Putin'den Rusya ve Çin'in Koordineli Hareketine Vurgu
Rusya ve Çin iki küresel güç olarak son yıllarda ilişkilerini iyice geliştirmiş ve Amerika'nın tek yanlı siyasetlerine karşı ortak adımlar atmışlardır.
Rusya üst düzey makamları ise Çin ile ilişkilerin geliştirilmesini istemişlerdir. Bu çerçevede Rusya devlet başkanı Vladimir Putin Birleşik Rusya Partisi ve Çin'in Komünist Partisi Müzakereleri katılımcılarına bir mesaj göndererek Pekin ve Moskova ilişkilerinin derinlik kazanmasını takdir ederek iki ülke ilişkilerinin görülmemiş düzeyde olduğunu belirtti.
Putin mesajında şöyle bir açıklamada bulundu:" Rusya ve Çin ilişkileri görülmemiş dereceye ulaşmış ve gerçekten de dünyanda diğer ülkelerin arasındaki işbirlikleri hususunda göz önünde bulundurulan bir örneğe dönüşmüştür. "
Putin ayrıca Rusya-Çin müzakere sürecinde ortaya atılacak planların iki ülkenin ilişkilerini pekiştireceğinden emin olduğunu da dile getirdi.
Rusya ve Çin mevcut durumda farklı ekonomik, ticari, askeri ve güvenlik, silah, siyaset ve diplomasi alanında ilişkilerini geliştirmiş, aynı zamanda da Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRİCS grubu gibi bölgesel ve küresel kurum ve kuruluşlar çerçevesindeki işbirliklerini de arttırmışlar. Bu durum ise iki ülkenin de ortak bölgesel ve küresel işbirliği vizyonlarına sahip olduğunu özellikle de Amerika'nın saldırgan ve tacizci siyasetlerine ve Batı sultacılığına karşı ortak siyasetler yürüttüğünü gösteriyor.
Atlantik Konseyi Düşünce Merkezi sorumlularından Matthew Kroenig ise bu hususta şunları belirtti:" Moskova ve Pekin stratejik meseleler hususunda günden güne daha da koordineli hareket ediyorlar. "
Amerikan News Week dergisi ise bir yazısında Rusya ve Çin'in son yıllarda yakın stratejik işbirlikleri yürüttüğünü, bir yandan da ekonomi, enerji ve savunma alanında ilişkileri geliştirdiğini belirtiyor. Bu ilişkiler ise potansiyel olarak dünyada iktidar dengesini değiştirebilir. Bu da Washington'u ciddi bir şekilde kaygılandırmıştır.
Putin ayrıca Çin ve Rusya'nın uluslararası meselelerin çözülmesindeki işbirliklerine de değinerek şu hatırlatmada bulundu:" Moskova ve Pekin'in önemli bölgesel ve küresel sorunların çözülmesi doğrultusundaki koordineli hareket etmesi uluslararası güvenlik ve istikrarın sağlanmasının garanti altına alınmasına yardımcı olacaktır. "
Aslında Putin bu sözleri ile iki ülkenin çok taraflılık ekseninde olan küresel düzen ve BMT'nın sorunların çözülmesi sürecinde eksen konumda olmasına ve uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelerin korunmasına işaret etmek istemiştir.
Özellikle de Trump başkanlığı döneminde tek taraflılık ve tek kutupluluk ayrıca yarı kaba kuvvete baş vuran Amerika'ya karşı Moskova ve Pekin açısından mevcut küresel düzen çok kutupluluğa doğru gitmelidir. Bu çerçevede Moskova ve Pekin Amerika'nın yasa dışı sultacı girişimlerine tamamen karşıdırlar.
Moskova ve Pekin uluslararası gelişmeler ve küresel düzen gerçeklerinin çok kutupluluğu gerektirdiğini düşünüyorlar. Halbuki Amerika tek kutuplu düzene vurgu yapıp dünya polisi rolünü oynayarak tek taraflılıkla taleplerini gerçekleştirmek istiyor.
BMT Genel Kurulu eski başkanı Maria Fernanda Espinosa'ya göre " Dünyada gün be gün artan kaotik durum ile mücadele için sadece çok taraflılığa ihtiyaç vardır. "
Amerika'nın Rusya ve Çin ile Soğuk Savaş sonrasındaki ilişkileri çalkantılı dönem yaşamışsa da Donald Trump'ın işbaşına gelmesi ile bu durum daha çok ihtilaf ve gerilime doğru sürüklenmiştir.
Amerika'nın 2017 ulusal stratejik belgesinde ise Çin ve Rusya Washington'un çıkarları, etkinliği ve gücüne karşı tehdit sayılmışlardır.
Buna karşın Rusya ve Çin iki küresel güç olarak defalarca Amerika'nın zorbalığa ve tek taraflılığa dayalı girişimlerini eleştirmişlerdir. Hem Pekin hem de Moskova Trump'ın girişimlerinin dünyanın farklı noktalarında güvensizlik, istikrarsızlık ve gerilimleri arttırdığını Batı Asya ve Doğu Asya'ya da zarar verdiğini belirtmişlerdir.
Süpergüç ve hegemon güç olma iddialarında bulunan Amerika bölgesel ve küresel alanlarda Rusya ve Çin'in muhalefeti ile karşılaşmışlardır. Bu çerçevede Amerika'nın İran ile yapılan BERCAM nükleer anlaşmasına yaklaşımı, Suriye krizi, Kuzey Kore nükleer meselesi, Ukrayna krizi yaklaşımı ve de Washington'un silah kontrolü anlaşmalarına ve ticari tarifelere yönelik yaklaşımı Moskova ve Pekin tarafından eleştirilmiştir.