El Ula Anlaşması ve Boyutları
Fars Körfezi İşbirliği Teşkilatı oturumu 5 Ocak Salı günü Suudi Arabistan'ın El Ula bölgesinde düzenlendi ve oturum Katar'ın kuşatılması da sona erdi.
Bu anlaşmanın detayları ile ilgili hala haberler yayımlanmamıştır. Ancak bu hususta farklı analizler söz konusudur.
İlk olarak, Suudi Arabistan'ın Katar ile anlaşarak Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır'ı gözardı etmesidir. Bu yüzden bu üç ülkeden hiçbiri El Ula oturumuna ve üst düzey görüşmelere katılmadı. Bu da Katar ile gerilimin hala devam edeceğini Fars Körfezi İşbirliği Örgütü Konseyinde kutuplaşma ve ihtilafların devam ettiği söylenebilir.
İkinci mesele, Birleşik Arap Emirliklerin El Ula anlaşmasının en büyük kaybeden tarafı olması idi. Birleşik Arap Emirlikleri son aylarda Türkiye ile ilişkilerinde gerilim yaşadı. Halbuki Katar Ankara ile ilişkilerini iyice geliştirdi ve bu ilişkileri bir üst seviyeye taşıdı. Bir diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri Batı Asya bölgesinde ve de Arap dünyasında etkin bir aktör olduğunu iddia etse de Suudi Arabistan'ın el Ula anlaşmasında bu ülkeyi tamamen gözardı etti. Bu da Ebu Zabi veliahdı Muhammed bin Zayid bu oturuma katılmadı.
Üçüncü mesele ise, El Ula anlaşmasının Katar'ın direnişe dayalı yaklaşımının Suudi Arabistan ve ortağı sayılan üç Arap ülkesinin maksimum baskısı karşısında üstünlüğünün ispatlanması idi. Son üç buçuk yılda Suudi Arabistan ve üç ülke daha kuşatma ve boykota baş vurarak Katar'ı dış siyaseti alanında ağır bir baskı altında bırakmak istediler. Ancak Doha makamları ve hükümeti tekrar tekrar ülkesinin bağımsızlığı ve egemenlik hakkı ihlalini kabul etmediğini vurguladı. Katar baskı yapan ülkeler tarafından dayatılan 13 maddelik şartları kabul etmeyerek el Ula oturumuna katıldı. Bu doğrultuda ise İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif Salı günü şöyle bir Tweet mesajı paylaştı:" Katar'ı, baskı ve şantaj karşısında kahramanca direnişinde başarılı olması yüzünden tebrik ediyorum. "
Dördüncü mesele ise, El Ula anlaşmasının Trump'ın Batı Asya bölgesine dayattığı düzenin sonlanmasının işaretlerinin belirmesidir. Trump son dört yıl içerisinde Batı Asya için anarşi stratejisini uygulamaya çalıştı. Amerika bu anarşik düzen oluşturma stratejisi çerçevesinde her türlü kaosu destekleyip istikrarı yok etmeye çalıştı. Çünkü istikrarı çıkarlarının lehine olmadığını biliyordu. Amerika bu çerçevede çıkarlarını anarşik durumun devamında sağlamak istiyordu. Bu yüzden Katar ve Suudi Arabistan Amerika'nın ortakları olmasına rağmen Donald Trump bu iki ülke arasındaki gerilimi sonlandırmak için hiçbir ciddi çabada bulunmadı. Suudi Arabistan da Trump'ın bu yaklaşımından yola çıkarak dış siyasetinde sulta kurma ve zorbalık yapma mantığını iyice arttırma başladı ve özellikle de Katar'a saldırmaya çalıştı.
Beşinci konu ise, el Ula anlaşmasının baskılar ve kırılgan şartlar altında yapılmış olsa bile Batı Asya güvenliği ve güvenliğe dayalı düzeni yönünde önemli bir adım olmasıdır. Bu bölge son dört yılda aşırı bir istikrarsızlık ve gerilim yaşadı. İstikrarsızlık ve gerilimin azalmasına yol açan her anlaşma mevcutta tüm bölge ülkelerinin lehine olacaktır. El Ula anlaşması da diğer bölge ülkeleri gerilimleri, karşılıklı düşmanlığı gidermeye ve bölgesel barış ve istikrarı sağlamaya da teşvik edebilir. Buna esasen İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif de kimi Batılı ülkeler özellikle de Suudi Arabistan'a yönelik şu açıklamada bulundu:" Artık bizim güçlü bir bölgeye sahip olma yönündeki önerimizi kabul etme zamanı gelmiştir. "