BMT'nın Yapısal Irkçılık ile Mücadele Vurgusu
BMT İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet Pazartesi günü yaptığı konuşmada dünya genelinde siyahilere karşı yapısal ırkçılık ile mücadele edilmesini ve George Floyd cinayeti gibi olayların önüne geçilmesini istedi. 23 sayfalık raporunu, BMT insan hakları konseyine sunan Bachelet, mevcut durumun savunulacak yanının olmadığını belirterek şöyle bir açıklamada bulundu:
" Yapısal ırkçılık, yüzyıllar boyunca devam eden radikal ayrımcılık ve şiddetin köklerinin kazınması için yapısal bir tepkiye ihtiyaç vardır. "
Bu raporda, ırkçılığın dayatılmasının, eşitsizliği ve şiddeti de sürekli hale getirdiği, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasi hakların ihlalinin son bulunmasına da vurgu yapılmıştır. Bachelet, ırka dayalı adalet ve eşitliğin sağlanması için yeni bir direktif hazırlamış ve farklı ülkelerden bu direktifleri uygulamasını istemiştir. Bu bağlamda tarihi ırkçılığın tazminatının ödenmesini ve de " siyahilerin hayatı değerlidir" gibi hareketin bütçesinin sağlanmasını istemiştir. Bu raporda birçok Avrupa ve Amerika ülkesinde Afrika kökenlilerin uygun olmayan koşullarda, yoksulluk içerisinde yaşadıkları ve eğitim, sağlık hizmetleri, istihdam ve de siyasi katılım ve temel insani haklardan bile mahrum bırakıldıkları belirtilmiştir.
Aslında siyahilere karşı ırkçılık meselesi ve onlara yönelik şiddet eğilimi, Batı tarihinde yüzyıllar boyunca bir geçmişe sahiptir. Avrupalılar Afrika'yı sömürdükleri yüzyıllar boyunca milyonlarca Afrikalı siyahiyi zorunlu olarak çalışma amacı ile özellikle de Kuzey ve Latin Amerika'ya taşımış ve onları bu bölgeye götürmüştür. Buna rağmen kendini insan hakları ve özgürlük hususunda öncü ülke olarak tanıtan Amerika diğer Batılı devletlerden daha fazla yapısal ırkçılık sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Resmi olarak Afro Amerikalılar olarak tanınan siyahilere karşı polis şiddeti ve siyahilere karşı ırkçılık meselesi Amerika'da ciddi bir soruna dönüşmüştür. Siyahilerin medeni hareketinin 1950'li yıllarda başlamasına rağmen Amerika hala ırkçılığın farklı boyutlarını ve sorunlarını yaşamaktadır. Özellikle de Polis memurları siyahilere karşı bu ırkçılığın örneği sayılırlar.
Amerika polisinin orantısız şiddet meselesi özellikle de Amerikalı siyahi George Floyd'un 25 Mayıs 2020'de Minnesota eyaletinde Minneapolis şehrinde beyaz polis Dereck Chuavin tarafından acımasızca öldürülmesi Amerika'da geniş çaplı gösterilere yol açmıştır.
Floyd'un ölümünün ardından BMT insan hakları bürosu siyahilere karşı yapısallaşmış ırkçılık, siyahilere karşı yürütme organlarının ihlalleri ve hükümetlerin ırkçılığa karşı protestolara tepkisi hususunda rapor hazırlamakla görevlendirildi. BMT Yüksek komiserinin raporu da Dereck Chauvin'in mahkumiyetinden bir kaç gün sonra yayımlanmıştı. Bu polis memuru bu adam öldürme suçu yüzünden 22.5 yıl hapse mahkum edilmişti. Dizini Floydu'un boynuna basan Chauvin'in görüntüleri Amerika ve dünyada " siyahilerin hayatı değerlidir" hareketini başlattı.
Amerika meseleleri analisti Semane Ekvan ise şöyle diyor: " Amerika'daki ırkçılık yapısal ve sistematiktir. Trump gibi bir şahıs ırkçı söylemleri ile yandaş topladığı sırada ve başkan olduğu sırada, Amerika'daki ırkçı söylem ve beyaz üstünlükçü düşüncenin rahat rahat yok olmayacağı söylenebilir. Çünkü böyle bir ülkede kimileri siyahileri hiçbir zaman kabul etmeyeceklerdir. "
BMT İnsan Hakları Yüksek Komiserinin siyahilere karşı yapısal ırkçılığın ortadan kaldırılması yönündeki talebine rağmen Batılı düşüncenin zaten böyle bir düşünceyi körüklediği gerçeğinin inkar edilemez olmasıdır. Gerçekte mevcut dönemde beyaz üstünlükçü hareketler ve grupların güçlenmesi ile siyahiler daha aşırı ırkçılık ve ayrımcılığa maruz kalacakları söylenebilir.