Barış ve Kalkınma için Dünya Bilim Günü
https://parstoday.ir/tr/news/world-i189302-barış_ve_kalkınma_için_dünya_bilim_günü
Bilim, kültür ve eğitim alanlarında dünyanın en prestijli eğitim ve kültür kuruluşu olan UNESCO, ilk olarak Macaristan'da 1999'da gerçekleştirilen Budapeşte Zirvesi'nde 10 Kasım'ı Barış ve Kalkınma için Dünya Bilim Günü olarak belirledi. Biz de bu bağlamda sizlere özel bir program hazırladık.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Kasım 08, 2021 06:06 Europe/Istanbul
  •  Barış ve Kalkınma için Dünya Bilim Günü

Bilim, kültür ve eğitim alanlarında dünyanın en prestijli eğitim ve kültür kuruluşu olan UNESCO, ilk olarak Macaristan'da 1999'da gerçekleştirilen Budapeşte Zirvesi'nde 10 Kasım'ı Barış ve Kalkınma için Dünya Bilim Günü olarak belirledi. Biz de bu bağlamda sizlere özel bir program hazırladık.

Böyle bir adlandırma bilim ve teknolojinin ve kurucularının değerini gösterse de aynı zamanda, bilimsel teknolojiler, kamusal yaşam kalitesini iyileştirme ve teknolojik üretim ve teknolojilerin yol açtığı iklim tehditlerini azaltma ve frenleme arasında da bağlar kurmak doğrultusunda olmuştur. UNESCO'nun bilim gününü isimlendirmedeki en önemli hedeflerinden biri, toplum üyelerini bilim, teknoloji ve inovasyonun meyvelerinden faydalanılmasının yanı sıra, bilim, teknoloji ve inovasyonun dünya üzerindeki etkisine ilişkin farkındalığı arttırmak ve ve etki için uygun bir platform yaratmaktı. Teknolojinin insanların günlük yaşamlarını, huzur ve gelişimlerini nasıl etkilediğini ve sağladığı fırsatları ve tehditleri tanıtmaktı. 

Birçok ülke, Barış ve Kalkınma için Dünya Bilim Günü  olan 10 Kasım'ın UNESCO tarafından belirlenmesini  memnuniyetle karşıladı ve sonuçta bu gün birçok ülkenin resmi takvimlerinde yer aldı. Bu nedenle 10 Kasım günü her yıl dünya bilim günü olarak birçok ülke ve aktif kurum ve kuruluş tarafından kutlanmaktadır. Bugün de 10 Kasım günüdür. Sohbetimizin devamında bilim ve hayatımızdaki etkilerini ele almaya çalışacağız. 

Bilim, bilim adamlarının bir konu etrafında veya bir amaca ulaşmak için bilimsel araştırmalarda topladıkları bir dizi önerileri ve bulguları ifade eder. Ancak bugün vurgulanan husus, bilimin barış ve sürdürülebilir kalkınma amacında etmesi gerekliliğidir. UNESCO'nun öngördüğü dünya barışı, öncelikle insan zihninde inşa edilmiş bir barıştır çünkü savaş, daha gerçekleşmeden insanların zihninde şekillenir. Bilim alanında barışın gerçekleşmesi için, zaten barışçıl düşüncelere sahip barışı düşünen  bilim adamlarını gerektirmektedir. Dolayısıyla UNESCO'nun yeni görüşünde barışın sadece devletler arasında savaşın olmaması anlamına gelmediği, aynı zamanda yapıcı bir ulusal yönetim, anlaşmazlıkların çözümü ve bir toplumun farklı kurumsal kesimleri arasındaki ilişkilerde koordinasyonun sağlanması anlamına da geldiği söylenebilir.

Sürdürülebilir kalkınma ise yerkürenin biyofiziksel kısıtlamalarını ve yenilenemeyen kaynakların korunması yoluyla insanların geleceğini şekillendiren süreci ele almaktadır. Başka bir deyişle, sürdürülebilir kalkınma sağlanırsa, kaynakların kullanımı ve ihtiyaçların karşılanması; hayati sistemlerin bütünlüğünü, güzelliğini ve istikrarını bozmayacak ve gelecek nesillerin bu gezegende yaşamasını mümkün kılacak koşulları koruyacaktır. Günümüzde toplulukların çevresel hedeflere ulaşmak için bilim ve bilimsel sermayeyi kullandıkları da boşuna yapılan bir uğraş değildir ve daha büyük bir amaç uğrunadır. 

Günümüzde gezegenimiz, iklim değişikliği krizi ve sonuçları gibi büyük çevresel sorunlar ile karşı karşıyadır.  Öyle bir kriz ki 2050 yılına dek 31 ülkede büyük nüfusun yerinden edilmesine yol açabilecektir. Su kıtlığı, gıda güvensizliği, kuraklık, sel, hortumlar ve kasırgalar, yükselen deniz sıcaklıkları gibi birçok zorluklara sebebiyet verebilecektir Dünya sakinlerinin önümüzdeki on yıllarda daha fazla karşılaşacağı sorunlar bile söz konusudur.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından son dönemde yayımlanan 2021 İklim Raporu, "gözlerimizin önünde değişen" bir dünyayı anlatıyor. Yerküremizin son yirmi yıllık sıcaklık ortalaması ilk kez 2002 yılından itibaren 1 santigrattan daha fazla ısınmıştır. Böylece yerkürenin ısınması  endüstri öncesi çağlara göre en fazla artış seviyesine gelmiştir.  Uzmanlar, deniz seviyelerinin son iki bin yılda hiç olmadığı kadar yükseldiğini söylüyor. Onlara göre, mevcut gidişat devam ederse, 2100 yılına kadar dünyada 630 milyondan fazla insan yer değiştirmek zorunda kalacak ve bunun sonuçları hayal bile edilemez seviyede olacaktır. Bu rapora göre 2021 muhtemelen art arda altıncı veya yedinci yıl yerkürenin ısınması açısından yeni rekorlara şahit olacaktır. Küresel ısınma da ilk kez bir santigrat rekorunu da kırabilecektir. 

