Yabancıların Bakü-Erivan Savaşının Devamına Bakışı
Dış müdahaleler sonucu Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan'ın Karabağ bölgesi üzerindeki savaşı daha geniş çaplı ve felaket sonuçlara doğru gitmektedir.
Bu hususta sözde Karabağ Cumhuriyeti acil işler yöneticisi Albay Karen Sarkisyan şöyle diyor:" Büyük miktarda Türkiye ve İsrail yapımı askeri teçhizat, mühimmat ve silah Karabağ'ın merkezi Hankendi'de bulunmuştur. Bu çerçevede arama kurtarma timleri hala bombalar ve mayınları aramaktadırlar. "
Tarafların ateşkesin sağlanması yönündeki istekleri ve müzakere masasına oturma isteklerine rağmen yabancıların müdahaleleri bu hedefe ulaşmayı engellemektedir. Yabancıların müdahaleleri özellikle de kitle imha silahları satışı ve iki tarafı da kritik duruma sokmak doğrultusundaki girişimleri Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan sivillerine de telafi edilemez zararlar vermektedir. Şimdiye kadar savaşa ilaveten temas hatları ve çatışmaların yaşandığı bölgelerde her ülkenin sivilleri ve şehirlerinin bazı bölümleri de karşılıklı saldırılardan zarar görmüştür. Böyle bir ortamda Azerbaycan Cumhuriyeti ile savaşan asıl taraf olan Ermensitan dışişleri bakanı Zohrab Mnatsakanyan bir kez daha Erivan hükümetinin ateşkes istediğini belirtti. Ermenistan diplomasi sistemi yöneticisi Mnatsakanyan Rus mevkidaşı ile ortak basın toplantısında şöyle bir açıklamada bulundu: " Erivan bölgede tam ateşkesin ardından Karabağ münakaşası hususunda Azeri tarafla diyaloglar yapmaya hazırdır. Bunun şartı Azeri tarafın ateşkese bağlı kalmasıdır. "
Ermenistan hükümetinin bu önerisine ise Azerbaycan Cumhuriyeti savunma bakanlığından tepki gecikmedi: "
Azeri güçler tamamen insani ateşkese uymaktadır. Askeri operasyonlar ise durdurulmuştur. "
Kuşkusuz Azeri ve Ermeni güçleri arasında gerçek bir ateşkesin sağlanması kolay kolay sağlanamaz. İki ülke de son 30 yıl içerisinde defalarca ateşkes anlaşması imzalamışlardır. Gerçekte 12 Mayıs 1994 yılında Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında imzalanan ilk ateşkes anlaşmasından itibaren taraflar birçok defa birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamışlardır. Karabağ münakaşası hususunda taraflar arasındaki ikinci ateşkes anlaşması ise 2016 yılında imzalandı. Mevcut yılda ise taraflar arasında iki kez çatışma yaşandı.
İlk çatışma 12 Şubat'ta işgal arazilerinin dışında yaşandı. Bu çatışmadan amaç Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Gürcistan üzerinden Türkiye'ye döşenen doğalgaz ve petrol aktarım borularının güvensiz gösterilmesi idi. Temmuz ayı çatışmaları ise doğrudan Rusya ve Türkiye'nin bölgedeki rekabeti ile alakadardı.
Son çatışmalar ise 27 Eylül günü gerçekleşti. Geçmişteki ihtilaflardan ve çatışmalardan farklı olarak kısa bir süre değil daha uzun bir süre sürdü. Genel olarak koşullar göz önünde bulundurulduğunda yabancı güçlerin müdahaleleri ile yeni bir ateşkes anlaşmasına umut beslemek doğru olmayacaktır. Bu hususta İran İslam Cumhuriyeti'nin Azerbaycan Cumhuriyeti eski büyükelçisi Muhsin Pakayin her iki komşu ülke tarafından ateşkesin ihlaline değinerek şöyle bir değerlendirmede bulundu: " Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ait işgal edilen 7 eyalet işgalden kurtulmadan, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının akıbeti belirlenmeden Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında sürekli bir ateşkesin sağlanması çok uzak bir ihtimaldir. "
Azeri ve Ermeni askerleri arasındaki savaşın gerçeklerine rağmen şöyle bir değerlendirme yapmak da mümkün: Şimdiye kadar bölgedeki bağımsız ülkeler ve uluslararası kurum ve kuruluşların uyarıları Bakü-Erivan çatışmasının durdurulmasına yeterli olmamıştır. Halbuki son üç hafta içerisinde iki ülkeden on binlerce sivil mülteci konumuna düşmüştür. Doğal olarak Karabağ münakaşasının devam etmesi ile tarafların mülteci sayısı da artacaktır. Gerçekte iki ülkenin savaşa doğru sürüklenmesi bölge milletlerini de üzecektir. Buna rağmen yabancı hükümetler hasım tarafları kışkırtarak büyük çıkarlar ve kârlar elde etmişlerdir.