Washington'un İran'daki Koronavirüs Hususunda Sözde Kaygılarını Bildirmesi
Trump hükümeti Mayıs 2018'de BERCAM nükleer anlaşmasından çıktıktan sonra maksimum baskı siyaseti çerçevesinde tarihteki en ağır yaptırımları İran'a karşı uygulamaya başladı ve bu baskı siyasetini koronavirüs pandemisinin devam ettiği bir sırada bile sürdürdü. Şimdi de Washington sahte bir jestte bulunarak İran milletinin koronavirüsten dolayı durumu hakkında kaygılı olduğunu iddia etti.
Amerika dışişleri bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus ise komik açıklamalarda bulunarak İran'da koronavirüsün şiddetlenmesinden kaygı duyduğunu iddia etti. Morgan Ortagus Twitter'de paylaştığı mesajda şu açıklamada bulundu:" Amerika İran'da Kovid 19'un şiddetlenmesinden dolayı kaygılıdır. Biz bir kez daha Şubat ayında öne sürdüğümüz yardımları bir daha öneriyoruz."
Ortagus bu açıklamalarda bulunup timsah göz yaşı dökse de Amerika'nın zalimane yaptırımları yüzünden İran koronavirüs ile mücadelede daha zor koşullar ile karşılaşmıştır. Öyle ki birçok ülke de Washington'un bu baskısını insanlık dışı girişim olarak değerlendirmiş ve bu yaptırımların koronavirüs pandemisi sırasında kaldırılmasını istemiştir. Aynı zamanda Ortagus Amerika'nın Trump hükümetinin kötü yönetiminden dolayı koronavirüs pandemisi odaklarından birine dönüştüğü sırada bu açıklamalarda bulunmuştur. Bu çerçevede Amerika koronavirüs vakaları ve bu hastalıktan ölenler sayısı açısından dünyada ilk konumdadır.
Görünen o ki Washington'un yalan ve riyakarca tepkisi ve sözde kaygılarını İran'da koronavirüsün şiddetlenmesi ile ilgili öne sürmesi büyük oranda son dönemde Amerika'nın ve kimi Batılı ülkelerin tek yanlı yaptırımlarını kınayan ve mevcut anormal durumu eleştiren ülkelerin yayımladığı bildirinin ardından iz kaybettirme olarak gerçekleştirilmiştir. İran'da koronavirüs pandemisinin yayılmasının ardından İran hükümeti ve Rusya ile Çin gibi ülkelerin hükümetleri defalarca Birleşmiş Milletler Teşkilatı'ndan Amerika'yı özellikle de İran'a karşı yaptırımlarını azaltmaya zorlamasını istedi. Bu çerçevede İran'ın koronavirüs ile mücadele sürecinde ihtiyacı olduğu ilaçlar ve tıbbi araç gereçlerin ve malzemelerin karşılanması istendi. Buna rağmen bu alanda hiçbir adım atılmadı. Washington tam tersi İran'a karşı daha şiddetli girişimlerden ve yaptırımlardan söz etmektedir. Amerika hükümetinin İran özel temsilcisi Elliot Abrams ise yaptığı röportajında şöyle bir açıklamada bulundu: " İran'a karşı uygulanan baskılar hiçbir zaman mevcutta olduğu gibi olmadı. Biz bu baskıyı gelecek haftalarda ve günlerde gördüğünüz gibi sürdüreceğiz ve bunu şiddetlendireceğiz. "
Böylece İran'da koronavirüsün şiddetlenmesine ve mücadele doğrultusundaki girişimlerin sıkılaşmasına rağmen Washington hala İran aleyhinde yaptırımların şiddetlenmesinden söz etmektedir. Ancak İran'ın girişimlerinin etkili olması için ilaçlar ve tıbbi malzemeler ve araç gereçler ülkeye getirilmelidir. Fakat Amerika bu alanda İran'a gerçek anlamda hiçbir destek vermeyeceği de aşikardır. Amerika sırf kendi zorba siyasetleri çerçevesinde İran milletine baskıları arttırmak istiyor.
Amerikalı araştırmacı ve gazeteci Stephen Kinser ise şöyle diyor:" Trump hükümetinin İran'a yönelik yaptırım şiddeti, antik dönemde kuşatma taktiklerini anımsatmaktadır. O dönemde krallar ve güçlü ülkeler ordularını şehirlerin etrafına gönderip şehirlere her şeyin girişini engelliyorlardı. Böylece halın açlıktan dolayı teslim olmalarını sağlamak isterdi. Bugün de aynı olaylara şahitlik yapıyoruz. "
Amerika'nın İran karşıtı zalimane yaptırımlarının devam etmesi hem de koronavirüsün şiddetlendiği bir sırada, pratikte Amerika'nın maksimum baskısının asıl olarak İran sağlık sistemini hedef aldığını göstermektedir. Gerçekte mevcut dönemde Trump hükümeti ekonomik terörizminin yanı sıra İran milletine karşı sağlık sistemini hedef alma zulmünü de reva görmüştür. Bu sürecin devam etmesi ile insanlık karşıtı bir cinayetin de yaşanacağı söylenebilir.