Çölleşme, su kıtlığı, ormansızlaşma, kentsel gelişme ve bunların hepsi,  insanların doğaya karşı başlattığı savaşı temsil ediyor. İşte bu noktada, barış ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak, endişeleri ve krizleri azaltmak ve anlaşmak için bilimin rolünün vurgulanması gerekiyor. Tabii bu süreçte çevresel etkileri de hep göz önünde bulundurmamız şart. Özellikle bu sorunlar doğası gereği küresel olduğundan ve küresel bir tepki gerektirdiğinden, dünyadaki tüm toplumlardaki tüm insanları kapsayan bir tepki gösterilmesi şart. 

26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26)'un bu yıl Kasım ayında  düzenlenmesi nedeniyle, "Barış ve Kalkınma için Bilim Günü" bu yıl farklı bir renk almıştır. Buradan yola çıkarak "İklim için Hazır Toplulukların Oluşturulması" sloganı bugün için seçilmiştir. Tabii ki uluslararası bilimsel ve teknolojik işbirliği ve hayırsever yardımlar bu krizlerin etkilerini azaltabilir. Çünkü bilim, insanın acısını azaltabilmelidir. Halihazırda bilimsel bilginin gelişimi her zamankinden daha önemli. Bilim toplumla daha yakından bağlantılı hale geldikçe, insanlar bilimdeki ilerlemelerin daha fazla farkına varıyor ve gezegenimizin kırılgan konumunu anlayarak bilim adamlarının daha sürdürülebilir toplumlar yaratmadaki rolünün önemini de fark ediyor. 

Ancak bilimin hem olumlu hem de olumsuz roller oynayabilecek iki yanı keskin bir bıçak gibi olduğu unutulmamalıdır. Bilim hem barışa hizmet edebilir hem hizmet etmeyebilir. Bu bizim bilimi nasıl kullanmamıza ve ona nasıl bakmamıza bağlıdır. Bir yandan insanlar bilimi kullanarak; mağara hayatından çıkmış ve diğer gezegenleri fethetmeyi başarmıştır, öte yandan , bilim ve teknoloji de dahil olmak üzere herhangi bir yola baş vurarak hegemonya ve tekel peşinde koşmuştur. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nin koyduğu temel taş, bugün ABD bilimini yönlendiren genel yapıyı yaratmıştır.  Amerika bu dönemde ilk kez Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini nükleer silahlarla hedef aldı ve bu korkunç cinayetle, bilim ve teknolojinin nasıl otorite ve güç kanyağı olabileceğini de göstermiş oldu. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei konuşmalarından birinde bu hususta değinmiş ve şöyle buyurmuştur: "Bilgi, bir ülkenin izzeti ve gücünün en bariz aracıdır.  Bilgeliğin bir diğer yüzü ise beceridir.  Batı dünyası  bilgisi sayesinde 200 yıllık servet, etkinlik ve güç  kazandı, ahlaki ve inançsal  temellerdeki yoksunluğuna rağmen  bilim kafilesinden uzak kalan topluluklara Batılı hayat tarzını dayatarak  onların ekonomik ve siyasi iradelerini eline aldı. "

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei  sözlerinin devamında  bilimin geliştirilmesi ve bilimsel kazanımlardan yararlanma zaruretine vurgu yaparak şöyle buyurmuşlardır: " Yeni bilimler ve ilgili teknolojilerinden geri kalan her millet, geri kalmaktan, hor düşmekten ve belli güçler tarafından sömürülmekten başka bir kaderi olmayacaktır. Bu yüzden ülkenin bilimsel hareketinin hızı düşmemeli ve bu gelişme durmamalıdır. Kazandırılan ivme, uzun yıllar, bilimsel zirveye ulaşılana dek devam etmeli, korunmalı ve güçlenmelidir. "

Doğal olarak dünya barışını savunan ve bilimsel yöntemlerden yararlanan toplumların, barışın gelişmesi için küresel sorunları ele almak için ortak bir yaklaşım benimseyebilecekleri ve farklılıkları aramak yerine ortak noktalara odaklanmaya çalışabilecekleri açıktır. Bir diğer yandan ise, barışın inşası ve korunması için zaten barışı düşünen bilim insanlarına ihtiyaç vardır.  UNESCO Ulusal Komisyonu Genel Sekreteri, bilim adamları etik ve mantığı kendi bilgileriyle birleştirmedikçe bunun mümkün olmadığına inanmaktadır. Buna rağmen bazı bilim adamları, devlet kurumlarındaki işleri nedeniyle teknolojiyi otorite hizmetine sokmuş olsalar da, nihayetinde dünya barışı için özgürce ve amaçlı olarak çalışabilen ve adaletsizliğe ve siyasi uyumsuzluğa karşı koyabilen de bilimdir. Barış ve kalkınma için bilim günü, dünya insanlarının bu özlemini yansıtmanın zamanıdır.