BM’de biyolojik silahları yasaklayan konvansiyonun onaylandığı gün
https://parstoday.ir/tr/news/world-i157908-bm’de_biyolojik_silahları_yasaklayan_konvansiyonun_onaylandığı_gün
Bilindiği üzere kimyasal silahları kullanmak, uluslararası konvansiyonlara göre men edilmiştir. Peki ama, bu konvansiyonlar ve anlaşmalar nasıl ve hangi amaçların doğrultusunda şekillendi ve kaderleri ne oldu, dersiniz?
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Aralık 16, 2020 11:07 Europe/Istanbul
  • BM’de biyolojik silahları yasaklayan konvansiyonun onaylandığı gün

Bilindiği üzere kimyasal silahları kullanmak, uluslararası konvansiyonlara göre men edilmiştir. Peki ama, bu konvansiyonlar ve anlaşmalar nasıl ve hangi amaçların doğrultusunda şekillendi ve kaderleri ne oldu, dersiniz?

Kimyasal ve biyolojik silahları savaşlarda kullanmayı yasaklama yönündeki ilk çabalar, 1868 Saint Petersburg, 1874 Brüksel ve 1898 Lahey bildirgelerinin yayımlanması ile şekillendi. Ancak ne var ki bu çabalar uluslararası bir anlaşmaya varacak kadar başarılı olamadı. Bu yüzden 1907 yılında hukuki açıdan elzem getiren uluslararası bir anlaşma hazırlandı. Bu anlaşmada üye ülkelerden kimyasal silahları kullanmamaları isteniyordu.

Ancak birinci dünya savaşı başlayınca, Lahey konvansiyonu olarak anılan 1907 konvansiyonu gözardı edildi; nitekim konvansiyon tarafların kimyasal silah kullanmamalarına engel olamadı. Konvansiyonun bu zafiyeti, ülkeleri kimyasal silahların kullanılmasını tamamen engelleyecek bir çalışmaya yönelmelerine sebep oldu.

Bu amacın doğrultusunda BM genel kurulu 16 Aralık 1917 tarihinde her türlü biyolojik ve zehirli silahların yapımını, geliştirilmesini ve depolanmasını men eden ve var olanların da yok edilmesini öngören bir kararname çıkardı.

İkinci dünya savaşından sonra ise kimyasal silahların kullanılması ile mücadele doğrultusunda daha geniş kapsamlı protokoller ve konvansiyonlar imzalandı. 1925 Cenevre protokolü bu belgelerden biriydi. Gerçi Cenevre protokolü kimyasal silahların kullanımı konusunda bir nevi hukuki caydırıcı özelliği bulunuyordu; ancak hiç bir zaman bu tür silahların yapımını ve geliştirilmesini engelleyemedi. Dolayısıyla devletler hiç bir özel yasal kısıtlama ile karşılaşmaksızın kimyasal silahları yapmaya ve depolamaya devam ediyordu.

1948 yılında BM’nin silahsızlanma çalışmaları ile ilgili faaliyetleri çerçevesinde konvansiyonel silahların komisyonu kimyasal silahları nükleer silahların yanında kitle imha silahları kategorisine aldı. Bu kararla beraber BM’nin kimyasal silahlarla ilgili ilk kararnamesi 1966 yılında onaylandı.

Sonunda ve kimyasal ve biyolojik silahların yapımını, depolamasını ve kullanılmasını men etme yolunda sarf edilen çabaların ardından 1972 yılında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmayı imzalayan ülkeler hiç bir koşul altında biyolojik silahları üretmemeyi ve depolamamayı ve yaygınlaştırılmasından kaçınmayı kabul etti.

20 yıl sonra 1992 yılında Cenevre’de düzenlenen silahsızlanma konferansında, kimyasal silahları men eden konvansiyonun taslağı ve belgesi hazırlanarak BM’ye sunuldu. BM genel kurulu bu konvansiyonu 24 maddede ve üç ekte Aralık 1992 tarihinde onayladı.

