Trump'ın İran'a Yönelik Kuruntularının Devam Etmesi
Amerika devlet adamlarının İran'a karşı yeni bir açıklamada bulunmadığı ender günler bulunmaktadır. Bu açıklamalar ve tutum belirlemeler ise kimi zaman da çifte standartlı olmuştur. Bu durumlarda kimi Amerikalı kaynaklar bile Amerika'nın İran'a yönelik siyasetlerinin yenilgiye uğradığını itiraf etmişlerdir.
Amerika başkanı Donald Trump ise yandaş medyanın bir parçası olan Fox News televizyon kanalına verdiği röportajda Amerika'da başkanlık seçimlerinin olmaması halinde İran İslam Cumhuriyeti'nin sadece 24 saat içerisinde Amerika ile anlaşmak için müzakere masasına oturacağını öne sürdü. Daha önce de Trump yönetimi dışişleri bakanı Mike Pompeo İran'a karşı diyaloğun bir sonuca götürmeyeceğini İran ile sırf kaba kuvvet ve zorbalık dili ile konuşulması gerektiğini öne sürmüştü.
Donald Trump'ın Beyaz Saray'a girmesinden sonra Amerika her türlü çabada bulunarak İran'ı Beyaz Saray taleplerine karşı teslim ettirmek ve böylece Amerikalı devlet adamlarının istekleri çerçevesinde İran'ın davranışlarını dizginlemek istedi. Amerika'nın İran ile uluslararası bir anlaşma olarak yapılan BERCAM nükleer anlaşmasından çıkması, maksimum baskı siyaseti uygulamak, yaptırımların şiddetlenmesi ve Tahran'ın komşu ve bölge ülkeleri ile ilişkilerini zedelemek ve bozmak için İran'ın bölgesel tavırlarını çarpıtmaya çalışmak Amerika'nın bu sinsi ve hasmane siyasetleri ve girişimleri arasında örnek gösterilebilir.
Bir ara Amerika İran'a karşı koalisyonlar bile oluşturmaya çalıştı. Ancak Trump hükümetinin İran'a karşı girişimleri ve siyasetleri Amerika'nın istediği gibi sonuç vermedi.
Aslında gücünün asıl bileşenleri ve etkenleri yerli olan bir ülke bu gücünü arttırmak ve onu korumak için sınırlarının ötesindeki güçlere bağlı olmaz. Doğal olarak da etkin bir güç ve aktif bir aktöre dönüşür. Böyle bir güç büyük küresel güçlerin iradesi dışında rol almaya çalışır.
İşte İran İslam Cumhuriyeti de İslam devriminin zafere kavuşmasından ve İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasından 40 küsur yıl geçen bir ülke olarak yerli bilim ve etkenlere dayanarak güç bileşenlerini ve caydırıcılık gücünü tam kabiliyetle geliştirmiş ve şimdi de Amerika'nın iradesi dışında bölgesel ve küresel denklemlerde rol almaya çalışıyor.
İran İslam Cumhuriyeti'nin bölgesel denklemlerdeki etkisi gözardı edilmeyecek kadar önemlidir. İran bugün dünyada sorumlu ülkelerden biridir. Öyle ki Batı Asya'da gerçek bir şekilde terörizm ile mücadele eden ve kolektif barış ve güvenliği sağlamaya çalışan bir ülke olmuştur. İran'ın terörizm ile mücadele sürecinde verdiği bedeller apaçık ortadadır. Amerika'nın İran aleyhindeki gerçek dışı hikayeleri ve anlatımları ise suçlu ve suçsuzu, katil ve şehidin yerini değiştiremez. İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Kuvvetleri komutan Batı Asya'da terörizm ile mücadelenin gerçek komutanı Korgeneral Kasım Süleymani'nin Amerika başkanı Donald Trump tarafından suikaste uğrayıp şehit düşürülmesi Amerika'nın açık ve net devlet terörizminin sınır tanımaz olduğunu gözler önüne serdi. Bu yaklaşım içerisinde olan bir ülke ise hiçbir araca ve hiçbir siyasi tutuma baş vurarak İran'ı kendi iradesi dışında hareket etmeye zorlayamaz. Doğal olarak İran gibi bir ülke kendi iradesi ile aldığı kararları ile Amerika'yı kızdıracak ve sonuçta Amerika'nın ikili ve değişken siyasetler izlemesine neden olacaktır.
Bu doğrultuda İran hükümet sözcüsü Ali Rebii Salı günü şöyle bir vurguda bulundu:" Amerika, ihtirasçı, isyancı ve yayılmacı siyasetlerine devam ettiği sürece hiçbir yaptırım şekli İran'ı bu isyancılık karşısında direnmekten caydırmaya gücü yetmeyecektir. "
İran hükümet sözcüsünün de vurgu yaptığı gibi ne zaman Amerika sorumluluk kazanan normal bir ülkeye dönüşürse İran İslam Cumhuriyeti'nden de davranışlarını değiştirmesini bekleyebilir.