Putin'den Kırımı Daimi Olarak İlhak Vurgusu
"Rusya Ulusal Birlik Tatilleri"ni Kırım yarımadasında geçiren Rusya devlet başkanı Vladimir Putin bu bölgenin kalıcı olarak Rusya'ya ait olduğunu açıkladı. Putin "ülkemiz tarihi bir birlik kazanmıştır. Kırım kalıcı olarak Rusya'da kalacaktır. Çünkü bu, Rusya halkının tamamının mutlak, özgür ve kararlı talebidir"dedi.
Putin'in Kırım yarımadası ziyareti hem de Rusya ile Ukrayna sınır bölgelerindeki askeri hareketlenmelerin ve doğal olarak Ukrayna'daki siyasi ve askeri gelişmelerin yoğunlaştığı bir sırada hem de Ukraynalı makamların Kırım'ın bu ülkenin bütünlüğünün bir parçası olması açıklamalarının geldiği bir zamanda büyük önem taşımaktadır.
Ukrayna'daki Batıcı hükümet Amerika ve NATO'nun da destekleri ile yeni girişimler içerisine girmiştir. Sonuçta Putin'in tatil geçirmek bahanesi ile bölgeye yaptığı ziyaret ve yaptığı konuşma, Kiyev hükümet ve Batılı hamilerine Kırım'ın kalıcı olarak Rusya'ya ait olduğu hususunda doğrudan bir uyarı sayılır. Putin bu açıklamaları ile Kırım'ın kırmızı çizgisi olduğunu da göstermiş oldu.
2014 başlarında Ukrayna krizinin patlak vermesinde bu yana Kırım ve Sivastopol bölgeleri 11 Mart 2014'te bağımsızlık bildirilerinin yayımlanması ile Ukrayna'dan ayrıldılar. Ardından 16 Mart 2014 referandumları ile iki bölge Rusya'ya ilhak edildiler. Rusya devlet başkanı Vladimir Putin ise Kırım ve Sivastopol bölgelerinin Rusya'ya ilhakı kararlarını 18 Mart 2014'te imzaladı ve bu belgeler de 21 Mart tarihinde Rus parlamentosu Duma tarafından onaylandı. Böylece Kırım ve Sivastopol bölgeleri Rusya'ya kesin bir şekilde ilhak edildi.
Buna tepki olarak Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, Rusya ve Kırım'da faaliyet gösteren kişi ve şirketlere karşı, Rusya'yı Kırım'dan vaz geçirmek için ekonomik yaptırımlar uyguladı. Ancak, Putin de dahil olmak üzere üst düzey Rus yetkililer, bölgenin Rusya'ya kalıcı olarak ilhak edildiğini defalarca vurguladılar.
Amerikalı analist Patrick Buchanan, "Ukrayna söz konusu olduğunda, Rusya kendine özgü kırmızı çizgileri olduğunu ve bu kırmızı çizgileri askeri harekatla savunacağını göstermiştir. "değerlendirmesinde bulunmuştur.
Şimdi de referandumun kesin sonuçlarına rağmen Ukrayna, Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanımayı reddetmeye devam ediyor ve Kırım ile Sivastopol'un yeniden ülkenin bünyesine geri dönmesi gereğini vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, Türkiye ile birlikte Kiev hükümetini güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu destek sadece sözle de kalmamıştır. Özellikle ABD ve NATO, Ukrayna ordusunu donatmak ve ortak tatbikatlar yapmak için yoğun çaba sarf etmiştir.
Bu nedenle, Kiev hükümeti, Kırım ve Sivastopol'un Ukrayna toprakları ile yeniden birleşmesini sağlamak için askeri önlemler almaya giderek daha fazla teşvik ediliyor.
Amerika başkanı Joe Biden, Washington'un Kırım yarımadasının Rusya'ya ilhakını kabul etmeyeceğini, bu nedenle Ukrayna'nın kapsamlı askeri ve güvenlik yardımlar alacağını ve bu ülkeyi askeri şemsiyesi altına alacağını, Washington'un siyasi desteğiyle Ukrayna'nın Amerika ile stratejik ilişkiler kurmayı umduğunu belirtti.
Batı'nın eylemlerine tepki olarak Moskova, Kırım'ın Rusya'ya toprak ilhakını kesinleştirmek ve konsolide etmek için, askeri varlığını artırma ve savaş uçakları ve bombardıman uçakları da dahil olmak üzere Kırım'da çeşitli gelişmiş silah sistemleri özellikle S 400'leri konuşlandırma gibi büyük ölçekli projeleri uygulamaya
başlamıştır.
Böylece Rusya bölge üzerindeki egemenliğini pekiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda Kırım ve Sivastopol'u Ukrayna'ya yeniden ilhak etmek için olası herhangi bir Kiev eylemine de uygun şekilde yanıt verebilecektir.