Latin Amerika'nın Rusya yaptırımlarına katılmaması
Rusya dışişleri bakanlığı Latin Amerika masası müdürü Aleksandr Şetinin, Rusya'nın Latin Amerika'daki ortaklarının Batı yaptırımlarına katılmadığını belirterek " Rusya, Avrupalı ve ABD'li şirketlerin Rusya topraklarından çıkması sorunu ile karşılaşmak için Latin Amerika ülkeleri ile işbirliklerini arttırmaya hazır. " diye konuştu.
Şetinin, yaptırımların etkisini azaltmak için, Avrasya ve Latin Amerika ülkeleri arasındaki ticari ve ekonomik işbirliklerin devam edeceğini de belirtti.
Bu Rus yetkili, Ukrayna'daki durumun Latin Amerika'nın "bağımsız bir dış politika yaklaşımı" izlediğini gösterdiğini kaydetti. Şetinin, Küba, Arjantin ve Venezuela'yı bu ülkeler arasında yer alan taraflar olarak adlandırdı.
Görünen o ki yaptırımlar ile mücadele etmek için Rusya, yalnızca ticari ve ekonomik yönelimlerini değiştirmekle yetinmemiş Latin Amerika da dahil olmak üzere yeni bölgelerle ilişkilerini genişletmekle ilgilenmeye başlamış, aynı zamanda yaygın ve benzeri görülmemiş Batı yaptırımları karşısında ekonomik, ticari ve parasal iletişimler sağlamaya başlamıştır. Bununla birlikte ulusal para birimlerini kullanmaya da vurgu yapmaya başlamıştır. Bu durum, başta ABD olmak üzere Batı'nın yıkıcı eylemlerinin doları bir araç olarak kullanarak bu ilişkileri bozmasını engellemek anlamına geliyor. Bu bağlamda Rus yetkili Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerin kesilmeyeceğini belirterek milli para birimleri ile ödeme yöntemlerinin kullanılacağını vurgulayarak "Uluslararası siyasi konjonktür ne olursa olsun, bölgesel ortaklarımızla bu konuda tedbirler alınmaktadır." diye konuştu.
Latin Amerika'nın konumuyla ilgili önemli nokta, bu bölge ülkelerinin Ukrayna'daki savaş konusunda Batı'dan ayrı bir yol izlemesidir. Latin Amerika'daki hiçbir ülke, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki tutumuna kayıtsız şartsız uyum sağlamadı ancak Venezuella, Küba, Nikaraguay gibi ülkelerin hatta Meksika, Kolombiya, Şili ve Brezilya'nın Rusya'ya tepkisi, bölgenin uluslararası hukuku savunduğunu yansıtıyor. Aynı zamanda Latin Amerika ülkeleri Rusya'ya karşı ABD ve Batı blokundaki müttefiklerinin yanında yer almayı da reddetti. Buna karşılık, Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador, ABD hükümetinin Meksika-Rusya Dostluk Grubu'nun Meksikalı üyelerinin vizelerini kaldırma tehdidine yanıt olarak şunları söyledi: "Bu girişim, 'Soğuk Savaş'a dönüşün' bir işaretidir. "
Meksika hükümeti daha önce Rusya'ya ekonomik yaptırım uygulamayacağını açıklamıştı. Obrador, bu ülkenin "dünyanın tüm hükümetleri" ile iyi ilişkilerini sürdürmek istediğini vurguladı. Nitekim Meksika'nın Rusya ile 2019 yılı ticaret hacmi 2 milyar 10 milyon dolara ulaştı.
Latin Amerika ülkelerinin, hatta ABD'nin komşusu olan Meksika'nın bile Rusya karşıtı eylemlerde Washington'un yanında yer almayı reddettikleri açıktır. Bu ülkelerin birçoğu için Ukrayna savaşının devam etmesi ve yayılması ve küresel ekonomiye etkileri, özellikle enerji alanında, özellikle petrol alanında yıkıcı ve zararlıdır. Capital Economics Enstitüsü yeni ortaya çıkan piyasaları masası uzmanı Nikhil Sanghani şöyle diyor: "Artan petrol fiyatları Latin Amerika'nın çoğu yerinde kötüleşen ticaret koşullarına sebebiyet verecektir."
Bu yüzden Rusya'nın Ukrayna çıkarmasını Rus rakibi zayıflatmak için altın bir fırsat olarak gören ABD ve Batı'nın tersine Latin Amerika'da Washington'ın politikası geniş çapta eleştirilmektedir. Genel olarak, Ukrayna savaşı ve Rusya'ya karşı eşi görülmemiş Batı yaptırımlarının dünya ekonomisi, ticareti ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere dünya hayatının çeşitli yönleri üzerinde derinden olumsuz bir etkisi olduğu göz önüne alındığında, bu yaptırımların devamının bu küresel hayatı derinden etkileyeceği söylenmelidir. Yaptırımlar hususunda ise G20 üyesi olan Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye ve Meksika da dahil olmak üzere dünyada ciddi bir muhalefetle karşı karşıyayız.