Müslümanların Fransa'dan Radikalizm ile Mücadele Bahanesi ile Sınır Dışı Edilmesi
Fransa'da Müslümanların inançları ile alay etme ve İslam düşmanlığı süreci son yıllarda şiddetlenmiş ve hızlanmıştır. Aynı zamanda terörizm ve radikalizm ile mücadele bahanesi ile Müslümanlara yönelik baskılar da artmıştır.
Bu husustaki son girişim çerçevesinde Fransa hükümeti 231 vatandaşını radikal faaliyetler yüzünden ülke dışı edeceğini duyurdu. Fransa'da bir tarih hocasının Çeçenli biri tarafından öldürülmesinin ardından Fransa hükümeti radikal kişiler adlandırdıkları şahısları radikal faaliyetlerden dolayı sınır dışı edeceklerini duyurdu.
Avrupa'da en kalabalık Müslüman topluma ev sahipliği yapan Fransa doğal olarak da en çok İslam karşıtı faaliyetlere ve propagandif girişimlere sahne olmaktadır. Şimdiye kadar da bu ülkede birçok İslamofobik girişimi hayata geçirilmiş hatta Allah Resulü Hz. Muhammed saa'in nurani yüzü ve imajı da bozulmaya çalışılmıştır. Bu da doğal olarak bu ülke Müslümanları arasında tepkilere yol açmıştır.
Bu tepkilerin son örneği çerçevesinde Fransız tarih hocası Samuel Paty sınıfta Charlie Hebdo dergisinin yayımladığı Peygamber Efendimiz'in karikatürlerini öğrencilerine gösterdikten sonra öldürülmesi idi.
Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise bu olayı " İslamcıların terör eylemi " olarak nitelendirip bu 47 yaşındaki öğretmenin " ifade özgürlüğünü öğretmesi " yüzünden öldürüldüğünü belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı başka dinlerin kutsallıklarına ve değerlerine saldırmayı ifade özgürlüğü olarak değerlendirse de bu Batılı ülkede içi boş bir iddia sayılan Holokost'u inkar etmek bir suç sayılıyor.
Aslında Macron'un Charlie Hebdo'nun İslam karşıtı iğrenç girişimini ifade özgürlüğü çerçevesine sığdırmaya çalışması tamamen reddedilmelidir. Çünkü ifade özgürlüğü tanımı ve sınırları uluslararası hukuka göre belirlenmiştir. Bu çerçevede diğer dinlere ve toplulukların inançları ve kutsallıklarına saygısızlık yapmak kabul edilemez bir husustur.
Macron ve Fransa hükümeti ise İslam karşıtı Müslümanları dışlayıcı özellikle de Peygamber Efendimiz'e yönelik saygısızlıkları önlemek çerçevesinde adımlar atmak yerine pratikte kasıtlı olarak İslam düşmanlarını ve İslamofobi yanlılarını teşvik etmektedir. Bu süreç ise doğal olarak son dönemde yaşanan saldırılara yol açmaktadır. Buna ilaveten Fransa Müslüman vatandaşlarını sınır dışı ederek hem suçlu hem güçlü bir konumda yer alarak radikalizm ve tekfirci terörizmden aklanmaya çalışıyor.
Halbuki Fransa da kimi Avrupalı ülkeler gibi Amerika'nın safında yer alarak Batı Asya'da radikalizm ve terörizmin gelişmesinde ve IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin kurulması ve büyümesinde büyük bir role sahipti.
Batı Asya meseleleri uzmanı Frédéric Poisson ise şöyle diyor:" Amerika ve Fransa yan yana IŞİD'in ortaya çıkışından sorumludurlar. "
Batılıların terör gruplarını oluşturmaktan amaçları ise Suriye hükümetine saldırmak ve devirmek ve daha büyük çapta da direniş ekseninin dağılması idi. Buna rağmen IŞİD gibi terör örgütleri son yıllarda saldırılarını Batı'ya yöneltmiş ve bu çerçevede Fransa'da da saldırılar gerçekleştirmiştir.
Paris hükümeti ise bu alandaki sorumluluklarını kabul etmesi yerine sırf soruyu silmek yani radikalizm ile ilişkisi bulunan zanlıları ülke dışı ederek radikalizmi önlemeye çalışıyor. Halbuki Fransa zaten kendisi bu tohumu ekmiş ve şimdi de ekinini biçmektedir.
Buna ilaveten Fransa hükümeti son olayların tekrarlanmaması için İslam düşmanlığı ile ciddi bir mücadeleye girişmeli ve İslami şahsiyetlere ve kutsallıklarına saygısızlık yapılmasını da önlemelidir.