Biden Hükümetinin İran'a Karşı İlk Yaptırımı
Amerika, Donald Trump döneminde BERCAM nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından Mayıs 2018'den itibaren maksimum baskı siyaseti çerçevesinde İran İslam Cumhuriyetine yönelik eşine benzerine rastlanmamış ağır yaptırımlar uygulamaya başladı ve koronavirüs pandemisine rağmen İran'a yönelik insanlık dışı yaptırımlarını da sürdürdü. Şimdi de Biden hükümeti Trump hükümetinin İran'a karşı yeni yaptırımlar uygulama yolunu devam ettirmektedir.
Amerika dışişleri bakanlığı yayımladığı bildiride İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun iki yetkilisine yaptırım uyguladığını bildirdi. Bu bakanlık 9 Mart Salı günü yayımladığı bildiride Ali Hemmetiyan ve Mesut Safderi isimli iki İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu makamına yönelik sözde insan hakları ihlalleri yüzünden yaptırımlar listesine aldığını bildirdi.
Biden hükümeti, demagojik lafazanlıkları çerçevesinde BERCAM nükleer anlaşmasına geri dönmekten ve diplomatik yaklaşım sergileyip İran ile ilgili sorunların müzakere ile çözümüne istekli olduğunu iddia ettiği bir sırada bu yaptırımları uyguladı.
Görünen o ki Biden hükümetinin üst düzey makamlarının İran'a yönelik maksimum baskı kampanyasının sonuçsuz olmasına itiraf etmesine rağmen yine de bu yeni hükümeti faaliyetlerine başladığı 2 aylık bir sürede eski Amerika hükümetinin siyasetlerinin özünü devam ettirmeye çalışmaktadır.
İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusuna mensup iki makamın sözde insan hakları ihlalleri dolayısı ile yaptırım listesine alınması gerçekte Demokratların insan hakları hususunda öncü olduklarını gösterecek jestte bulunmalarıdır.
Halbuki Amerika zaten dünya genelinde insan hakları ihlalcilerinin başında gelmektedir. Özellikle de bu ülkede siyahilere karşı sergilenen polis şiddeti ve ayrımcılık bunun açık örneğidir.
Bu alanda dikkat çeken başka bir husus da Amerika başkanlarının, ister cumhuriyetçi ister demokrat başkanlarının son on yılda yani İslam İnkılabı zaferinin ardından ve İslam Cumhuriyeti'nin İran'da yerleşmesinin ardından İran'a karşı hep hasamane bir girişim içerisinde olmalarıdır. Bu bağlamda Amerika farklı şekillerde ve yöntemlerde yaptırımları kullanarak sözde İran'ı teslimiyete zorlamak istiyor.
Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri İran'la ilgili tüm yönlerden İranlı birey ve kuruluşlara ekonomik, ticari, bankacılık, nükleer, silah, endüstriyel, siyasi, adli, insan hakları, siber ve benzeri yaptırımlar uygulamakta ve zaman zaman yeni yaptırımlar duyurmaktadır.
Aslında, Washington'un İran konusunda irrasyonel ve gayri meşru hedeflerine ulaşmak için kırmızı bir çizgisi yok. Bu nedenle pratikte Biden yönetimi şimdi de İran üzerinde eskisi gibi azami baskı politikası izliyor. Bu, özellikle korona virüsü salgını göz önüne alındığında söz konusu olan kabul edilemez bir durumdur. Bu durum, İran halkını ve İran sağlık sistemini, koronavirüs ile başa çıkmak için gereken ekipman ve ilaçlara erişimden mahrum bırakmak anlamına geliyor ve insan hakları ihlali yönünde bir girişim sayılır.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Mustafa Hoşçeşm, ABD Başkanı Joe Biden'in İran'a karşı yaptırımlar alanında silahını koruyacağını belirterek şöyle diyor: "Yaptırımların etkin bir şekilde kaldırılması Biden'in planında yeri yoktur. Amerika BERCAM'a bağlı değil ve artık diğer anlaşmalara da sadık kalmayacaktır. "
Öte yandan İran, azami direniş stratejisi benimseyerek sadece Washington yaptırımlarının yıkıcı etkilerini çeşitli şekillerde etkisiz hale getirmekle kalmadı, aynı zamanda dış baskılara karşı kırılganlığını azaltmak için iç kapasitelerini ve yeteneklerini de geliştirdi.