşmayı kabul etse de diğer taraflardan özellikle de Avrupa'dan taahhütlerini yerine getirmesini beklemiştir. İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı sözcüsü Seyyid Abbas Musevi ise bu hususta şöyle diyor:" Tahran, her türlü sorumsuz ve aşırı talep içeren davranışlara karşı gerekli ve uyumlu girişimde bulunacaktır. Bu çerçevede üç Avrupalı ülkeden Amerika'nın maksimum baskı siyaseti doğrultusunda hareket etmeleri yerine taahhütlerine bağlı kalmalarını, böylece bu anlaşmayı tam olarak uygulamaları ve korumaları için zemin hazırlamalarını istiyoruz. "
Doğal olarak Avrupalıların pasifliği ve taahhütlerini yerine getirmemesi İran tarafından da yanıtsız kalmamıştır. Bu doğrultuda İran dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif de Perşembe günü BERCAM anlaşmasının koordinatörü AB dış siyaset temsilcisine gönderdiği mektupta bir kez daha Avrupalıların ahitsizliklerini bu anlaşmanın 36'ıncı maddesinden yola çıkarak ortak komisyona taşınmasını istedi.
Muhammed Cevad Zarif'in yazdığı mektupta İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu arasında her türlü işbirliğe müdahale edilmesinin bu anlaşmanın maddelerine ters düştüğü ve işbirlikleri kötü yönde etkileyeceğine vurgu yapılmıştır. Borrel ise Zarif'in bu mektubunu teslim alarak İran'ın Fransa, Almanya ve Britanya hakkındaki kaygıları hususunda da tahkim mekanizmasının ciddi çalışmalara ve iyi niyete ihtiyacı olduğunu belirtti.
Daha önce de Amerika'nın taahhütsüzlüğü ve üç Avrupa ülkesinin pasifliği yüzünden İran bu anlaşmanın 36'ıncı maddesinden yola çıkarak ortak komisyona baş vurmuş ve sonuçta da kademeli olarak taahhütlerini azaltmıştı. Şimdi de Avrupalılar lafazanlık yapmak yerine, boş vaatler yerine gerçekten BERCAM nükleer anlaşmasının korunmasını istiyorsa pratik adımlar atmalı ve Washington'un hasmane ve baskıcı siyasetlerine uymamalılar.