Karabağ Münakaşası; Bakü ve Erivan'ın Silahlanma Rekabeti
Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan sınırlarında çatışmaların azalmasının ardından görünen o ki çatışma tarafları bölgede rekabetlerini sürdürmek için yandaş toplama niyetindeler.
Doğal olarak Güney Kafkasya'da hasım tarafların bu yandaş toplama girişimi Dağlık Karabağ bölgesinde çatışmakta olan milletlerin gelecekte de zor günler yaşayacaklarını ve engebeli bir süreçten geçeceklerini gösteriyor.
Hasım taraflar pratikte karşılıklı silah ticaretlerine duyarlı olduklarını ve karşı tarafa silah satan ülkeler ile karşılıklı ilişkiler kurmakta da hassasiyet gösterdiklerini gözler önüne sermişlerdir.
Örneğin Ürdün'ün Ermenistan'a silah satışının ardından Azerbaycan Hükümeti en az iki kez Ürdün büyükelçisini dışişleri bakanlığına çağırdı ve açıklama yapmasını istedi. Ancak Azerbaycan Cumhuriyeti medya organları, Türkiye'nin Kura nehrini Müslüman Azerbaycan halkına kapattığı sırada sessiz kaldılar ve sonuçta tepki göstermek yerine pasif ve sessiz yaklaşım sergilemeyi tercih ettiler.
Kuşkusuz yeni yandaş toplam süreci her hasım tarafın da lehine olmayacaktır. Özellikle de çatışmaların sonucu hasım taraflar yani Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan iç kapasiteleri ve imkanlarının önemli bir kısmını silahlanma rekabetinde üstün olmak için harcamak zorunda kalacaktır. Aynı zamanda bölgesel ve küresel sultacı ülkelerin günden güne Güney Kafkasya'daki varlığının artması ile bölge milletleri ve devletleri arasında çatışmaların artma zeminleri de iyice genişlemiştir.
Örneğin Azerbaycan Cumhuriyeti Ermenistan'ın yandaş toplama girişimleri ile mücadele etmek amacı ile Türkiye'yi kendi hamisi olarak sahalara sürmek istiyor. Bu doğrultuda Azerbaycan Cumhuriyetindeki Türkçülük hareketine bağlı uzmanlar Türkiye'yi İlham Aliyev'in en önemli hamisi olarak göstermek istiyorlar.
Bu hususta İlhan Şahinoğlu Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Ermenistan ile mücadele sürecinde Türkiye'nin topyekun desteklerine ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir.
Türkçülük hareketinin destekleri ve çabalarına rağmen İlham Aliyev hükümeti Türkiye'nin bu ülkenin topraklarında askeri üs kurma ihtimallerini yalanlayarak bir nebze bile olsun bu yanlış çözüm yoluna karşı çıkanları dindirmeye ve sakinleştirmeye çalışmıştır.
Bilindiği üzere Ermenistan hamisi Rusya, Ermeni sınırlarında iki askeri üssü bulunmaktadır. Ancak Türkiye'nin Rusya ile özellikle de askeri alanda rekabet şansının bulunmadığı kesindir.
Kuşkusuz istenmeyen mevcut durumun devam etmesi bölgenin insani ve maddi sermayeleri ve yeteneklerini yok edecek ve bölgeyi sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal gelişmekten savaş ve çatışmaya odaklanmak zorunda bırakacaktır. Sonuçta çatışma tarafları insani sermaye açısından telafi edilemez hasarlar ve zararlar görecektir.
Tüm sultacı ve müdahaleci siyasetler ve çabalara rağmen Dağlık Karabağ münakaşasının bölgesel çözümlere kavuşturulabileceği unutulmamalıdır. Bölge ülkelerinin kültürel geçmişi savaşa ve altyapıların yıkılmasına gitmekten daha zengindir. Kuşkusuz bu çatışmada asıl zarar gören taraflar, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan halkı olacaktır.
Gerçekte bu çatışma ve hasım tarafların silahlanma rekabeti her iki ülkenin iç kapasiteleri ve imkanlarını doğru yoldan saptıracak ve her iki ülkenin milletine de büyük zararlar verip onların gelişmesini engelleyecektir.
Bölge dışı ülkeler ise bu fırsattan yararlanıp hasım taraflara kitle imha silahları satarak büyük kâr elde etmeye çalışacak ve bölgedeki milletlerin medeniyet birikimlerini, bu şekilde yok etmeye ve geride tutmaya çalışacaklardır./