Guterres'in Amerika'ya Çok Taraflılık Tavsiyesi
Amerika başkanı Joe Biden BMT yıllık Genel Kurulun başlaması münasebeti ile BMT Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde gündem maddelerini ele aldı ve farklı meselelerde görüş teatisinde bulundu. Guterres bu görüşmede Amerika'nın BMT ve uluslararası düzende var olan çok taraflılığa bağlı kalmasını vurgulayarak şu açıklamada da bulundu: " Bizim de istediğimiz çok taraflılık mevcut dünyanın üzücü sorunlarının çözümlerine ve ihtiyaçlarına uygundur. "
BM Genel Sekreteri'nin ABD'nin çok taraflılık taahhüdü ihtiyacına yaptığı vurgu, Washington'un, ABD eski Başkanı Donald Trump'ın başkanlığı sırasında tek taraflılığa yaklaşımı ve " Önce Amerika" sloganını ABD dış politikasında öncelikli slogan olarak belirlemesi dönemi göz önünde bulundurulduğunda anlam kazanmaktadır.
Mevcut ABD Başkanı Joe Biden, görev süresinin başında Trump'ın politikalarını ve eylemlerini tersine çevireceğini ve zıt bir yaklaşım izleyeceğini iddia etmişti. Ancak bu konuda Paris iklim anlaşmasına ve Dünya Sağlık Örgütü'ne dönmek gibi sembolik adımlar attı ve bir yandan da transatlantik ilişkileri canlandıracağını iddia etti.
Buna rağmen, Biden yönetimi de Washington'un dünyaya bakışının bir yansıması olan Trump yönetimi ile yavaş yavaş aynı yaklaşımı benimsiyor gibi görünüyor. Aslında, Trump'ın yaklaşımı kendisine ait bir husus değildi ve Washington'un gerçek siyasetinin çıplak bir sergilenişi idi. Beyaz Saray'da kim iktidara gelirse gelsin, ABD'nin bu yaklaşımını bu veya şu şekilde yerine getiriyor ve dünya sahnesinde sadece Amerika çıkarlarına ve hedeflerine öncelik vermeye çalışıyor.
Aslında ABD'nin tek taraflılığı ve uluslararası taleplere ve taahhütlere aldırış etmemesi, ABD dış politikasının en belirgin ve kalıcı özelliklerinden biridir; bu tek taraflılık ise bazen hızlanan, bazen de çok taraflılık kisvesi altında yavaş yavaş yerine getirilen bir siyaset olmuştur.
Amerika başkanı Joe Biden ise, başlangıçtaki söylemine rağmen şimdi Trump'ın ayak izlerini takip ediyor. Joe Biden ilginç bir şekilde Guterres ile yaptığı görüşmede ABD'nin Birleşmiş Milletler'e ve değerlerine inandığını ileri sürdü ve Washington ile uluslararası toplum arasındaki güçlü bağların Kovid-19 salgını ve iklim değişikliği ve benzeri mevcut uluslararası zorluklarla karşı işe yaradığını vurguladı. Biden yönetiminin bu iddialara aykırı hareket etmesine rağmen bu iddialar ileri sürülmektedir.
Son vakalar arasında ise Amerika'nın NATO'daki Avrupalı ortaklarının taleplerine aldırmadan Afganistan'dan sorumsuz ve aşağılanmış bir şekilde çekilmesi yer almaktadır. Bu yüzden Avrupalıların da Amerika'nın ardından mecburen Afganistan'ı terk etmek zorunda kaldıkları söylenebilir.
Bir başka örnek de Biden'ın ABD'nin BERCAM nükleer anlaşmasına geri döneceğine dair vaadidir. Pratikte ise, Ocak 2021'de yönetiminin başlamasından bu yana Joe Biden, İran'a karşı maksimum baskı politikası izlemeye devam etti ve hükümetinin nükleer anlaşmadan çekildiğine değinmeden, ABD'nin BERCAM'a dönüşünün İran'ın kararına bağlı olduğunu ileri sürdü. Buna rağmen Avrupalı üyeler de dahil olmak üzere 4+1 grubu, İran'a yönelik tek taraflı ABD yaptırımlarının kaldırılmasını ve Washington'un BERCAM nükleer anlaşmasına geri dönmesini istiyor.
Biden'ın tek taraflılığının bir başka örneği de Hint-Pasifik bölgesinde İngiltere ve Avustralya ile bölgede, Fransa'nın katılımı olmaksızın üçlü bir askeri ittifak oluşturmasıdır. Bu da Washington ile Paris arasında eşi görülmemiş gerilimlere yol açmıştır.
ABD'li analist Ferid Zakariya ise şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: "Biden ve ekibi, Trump'ı uluslararası hukuk sistemine saldırdığı için sık sık eleştirdi. Ancak böyle bir sistem çıplak korumacılık, tek taraflı yaptırımlar, sınırlı istişareler ile nasıl yeniden inşa edilebilir. Aşılarla ilgili "Önce Amerika" politikaları ve hatta Amerika Birleşik Devletleri'ne giriş ve çıkışlarda seyahat kısıtlamaları olduğu bir sırada bu sistem nasıl inşa edilebilir ki?"