Fransa'nın İslamofobik Girişimlerini Sürdürmesi
https://parstoday.ir/tr/news/world-i171528-fransa'nın_İslamofobik_girişimlerini_sürdürmesi
Fransız yetkilileri, İslam karşıtı eylemlerini sürdürme doğrultusunda, başörtü ve tesettür nedeniyle Müslüman bir kadının yerel seçimlere katılmasını engelledi.
(last modified 2026-02-27T04:48:51+00:00 )
Mayıs 15, 2021 05:42 Europe/Istanbul
  • Fransa'nın İslamofobik Girişimlerini Sürdürmesi

Fransız yetkilileri, İslam karşıtı eylemlerini sürdürme doğrultusunda, başörtü ve tesettür nedeniyle Müslüman bir kadının yerel seçimlere katılmasını engelledi.

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından kurulan "Hareketteki Cumhuriyet" partisi, laik bir ülke politikasına göre seçim kampanyasında dini sembollerin sergilenmesine yer olmadığını bildirerek bu girişimi haklı çıkarmaya çalıştı.
Partinin bu girişimi, son aylarda başta Fransa olmak üzere Avrupa'daki Müslümanlar üzerinde baskılar ve İslamofinin yoğunlaştığı ortamda gerçekleşti.
Geçtiğimiz aylarda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkedeki Müslümanlara karşı herhangi bir eylemi inatla ve mantıksız bir şekilde savundu . Özellikle Charlie Hebdo'nun İslami kutsallıklara karşı hakaret ve saygısızlığı  konusunda ciddi destekleyici tutumları ortaya koydu.  Şimdi de Fransa Senatosu geçtiğimiz günlerde 18 yaşın altındaki kızların başörtüsünü yasaklamak için verdiği kararla Müslümanlar üzerindeki baskıyı artırmıştır. 
Bu girişimler Fransız makamlarının her zaman bu ülkede çeşitli özgürlüklerin, özellikle de dini, siyasi, ırksal özgürlüklerin varlığını iddia ettikleri ve birçok ülkeyi bu ilkeleri ihlal etmekle suçladıkları bir ortamda gerçekleştirilmektedir. Ancak pratikte Fransa hükümeti sadece bireysel özgürlükleri ihlal etmekle kalmayıp bu doğrultuda yasal baskı araçlarına da başvurmuştur. 
Macron, eylemlerini haklı çıkarmaya çalışırken, her zaman laiklik ve ona bağlılık sloganını hatırlatırken, Müslümanlara yönelik eylemleri Müslüman kesimi daha da izole etti ve İslam karşıtlığı yoğunlaştıkça birçoğunu ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Öyle ki, Uluslararası Af Örgütü, bu yasaların ve duruşların Fransa'daki hak ve özgürlüklere ciddi bir saldırı olduğu konusunda Paris hükümetini uyardı.
Kötü bir ekonomik durumda olan Fransa'da İslam karşıtlığı giderek daha fazla teşvik edilirken, Macron'un başkanlığı sırasında verdiği vaatleri yerine getirilmedi, işsizlik krizi ciddiyetini korudu ve korona salgını ve yönetimi hep eleştirildi. 
Bundan dolayı anketler, Macron ve partisinin popülaritesinde bir düşüş olduğunu gösteriyor.   Bu bağlamda İslam karşıtlığı ve Müslümanlara yönelik saldırılar, önümüzdeki seçimlerde halkın oylarını kazanmaya yönelik bir politika olarak izleniyor. Bu bağlamda Fransız yetkililer Müslümanları hedef alarak onları terör, işsizlik ve güvensizlik gibi sorunların kaynağı olarak göstermeye çalışmıştır. Böylece Müslümanlara karşı şiddeti hep körükleyerek teşvik etmiştir. 
Bu yaklaşım her zaman Avrupalı sağ partiler tarafından, özellikle Fransa'da, aşırı sağcı bir politikacı ve Fransa Ulusal Cephesi lideri Marine Le Pen tarafından benimsenmiştir. Le Pen her zaman destekçilerini Müslümanlara karşı sert tavırlarla kışkırtmaya çalışmıştır. Ancak şimdi 2022 Nisan'ındaki Fransız cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşınca Macron, seçimlerdeki ciddi rakibi sayılan Le Pen'den daha sert bir duruş sergilemeye çalışıyor gibi görünüyor. Böylece rakibinin oylarını kazanmaya çalıştığı söylenebilir. 
Macron'un Müslümanlara karşı İslamofobik girişimleri,   kamuoyunu ve hatta Fransız ordusunu hassas hale getirmiştir. Bu bağlamda bir grup emekli Fransız general ve askerler, geçtiğimiz günlerde Macron'a kargaşa ve nefret yaratma konusunda uyarı  mektubu yazdı.
İngiltere Parlamentosu üyesi Afzal Han, BM İnsan Hakları Konseyinin Müslümanlara karşı ayrımcılığın ve nefretin pandemiye dönüşmesine dair raporuna işaretle, "Fransa'nın tehlikeli bir rotada bulunması ve Müslüman nüfusunu kendinden uzaklaştırmasından endişeliyim" dedi.  
Görünen o ki, Macron'un İslam karşıtı eylem ve kararlarının herhangi bir bahane adı altında sürdürülmesi artık bu ülkenin ve hatta dünyanın kamuoyu tarafından kabul görmüyor. Bu yaklaşım devam ederse kamuoyu, gerekçe ve sloganları kabul etmeyeceği ve Macron ve partisinin de Fransa'daki konumunu kaybedeceği söylenebilir./