Çin ve Amerika'nın Ticari Savaşı
Pekin ve Washington aralarındaki ticaret anlaşmaları hususunda istişarelerde bulunmayı hedeflemişlerdir. Çin ve Amerika'nın 15 Ocakta vardığı anlaşmaya göre her altı aydan bir iki ülke üst düzey görüşmeler gerçekleştireceklerdir. Buna esasen 15 Ağustos günü bir oturum düzenlediler. Önemli ve evrimci bir oturum çerçevesinde iki taraf da ticari anlaşmaların ne derece geliştiğini ele aldılar. Bu oturum aslında önemli bir anlaşmanın da sonucudur.
Aslında Çin ve Amerika arasındaki anlaşmadan bir ay sonra Amerika hükümeti Çin'e karşı topyekun bir siyasi ve ekonomik savaş başlatmış ve hatta koronavirüsün da Çin'in sorumsuzluklarından dolayı dünyaya yayıldığını öne sürmüştü. Bu yüzden birçok uzmana göre son dönemlerde gerilimlerin artması ticaret alanında elde edilen gelişimleri de zayıflatacaktı. Sputnik haber ajansı ise bu hususta karşılıklı girişimlerin özellikle de başkonsoloslukların iki ülkede kapatılmasının ticaret alanındaki sonuçları da zayıflatacağını hatırlatmıştır.
Şimdi de müzakerelerden olumlu sonuçlar çıkması hususunda tereddütler artmaktadır. Amerika ise böyle bir durumda yüz milyarlarca dolara ulaşan Çin ile ticaretindeki dengesizliği güçlü bir noktasına dönüştürmek istiyor. Çin ve Amerika arasındaki ticari anlaşmanın ilk aşamasında gelecek 2 yılda Amerika'dan 200 milyar dolar kadar ticari malın alınması planlanmıştır. Böylece Amerika'nın bu alandaki eksikleri kapatılmak istenmiştir.
Tabii Amerika Çin ile ticaret alanında sırf bu noktadan kaygı duymuyor. Dünyanın en büyük gelirli 500 şirketinin listesinin Fortune dergisi tarafından yayımlanması Çinli şirketlerin ve enstitülerin bu listedeki sayısının arttığını ve Amerikan şirketlerine göre daha fazla olduğunu gösteriyor. Çinli Fortune sitesi bu hususta şöyle yazıyor:" 1995 yılında dünyanın en çok gelirli şirketlerin listesinin hazırlanmasından beri hiçbir ülkenin şirketleri bu kadar hızlı gelişmedi. Daha önce 500 en fazla gelirli şirketler arasında Amerikalı şirketler çoğunluğu teşkil etmesine rağmen şimdi de Çin bu başarıyı elde etmiş ve Amerika'nın yerini almıştır. "
Buna ilaveten online Spiegel gazetesinin yazdığına göre Amerika'nın maceracı siyasetleri Uzak Doğu'daki Washington'un dostlarının işini de zorlaştırmıştır.
Bu hususta Spiegel şu ifadelere yer vermiştir:" Ticari savaş, konsoloslukların kapatılmasından dolayı ortaya çıkan kriz, Hong Kong'un durumu ve Huawei şirketinin durumu Amerika ve Çin arasındaki gerilimleri arttıran hususlar olmuşlardır. Öyle bir gerilim ki her gün yeni boyutlar kazanmıştır. Bu durum Japonya'ya zor durumlar yaşatmaktadır. "
Burada kesin olan husus ise 2020 yılının başından beri Amerika ve Çin arasındaki gerilimlerin iyice artmasıdır. Ancak bu gerilimlerin artmasına rağmen Çin ekonomisi hızlı bir şekilde gelişmiş ve dünya ekonomisinin dinamosuna dönüşmek eşiğine gelmiştir. Uluslararası Para Fonu ise geçen ay içerisin yayımlanan 2020'deki tahminleri çerçevesinde dünyanın gayrı safi yurtiçi üretiminin eksi 5 kadar azalacağını ve Amerika,Euro bölgesi, Japonya, Kanada ve İngiltere gibi gelişmiş ekonomilerin de yüzde eksi 8 olacağını bildirip olumlu yönde gelişen olumlu yüzdelere sahip tek ülkenin de Çin'in olduğunu belirtti.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse Çin Halk Cumhuriyeti, ekonomisini hızlı bir şekilde canlandırmasından ötürü hem de Amerika, Euro bölgesi ve Japonya gibi dev ekonomilerin ekonomik kriz yaşadığı sırada dünya ekonomisinin öncüsü konumuna gelmiştir. Görünen o ki dünya ve küresel güçler arasındaki dengeler de yavaş yavaş değişmeye başlamıştır.