Biden'den Amerika'da Irkçılığın 200 Yıllık Geçmişine İtiraf
Geniş çaplı ve sistematik olarak siyahilere karşı ırkçılık ve ayrımcılık her daim Amerika toplumunun bariz özelliklerinden olmuştur. Bu ülkenin 1776 yılında kuruluşundan beri siyahilerin geniş çaplı mücadelelere rağmen bu kesim hep aynı durumun kurbanı olmuştur. Bu gerçeği kimi üst düzey Amerikalı siyasetçiler ve makamlar bile itiraf etmiştir.
Son gelişme çerçevesinde ise Demokratların gelecek başkanlık seçimleri adayı Joe Biden Amerika bağımsızlık günü dolayısı ile yayımladığı mesajında bu ülkedeki yapısal ırkçılığın geçmişinin 200 yılı geçtiğini itiraf etti. Biden bu mesajında şöyle yazdı:" Sistematik ırkçılık 200 yılı aşkın süredir Amerika'da var olmuş ve hala da Amerika toplumuna kötü etkiler yapmaktadır. Amerika hiçbir zaman " tüm insanlar eşit olarak yaratılmışlardır" kuruluş ilkesine dayalı olarak hareket etmemiş ve hala da tam güç aynı şekilde yoluna devam etmektedir. "
Biden bu mesajını Trump'ın Güney Dakota eyaletinde Amerika bağımsızlık günü dolayısı ile yaptığı konuşmada ırkçılığa karşı gösteri yapanları "yeni solcu faşizm" yanlısı olarak adlandırmasının ardından paylaştı. Trump bu doğrultuda şöyle bir mesaj paylaşmıştı:" Amerika ırkçılığa karşı protestoların artması ile karşı karşıya. Öyle bir protesto kampanyası ki tarihimizi silmek, kahramanlarımızı itibarsızlaştırmak, değerlerimizi yok etmek ve çocuklarımıza yeni değerler aşılamak peşinde. "
Bu iki Amerikalı makamın görüşlerinin zıtlığı ise Amerika'da bu denli üst bir seviyede bile ırkçılık konusunda görüş farkının olduğunu gösteriyor.
Aynı zamanda Biden'in siyahilerin insanlık dışı ve anormal durumu ve buna paralel olarak Amerika'da sistematik ırkçılığın olmasını itiraf etmesi hem de bunun insan hakları alanında iddialı bir ülkede yaşanması Amerika toplumunda acı bir gerçeği daha net bir şekilde ortaya çıkarıyor.
Gerçekte siyahilere karşı, etnik, eğitimsel, mesleksel, toplumsal şiddet artık bu toplumda sıradan bir sürece dönüşmüştür. Siyahiler Amerika'daki üç yüzyıllık tarihi boyunca hep kölecilik, geniş çaplı suistimaller, katliamlar ve aşırı şiddete maruz kalmışlardır. Siyahilerin kendi haklarını savunmaları için 1950'de başlattıkları medeni hareket ve dalgalarının kazanımlarının pek de Amerika toplumunda etki yapmadığı ayrımcılıkların farklı şekillerde ve boyutlarda devam ettiğini gösteriyor. İstatistiklere baktığımızda ise Amerika polisinin sergilediği şiddetin asıl kurbanlarının da siyahiler olduğu görülüyor. Bu gerçeğin ara sıra Amerika'nın farklı şehirlerinde siyahilerin ayaklanmalarına neden olduğu söylenebilir. Aslında Amerika polisinin sergilediği şiddetin köklerine inmek için Amerika toplumundaki ırkçı duygulara bakmak gerek. Amerika eski başkanı Barack Obama'nın söylediğine göre " Irkçılık Amerikalıların DNA'sına işlemiştir. "
Doğal olarak böyle ırkçı bir yaklaşım Amerika toplumunun tüm katmanlarını etkilemiş ve siyahilere karşı bir süreç başlatmıştır. Aslında Amerika polisi tarafından sergilenen şiddet de bu durumdan kaynaklanmaktadır. Bu sürecin devamı ise Amerika toplumunda derin krizlere yol açmıştır. Son dönemde de beyaz bir polisin siyahi bir Amerikalı olan George Floyd'u canice öldürmesi yeni bir protesto dalgasına yol açtı. Bu çerçevede meydana gelen protesto gösterilerinin sloganı " siyahilerin hayatı önemlidir " seçildi. Gerçekte Bu slogan Amerika'da acı ve tarihi bir gerçeğin göstergesidir. Amerika toplumunda hala ırkçılık tam güç devam etmektedir. Buna rağmen Amerika'nın tartışmalı başkanı Donald Trump bu protesto gösterilerine ithamlar ve bastırmalar tehdidi ile tepki göstermiştir.