Amerika'da Eşitsizliklerin Şiddetlenmesi Hususundaki Kaygılar
Amerika'daki toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin artması bu ülkedeki siyasetçiler ve devlet adamlarının kaygılanmasına yol açmıştır.
Amerika'nın yeni başkanı Joe Biden, Beyaz Saray'daki varlığının ilk günlerinde sistematik ayrımcılıklar ve eşitsizliklerin azaltılması doğrultusunda kararları ve talimatları imzaladı.
Biden bu husustaki konuşmasında, "Amerika toplumu geniş çaplı düzeyde adaletsizliğe şahit olmaktadır." dedi.
Biden ayrıca bu husustaki başka bir Tweet'inde ise şu ifadelere yer verdi: "Amerika hiçbir zaman ülkenin kurulduğu temellere dayalı olarak verilen eşitlik vaadine göre hareket edememiştir."
Bu konuşmalarının devamında Joe Biden bu eşitsizliklerin azaltılması doğrultusunda adımlar atacağı sözünü de vermişti.
Amerika toplumunda ırk, cinsiyet, din ve gelir hususundaki ayrımcılık ve eşitsizlikler alanında birçok istatistiksel durum söz konusudur. Örneğin birkaç süper zengin ailenin, toplumun servetinin yarısından fazlasını elinde bulundurmasına karşın, milyonlarca Amerikalı yoksulluk çizgisi altında yaşamakta ve hatta kimileri günlük ihtiyaçlarını gidermek için yiyeceklerini bir karşılayamıyorlar.
Amerika'da ırkçılık hususundaki ayrımcılıkların uzun bir geçmişe sahip olduğu söylenebilir. Köleciliğin iptali ve ırkçılık ile mücadele hususundaki yasaların onaylanmasına rağmen hala siyah derililer çok kolay bir şekilde beyaz polisler tarafından öldürülüyor.
11 Eylül 2001 terör olayı da Amerikalı Müslümanlara karşı dini ve mezhepsel ayrımcılıkları körükledi ve birçoklarını terör ithamları ile karşı karşıya bıraktı. Buna paralel olarak Amerika toplumunun büyük bir bölümü, cinsel ve cinsiyet azınlıklarına yönelik ayrımcılığın söz konusu olduğuna da inanıyorlar.
Tabii ki, son yıllarda eşitsizliği ve ayrımcılığı azaltmak için büyük adımlar atılmış ve bu yolda da çok fazla kan akmıştır. George Floyd'un geçen yıl acımasızca öldürülmesi, Amerika’da ırkçılığa ve sosyal ve ekonomik adalete karşı yeni bir protesto dalgasını ateşledi. 1960'lardan beri eşine rastlanmayan protestolarda ve sivil haklar hareketleri sırasında yüzbinlerce Amerikalı sokaklara indi ve güvenlik güçleriyle çatışmaların acı sahnelerinin meydana gelmesine yol açtı. Bu olaylar, ABD hükümet yetkililerini ve politikacılarını, ülkenin kaosa sürüklenmesini önlemek için plan ve programlar uygulamaya mecbur bıraktı.
Bununla birlikte, ABD’nın dönem başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da olduğu sürece, federal hükümet protestolarını görmezden gelmeye ve hatta eşitsizlik ve ayrımcılık karşıtı hareketlere destek göstermeye devam etti. Ancak şimdi Beyaz Saray'daki selefi Joe Biden, federal hükümetin sistematik eşitsizlikleri azaltmadaki rolünü güçlendirmeyi umuyor. Bu yaklaşımın bir kısmı, İlerici Parti ve Bernie Sanders gibi insanlar etrafında toplanan Demokrat Parti içindeki eşitlik taleplerin yükselişinden kaynaklanıyor.
Senatör Sanders ise bu hususta şöyle diyor:
"Amerika Birleşik Devletleri'nde milyonlarca insan işsiz ve sınır dışı edilme riski altındadır; sağlık sigortası olmayanlar ve açlık çekenler gibi gruplar. Bu bir acil durumdur. ABD hükümeti harekete geçmeli."
Tüm bu gerçeklere rağmen, yetkililerin yıllarca kötü yönetimi ve politikaları, Amerikan toplumundaki süper zenginlere verdiği destek ve uzun süredir devam eden eşitsizlik kültürüne bağımlı olmaları nedeniyle, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi hükümetlerin çabaları her zaman sonuçsuz kalmış ve ayrımcılık ve eşitsizlik süregelen bir şekilde artmıştır. Şimdi de Amerika'da iki tür Amerikalı meydana gelmiştir. Beyaz ve refahta yaşayan Amerikalı ve renkli derili olan yoksul ve fakir Amerikalı./