Katar'ın Suudi Arabistan'ın Bu Ülkeye Saldırı Planına Tepkisi
Katar Amerikalı Foreign Policy Dergisinin Suudi Arabistan'ın Amerika'ya Katar'a saldırmak ile ilgili önerisi haberine tepki gösterip Riyad'ın bu haberi yalanlamamasının Suudilerin Katar'a yönelik bu hasmane niyetinin doğru olduğu anlamına geldiğini bildirdi.
Fars Körfezi İşbirliği Konseyi içinde Katar ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim Haziran 2017'de başladı. Bu konseye üye Kuveyt, Umman, BAE, Bahreyn ve Katar gibi diğer ülkelere yönelik üstünlükçü bir bakışa sahip Al-ı Suud diğer üyelerin dış siyaset alanında Riyad'a uymasını bekliyor. Bu hususta ise Katar açık bir şekilde ve Umman ve Kuveyt de dolaylı bir şekilde baş kaldırmışlardır.
Suudi Arabistan 2017 yılında Katar'ın Riyad'ın İran'a karşı siyasetleri dahil bölgesel politikalarına paralel hareket etmesini bekliyordu. 2015 yılında Abdülaziz ve Muhammed bin Selman'ın iktidara gelmesi ile Suudi hükümeti İran İslam Cumhuriyeti'ni en büyük tehdit olarak göstermeye çalıştı ve özellikle de Mayıs 2017'de Amerika başkanı Donald Trump'ın katılımı ile Riyad'da düzenlenen Arap-İslam oturumunda bu hususu vurgulamaya çalıştı. Ancak Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamed Al-ı Sani Riyad'ın gösterisinden bir süre sonra açıklamalarda bulunarak İran'ı büyük güç adlandırıp Katar ile İran arasındaki ilişkilerin iyi seviyede olduğunu belirtti. Katar Emiri şöyle bir açıklamada bulunmuştu:" İran, bölgesel ve İslami açıdan öneme sahip olup gözardı edilmeyecek bir ülkedir. "
Foreign Affairs'in 2017'de yayımladığı Simon Henderson'un kaleminden yazısında da Katar ve Suudi Arabistan'ın asıl gerginlik noktasının Katar'ın İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkileri olduğunu belirtti. Buna göre Katar Suudi Arabistan'ın siyasetlerinden farklı olarak İran ile ilişkilerini düzenlemektedir.
Bu yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:" Katar'ın İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik bakışı Suudi Arabistan'ın Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üzerinden yürüttüğü İranofobik çalışmalarının yenilgisine yol açtı. "
Katar'ın Suudi Arabistan'ın bölgesel siyasetlerine karşı koyması Riyad için o kadar ağırdı ki Amerika hükümetine Katar'a saldırı önerisinde bulunmuştur. Foreign Policy dergisi 6 Ağustos tarihinde Suudi Kralının 2017 yılında, Katar'ın Riyad, Manama, Kahire ve Abu Dabi tarafından kuşatılmasından bir gün sonra Amerika başkanı Donald Trump'ı telefonda aradığını ve Katar'a saldırı önerisinde bulunduğunu ancak Trump'ın bu öneriye ciddi bir şekilde karşı çıktığını belirtti. Wall Street Journal gazetesi de Mayıs 2019'da Suudi ordusunun 2017 yılında Katar'a saldırı planı yaptığını belirtti.
Suudi Arabistan'ın bu önerisinin nedenleri hakkında Katar'ın Riyad'ın bölgesel siyasetlerine karşı durup İranofobik çalışmalara uymaması ve Muhammed bin Selman'ın savaş üzerinden ihtiras duygusunu doyurmak istemesine değinmek mümkün.
Çok ciddi bir şekilde Suudi kraliyet tahtına oturmak isteyen Suudi Veliahdı savaş aracılığı ile Suudi kamuoyuna Riyad'ın onun krallığı döneminde güçlü olacağını ve Batı Asya bölgesinin ilk gücü olacağını göstermeye çalışıyor.
Bu yüzden de 2015 yılında Yemen'e karşı savaş başlatıp 2017'de Katar'a savaş açmak istedi. Bin Selman, Yemen savaşında büyük yenilgi almasının yanı sıra Katar'a yönelik savaşı başlatamama başarısızlığı da Suudi Arabistan'ın Amerika'nın izni olmadan dış siyasette karar almayacağını açıkça gözler önüne serdi.
Burada önemli olan husus 1981'de Fars İşbirliği Konseyinin kurulmasından güdülen asıl hedefin altı üye ülkenin dış saldırılara karşı bir birini desteklemeleri idi. Suudi Arabistan'ın Katar'a saldırı kararı ise bu konseyin pratikte varlık felsefesinden uzaklaştığını ve yok oluş aşamasına geldiğini gösteriyor.
Katar dışişleri bakanlığı bilgilendirme bürosu müdürü Ahmed bin Said El Ramihi ise bu hususta şöyle yazmıştır:" Bu konseyde olan bir ülkeye karşı askeri seçeneklerin öne sürülmesi esef vericidir. Halbuki bu konseyin asıl amacı kolektif güvenliğin sağlanmasıdır. "