Suudi Arabistan'ın Hac Farizasını Durdurması
Cumartesi günü Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu seneki hac farizasının aralıksız ikinci yılda da diğer ülkelerden gelen hacılara mümkün olmadığını ve bu dini farizanın sadece Suudi Arabistanlı 60 bin hacı tarafından yerine getirileceğini bildirdi.
Suudi Arabistan, görünürde bu kararı, koronavirüsün yayılmasını önlemek amacı ile almıştır. Ancak hac farizasının İslam'ın önemli amellerinden ve temellerinden biri olması itibarı ile, bu kararın sırf koronavirüsü önleme ve yayılmasını durdurma yönünde bir karar olmadığını Suudi kralı ve mensuplarının böyle bir karar almaktan gizli amaçlar güttükleri söyleyebilir. Bu bağlamda birkaç önemli noktaya değinmek gerekir.
Suudi Arabistan'ın bu alelacele ve bidat sayılan kararı ile ilgili ilk önemli nokta, bu ülkenin aniden, diğer İslami ülkelere bildirmeden, Müslümanların görüşüne ve kararına aldırmadan böyle bir kararı almasıdır. Gerçekte Suudi Arabistan, Hac ve İslami ritüelleri de iç meselesi olarak görmektedir. Halbuki böyle bir şey söz konusu olmamalıdır. Suudi kraliyeti, iç kararlarında despot ve diktatör bir duruş sergilediği gibi bir Milyar Müslümanın inançları hakkında da despotça karar alma yetkisine sahip olduğunu kimsenin de buna itiraz etmemesi gerektiğini düşünüyor.
Suudi Arabistan makamları, gerçekten Müslümanların ve Müslüman ülkelerin görüş ve bakışlarına saygı duysalardı, diplomatik istişareler düzenlemek amacı ile İslami ülkelerin yetkilileri ile sanal olarak bir araya gelip bu süreci yönetebilirlerdi ve sonuçta bu ilahi farizanın yerine getirilmesinde İslami ülkelerin desteğini de arkalarına alabilirlerdi. Sonuçta İslami ülkelerin aylarca süren planlamaları da altüst olmaz ve yola çıkmayı bekleyen hacıların umutları da yeise dönüşmezdi. Ancak görünen o ki Al-ı Suud için ilahi farizanın önemli yoktur.
Al-ı Suud'un kararının nihai ve gizli amacını gösteren ikinci nokta ise bu tür bir kararın Suudi Veliahdı Muhammed bin Selman'ın 2030 Suudi Vizyonu çerçevesindeki girişimleri ve planlamaları bağlamında gerçekleştirilmesidir.
Bu bağlamda Suudi Arabistan'ın " Dini Turizmi Geliştirme" adı altında bir proje hayata geçirmek istediği açıklanmıştır. Gerçekte bu projenin amacı da hac farizasını " kimliksizleştirme ve kutsallığını yok etmek"tir. Hac farizasının temel bir İslami farizadan ve manevi ve kutsal bir kavramdan uzaklaştırılması ve dini turizmin yüzeysel bir parçası ve malzemesine dönüştürülmesi, doğal olarak bu farizanın hayata geçirilme şeklinde de değişiklikler gerektirecektir. Doğal olarak bu durum Siyonist Rejim İsrail ve Amerika lehine olacaktır.
Suudi Arabistan'ın koronavirüs bahanesi ile hac farizasını ikinci yıl olarak da önlemesi ile ilgili üçüncü önemli nokta, İslam alemi ile ilgili Müslümanların temel sorunları ile alakalıdır. Aslında hac farizasında Müslümanlar özellikle de Siyonistlerin faaliyetlerinin kınanması gibi durumlarda ve genel olarak İslam düşmanlarının komploları karşısında bir araya gelerek İslami kutsallıkları ve Müslümanların çıkarlarını bir nebze bile olsun korumaya çalışmışlardır. Bu bağlamda kimi Arap ülkelerinin Siyonist Rejim İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi sürecinde, hac farizası böyle bir sürece karşı iyi bir platform olacaktı. Sonuçta Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberlik duygusu da daha gelişecekti. Sonuçta Amerika ve Siyonist Rejim İsrail bu süreçten zararlı çıkacaklardı. İşte Suudilerin bu kararı, bu yönleri ile bir komplonun parçasıdır. Müslümanlar ise bu boyutlar ve hedeflerin farkında olmaları gerekir.