Amerika'da İç Terörizm Tehdidinin Büyümesi
Amerika hiçbir zaman iç terörizm tehdidinden uzak olmasa da son olaylar sırasında özellikle de Donald Trump yandaşlarının Kongre binasına saldırısının ardından Amerika'daki iç terörizm tehditleri de çığ gibi büyümüştür.
Amerika güvenlik makamları Donald Trump yandaşlarının 6 Ocak tarihinde Kongre binasına saldırmasından bir kaç gün sonra bu saldırının failleri hakkında en az 25 iç terörizm ile mücadele dosyasının açıldığını belirttiler. Amerika savunma bakanlığı da Joe Biden'in başkanlık yemin törenine yaklaşırken potansiyel teröristlerin muhtemel tehdidi hususunda ihbarlar aldığını açıkladı.
Buna rağmen Donald Trump başkanlığındaki mevcut Amerikan hükümeti siyasi hayatının son günlerinde güvenlik alanında anahtar mevkilerde boşluklar yaşamaktadır. Halihazırda savunma bakanlığı, iç güvenlik ve adalet bakanlığında bakan koltukları boştu. Ayrıca Amerika'nın mevcutta baş savcısı da bulunmuyor. Bu kadar önemli boşluklarla Amerika hükümeti yönetilmektedir.
Bir diğer yandan ise Güvenlik Makamları Joe Biden'in başkanlık yemin töreni güvenliğini sağlamak için 10 bin kadar Ulusal Muhafız memurunu başkent Washington D.C.'ye göndermiştir.
Amerikalı muhabir John Haltiwanger ise bu hususta şöyle diyor:" Amerika ordusunun başkentteki varlığı, Irak ve Afganistan'daki Amerikalı askerlerin iki katı kadarıdır. Bu da beyazların üstünlükçülüğünden kaynaklanan Amerika iç terörizminin dışarıdaki terörizmden daha büyük olduğunu hatırlatmaktadır. "
Buna rağmen Joe Biden yemin töreninin sorunsuz düzenlenmesi halinde bile gelecek haftalarda ve aylarda Amerika genelinde iç terörizm tehdidinin azalacağı söylenemez. Halihazırda Amerika tarihinin en hassas ve gergin siyasi-güvenlik dönemlerinden birini yaşıyor. Bir yandan başkanlık yapan bir şahıs ve birçok yanlısı, seçimlerde hile yapıldığına ve oylarının çalındığına inanıyor ve sonuçta sözde ülkenin kurtarılması için girişimlerde bulunuyor. Diğer yandan da sarhoş ve sevince boğulmuş Demokratlar siyaset ve toplumunu Trump ve Trumpistlerden temizlemek ve onların geri dönmesi yollarını tamamen kapatmak istiyor.
Böyle bir ortamda, bir grup iç muhalifin sonunda şiddete başvuracağını ve Amerika Birleşik Devletleri'nde terör eylemlerini yoğunlaştıracağını beklemek doğru ve mantıklı bir ihtimaldir. Amerikan toplumu, yerli terörist grupların faaliyetleri için şimdiden ağır bir bedel ödemeye başlamıştır. 1995 yılında, Teksas, Waco'daki Davidyan fırkasından ölenlerin kanını yerde koymamak için Oklahoma Şehri Federal Binasında bir intihar bombacısı kendisini patlatarak 180'den fazla kişiyi öldürdü. Bu terör ve intihar saldırısı ise 11 Eylül saldırılarından önce Birleşik Devletler'deki en kanlı terör saldırısıydı.
Afganistan'da El Kaide'nin New York ve Washington'a yönelik 2001 terörist saldırıları, ABD hükümetinin dikkatini, yirmi yıl boyunca yurt dışında terörizmle mücadele meselesine çevirdi. Bu süre zarfında, ABD hükümeti "uluslararası terörizm" olarak adlandırdığı şeyle savaşmak için yüz milyarlarca dolar harcadı ve Batı Asya'nın çeşitli yerlerinde birkaç bin Amerikan askeri de dahil olmak üzere yüz binlerce insanın kanının akmasına yol açtı. Bu çabalar, Amerika Birleşik Devletleri'nde 11 Eylül terörist saldırılarının tekrarlanmasını sözde önlerken, bir yandan iç terörizmin gelişmesine zemin hazırladı. Çok çeşitli sorunlarla mücadele etme niyetinde olan bu iç terörizm kaynağı olan gruplar, bir kısmı gerçekleştirilmiş olan çok sayıda terör saldırısı planlamış ve gerçekleştirmektedir. İbadet yerlerine yapılan saldırılar ve kör kurşunların sıkılması bu çabaların bir parçası olmuştur.
Ancak 6 Ocak 2021'de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en önemli ve aynı zamanda en güvenli binalardan birine saldırı organize etmek ve bu saldırıyı gerçekleştirmek, Amerikalıları ve hatta dünyayı şok eden bir eylemdi.
Foreign Policy Dergisi ise bu husustaki köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:"Başkan tarafından kışkırtılan sağcı terörizmin oluşturduğu sürekli tehdit, destekçileri tarafından beslenen bilgi ekosistemi ve şimdi de başarılı bir saldırı ile daha da şiddetleniyor. Dünyanın en güvenli binalarından biri (Kongre), Donald Trump'ın mirası olarak adlandırılacak bir tehdit ile karşı karşıya kaldı. "
Amerika Güvenlik yetkilileri, saldırı sırasında en az iki el yapımı patlayıcı bulunduklarını ve Kongre yakınlarında bir bombalı araç bulunduğunu da söylediler. Tutukluların, Meclis Başkanı Nancy Pelosi'ye kongre oturumuna girerken suikast girişiminde bulunmayı planladıklarını itiraf ettiklerini de belirttiler.
Tabii ki Kongre'de hiçbir el yapımı patlayıcı patlatılmadı ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı'na suikast girişiminde bulunulmadı. Bununla birlikte, Amerikan toplumunda var olan öfke ve nefretin derinliği göz önüne alındığında, bu ülkedeki terör eylemlerinin yakın bir ihtimal olduğu söylenebilir. Özellikle ABD istihbarat ve güvenlik organı da, son yıllarda Trump ile muhalifleri arasındaki siyasi-partiye dayalı çatışmaların merkezinde yer aldı ve bu açıdan büyük zarar gördü. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi güvenlik durumu yeniden sağlanmadan, ülke acı bir şiddet, terör ve güvensizlik dönemiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu hususta hiçbir şüphe yoktur.