Türkiye ile Rusya'nın yeni Libya anlaşması
Geçtiğimiz çarşamba günü Rusya ve Türkiye dışişleri bakanları, Ankara'daki üst düzey diplomatlar arasındaki bir toplantı sonrasında Libya krizi hakkında ortak bir açıklama yaptı ve Libya krizinde Moskova-Ankara işbirliğini sürdürmek için ortak bir eylem komitesi oluşturma konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı.
Rusya El Yevm haber sitesinin raporuna göre sözkonusu bildiride şu ifadeler yer almıştır: "Güvenlik konseyi listesinde ulusal egemenlik, bağımsızlık, Libya birliği ve terörizme karşı mücadele, Moskova ve Ankara için şarttır ve krizin sadece siyasi yollarla çözülmesi gerekiyor."
Rusya, BAE, Suudi Arabistan, Mısır ve Fransa Haftar'i desteklerken, Katar, Cezayir, İtalya, Türkiye ve Avrupa Birliği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti lideri Fayez El-Serac'ı destekliyor.
Şimdi, Rusya ve Türkiye'nin Libya krizinin ana oyuncularına dönüşmesi bir fırsat mı yoksa tehdit mi? sorusu dikkat çekici. Birincisi, Rusya ve Türkiye'nin Libya krizine müdahale ettiğini iddia eden Amerikan ve Siyonist eksenlerinin bu krizi Moskova ve Ankara'yı birbirinden uzaklaştırma fırsatı olarak kullanmak istedikleri belirtilmelidir.
Libya krizi başladığında, ne Türkiye ne de Rusya büyük oyuncular olarak görülmedi ve o sırada NATO ve Katar müdahale eden aktörler olarak biliniyordu. Ancak yavaş yavaş, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır gibi Katar'a muhalif bazı Arap ülkelerinin rolü ve varlığı da daha belirgin hale geldi.
Bu ülkeler genellikle bölgedeki ihvancı hareketlerinin iktidara gelmesine karşı çıkıp Libya'da da aynı yaklaşımı izliyorlar ve Halife Hafter'i desteklemekle Hafter'in Libya'daki savaşı sona erdirerek Sisi'nin Mısır'da oynadığı rolü oynaması bekleniyordu.
Mısır'daki Ray El yevm gazetesinin genel yayın yönetmeni Atvan bu konuda şöyle diyor: "Libya'daki birçok meselenin kaderi belli değil ve ülkenin krizi için siyasi çözümün sağlanabilmesi , Libya krizine katılan tüm tarafların memnun kalmasına ve ülkenin petrol ve doğal gazından istedikleri paylara ulaşabilmeleri şartına bağlıdır."
Atvan ayrıca sözlerinin devamında Libya'ya "silah ve militan ormanı" olarak da atıfta bulundu ve Libya'daki silahlı kabilelerin savaş alanına girdiği takdirde, Libya'da savaş, güvensizlik ve huzursuzluğun uzun yıllar devam edeceğini tahmin etmiştir. Bu ünlü analistin belirttiğine göre ABD ve NATO başından beri de bunun gerçekleşmesini istiyorlar.
Son birkaç yılda ve özellikle de son birkaç ayda, yabancı güçlerin rolü hakkında söylenenler, iki karşı cephede yer alan Türkiye ve Rusya üzerine dikkat çekiyor.
Türkiye aslında İhvancılığı simgeleyen ve Kaddafi'nin çöküşüne yol açan halk ayaklanmalarından doğan hükümete destek veren Katar'ın yanında yer alıyor. Gerçi muhalefet ve bazı uzmanlar, bu hareket ile tekfiri grupları arasındaki sınırın Libya da dahil olmak üzere bazı ülkelerde kaldırıldığını ve Batı Asya bölgesinde Rusya ile Suudi Arabistan , BAE ve Mısır müttefikleri arasındaki geniş ihtilaflarına rağmen, Libya konusunda bir şekilde onların yanında yer aldığı ve Halife Hafter'i desteklediğine inanıyorlar.
Rusya söz konusu ülkelerle çıkarları paylaşmada sorun yaşayabilir bu nedenle, bu işbirliklerinin geçici ve taktiksel bir yönü olabilir.
Öte yandan, Batı ülkeleri BM tarafından onaylanan Serac hükümetini destekliyor gibi görünseler de, pratikte halife Hafter ile daha fazla uyum ve işbirliği içinde görünüyorlar, aynı algı Siyonist rejimin yaklaşımından çıkarılabilir.
Suriye konusunda Rusya ve Türkiye arasındaki işbirliği ABD ve Batı'nın, özellikle Siyonist rejimin planlarını bozduğu göz önüne alındığında, adı geçen ülkeler hala Moskova ve Ankara'yı birbirinden ayırmanın bir yolunu arıyor ve Libya krizini bu amaca ulaşmak için bir fırsat olarak görüyorlar.