Bu konvansiyon onaylandıktan sonra kimyasal silahları men eden örgüt OPCW 1997 yılında ve kimyasal silahlardan arınmış bir dünyaya kavuşmak üzere 192 üyesi ile çalışmalarına başladı.

Uluslararası kimyasal silahları men eden konvansiyon aslında kitle imha silahlarını ve özellikle kimyasal silahların yapımını, depolanmasını ve kullanılmasını men eden en önemli belgedir. Dünyanın en büyük kimyasal silah üreticileri arasında yer alan ve yine kitle imha silahları kullanmakta kapkara karnesi bulunan Amerika, birinci dünya savaşından önce ve 1763 yılında Amerika topraklarının esas sahibi olan kızılderililere karşı kimyasal silah kullandı. Birinci dünya savaşında ise Almanya ordusu 1915 yılında kimyasal silahları kullanan ilk ülke oldu ve ardından başka ülkeler bu tür silahları savaşlarda kullanmayı gündemlerine aldı.

Amerika birinci dünya savaşından sonra da 5 bin tonu aşkın kimyasal maddeyi kimyasal silah yapmak üzere üretti. Verilere göre Amerika Vietnam savaşında Vietnamlı köylülerin üzerine 75 milyon litre zehirli kimyasal madde döktü ve binlerce hektar ormanı yok etti. Turuncu renginde olan söz konusu zehirli kimyasal maddelerin yüzünden 300 bin Vietnamlı hayatını kaybetti; yüz binlerce Vietnamlı çocuk sakat doğdu.

İkinci dünya savaşından sonra ise İngilizler 1951 yılında Malaya’da bağımsızlık mücadelesi veren insanlara karşı fetiotoksin adında zehirli bir maddeyi kullandı.

Irak’ın devrik Saddam rejimi İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı sekiz yıllık savaşta birçok kez Batı’nın hibe ettiği kimyasal silahları kullandı. Baas rejimi 1980 yılında ABD ve Avrupa ülkelerinden aldığı zehirli kimyasal maddeleri ve ayrıca kimyasal silah üretme teçhizatı ile ürettiği yığınla kimyasal silahı İranlı askerlere ve hatta sivillere karşı kullandı.

Saddam rejimi 1982 yılında Almanya’da kimyasal madde ve teçhizatı temin eden Dry Raih firması ile bir anlaşma imzaladı. Saddam rejimi ABD, Almanya ve Hollanda’dan satın aldığı kimyasal maddeleri kullanarak her gün tonlarca sinir gazı üretmeye başladı.

Irak’ın Baas rejimi İran’ın batısında yer alan Piranşehir kentine düzenlediği hava akınında yüklü miktarda kimyasal silah kullandı. Baas ordusu 1988 yılının başlarında da Sumar cephesinde İranlı askerlere karşı kimyasal silah kullandı. Bu rejim İranlı güçlerin Velfecr-8 adlı harekatından sonra da geniş çapta kimyasal silah kullandı. O sıralarda İranlı güçlerin mevzilerine 7 bin kadar kimyasal roket ve bomba atıldı. Saddam rejiminin hava kuvvetlerine bağlı uçaklar bini aşkın kimyasal bombayı kullandı ve sivil hedeflere karşı 30 kadar hava akını düzenledi.

İran’ın Serdeşt kenti birinci dünya savaşından sonra ve kimyasal silahları men eden konvansiyonun ardından dayatılan sekiz yıllık savaş sırasında kimyasal bombardımanın hedefi olan ilk kent oldu. Baas ordusu hş. 1366 tarihinde Serdeşt kentine en feci ve en korkunç kimyasal saldırıyı düzenledi;saldırıda çok sayıda sivil hayatını kaybetti veya kimyasal silahlardan etkilendi.

Saddam rejimi hatta kendi halkına bile acımadı ve Kuzey Irak’ta Kürtlerin çoğunlukta bulunduğu Halepçe kentine kimyasal saldırı düzenledi. Bu saldırıda binlerce sivil hayatını kaybetti ve binlercesi de kimyasal silahlardan etkilendi.